Son Dakika    |     Sitene Ekle    |    Künye     |     İletişim

PEŞMERGE MUHATABINIZSA MUHALEFET NEDEN DEĞİL?

Duygu SUCUKA
         PEŞMERGE MUHATABINIZSA MUHALEFET NEDEN DEĞİL?

Peşmerge Muhatabınızsa Muhalefet Neden Değil?


 


Başbakan, Devlet Bahçeli’nin, Hükümet kanadıyla Barzani görüşmesine olan tepkisine karşı “muhatap almıyorum” diyor. Başbakan muhalefeti bir kez muhatap alsa, “bu ülkenin sorunları hakkında sizi de dinlerim” dese ne kaybedecek acaba? Yaptığı tek şey ‘sizi muhatap almıyorum’ tavrı oluyor.


 


2007’nin Şubat ayının ilk haftası. O tarihte, Abdullah Gül Dışişleri Bakanı ve bu sıfatla ABD’ye gidiyor. Bir hafta sonra da Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt ABD’ye gidiyor. Dönüşlerinde bir tartışma başlıyor. Dışişleri Bakanı Gül, Kürt grupların Irak’ın yönetiminde olduğunu ve siyasi çerçevede Kuzey Irak’taki Kürt gruplarla görüşülebileceğini söylerken Genelkurmay Başkanı “görüşmem” diyor. Tartışma kamuoyuna yansıyarak devam ediyor.


 


2008 Mayıs ayı başında, Türk Dışişleri yetkilileri, Talabani’nin ofisinde, Talabani ve Barzani ile bir görüşme yapıyor. Medyaya düşen notlardan birisinde şöyle diyordu:


[Görüşmenin sonunda heyetlerin, Türkiye ve Kürt Yönetimi arasındaki bütün sorunların çözülmesi, iki tarafın çıkarı için siyasi, iktisadi, sosyal ve güvenlik alanlarında toplantıların düzenlenmesi, istişarelerde bulunulması ve bunun devamının getirilmesi zaruretine dikkat çektikleri belirtildi. 02.05.2008 / http://www.dunya.com/haber.asp?id=8147]


Burada, ‘her iki tarafın çıkarı’ sözünden hareketle, bu görüşmeden elde edilen çıkarlar var mıdır, karşı tarafın çıkarları ne olmuştur? Açıklanması gereken bir mevzu değil midir bu?


 


“Kürt gruplarıyla görüşürüm-görüşmem” tartışmasının üzerinden iki yıla yakın bir süre geçiyor. 2008 Ekim ayı ortalarında, Türk Dışişleri yetkilileri ikinci kez, bu defa Talabani’siz Barzani ile Bağdat’ta bir araya geliyorlar. Bu görüşmeden önce Barzani Talabani ile görüşüyor ve icazet alıyor. Tabi ki Talabani de ABD ile. Görüşülen konular nedir, ne gibi tavizler alınmıştır-verilmiştir, herhalde bu da devlet sırrı oluyor.


 


Barzani ile yapılan görüşmelere ve Türkiye’nin bölünmüş haritasına isyan eden MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin ağır eleştirilerine Başbakan “sen muhatabım değilsin” diyor. Yanlış bir tutum. Muhalefet dikkate alınmak, hatta zaman zaman oturup ülke meselelerini birlikte değerlendirmek gerekir. Gelinen noktada görünen manzara şudur: Muhalefeti muhatap almayan hükümet, bu ülkenin bölünmesi yolunda çaba harcayan, terörü besleyen ve Türkiye’nin başını ağrıtmaya devam eden peşmerge başını muhatap almayı halka nasıl açıklıyor acaba? Türkiye için hiç de iyi niyetleri olmayan bir baş muhatap alınıyorsa eğer, buradan Türkiye’nin çıkarları neler olmuştur, ne gibi faydalar sağlanmıştır, bunların da vatandaşa açıklanması gerekir.


 


MHP’nin izlediği muhalefet biçimine gelince; muhalefeti sadece terör ve Güneydoğu konusunda yaptıklarını, bunun doğru olmadığını söylemek isterim. Türban ve köşk konusunda Hükümete destek vermeleri, tümden AKP yanlısı oldukları anlayışını getirmiştir beraberinde. Öyle olmadığını bilen biliyor ama işine gelen de öyle beklenti içine giriyor.


 


Bugün kamuoyunda sıkça dillendirilen bir başka konu da CHP ve MHP’nin neden Güneydoğu’da varlık gösteremediği, oralarda da varlık göstermeleri gerektiğidir. Doğru bir tartışmadır. CHP’nin bugün nasıl bir Güneydoğu politikası var bilinmez. Bu konuda muhalefet bile yapmaz CHP. MHP’nin muhalefeti ise sadece eleştirmek ve ABD’nin ortaya sürdüğü bölünmüş Türkiye haritalarına karşı bağırıp çağırmaktır. Yaratılmak istenen yaratılmış, o haritalar ortaya atılmış, bizim hükümet ve muhalefetimiz de bunun kavgasını yapmaktadır. Oysa yapılması gereken, böyle bir şey yokmuş gibi, elbirliği içerisinde, meselelerimizin ortak bir akılla çözüm arayışına yönlendirilmesidir. Nerde öyle bir tavır, nerde öyle bir yaklaşım, nerde öyle bir anlayış.  Muhalefet feryat eder, “ülke bölünmesin, teröre taviz vermeyin” der. Hükümet ise “sen muhatabım değilsin” der.


 


Muhalefet karşı çıkarken, asker karşı dururken, Hükümet Kuzey Irak’taki Kürt gruplarla görüşmeye devam etmekte, Güneydoğu meselesinin çözümüne bu yoldan çareler aranmaktadır. Bu görüşmeler, Türkiye’de demokrasinin geliştiğinin bir kanıtı mıdır yoksa ABD’nin dayatması mıdır, onu görmek lazımdır. Yazıya giriş yaparken verdiğim ayrıntılar tüm tezgâhların ABD tarafından yapıldığının ifadesidir. ABD Ortadoğu’yu nasıl tezgahlamışsa o yöne doğru sürüklemektedir. Karşı durmak ya da yanında olmak hiçbir şey ifade etmiyor. Karşı duranı tehdit ediyor, yanında olanı ikna ediyor.


 


Topyekûn halkın psikolojisini dikkate almak ve ülke meselelerinde, hükümetiyle muhalefetiyle, en azından ortak bir akılda buluşmak siyasi ahlakın bir mecburiyetidir.

Bu yazı 1049  kere okundu

Bu Yazıyı Paylaş: Add to: Facebook.com Add to: StumbleUpon Add to: Yahoo Add to: Google

YORUMLAR

SON YAZILARI

Toprağa Gömülen Sevdalar Kadına şiddet ve intiharlar paneli raporu Ya 12 Eylül Öncesi? Görev süresi dolan rektörler ne yapar Merkez Valilerinin Merkezi İstanbul'un Kayıp Çocukları Türkiye’nin Sokak Çocukları Liseler 4 yıl ama eğitim 3 yıl Ölen Diktatörün ağlayan ülkesi Vurun Devlete

KÖŞE YAZARLARI

ÇOK OKUNANLAR

Sikayetim Var !

1Cumhuriyet evleri 2Trafik rezaleti. 3cadde ve sokak ışıklandırması 4GERİ DÖNÜŞÜM KUTUSU İSTİYORUZ 5soru 6İNSAN SAĞLIĞI 7Geridönüşüm noktaları 8sivrisinek ler 9hizmet mi eziyet mi.. 10cumhuriyet evleri aldatmacası

YAZAR YORUMLARI

1 İRADE KAZANDI 2 EVET SEVGİLİ BEKİR 3 uyanalım artık 4 tebrik 5 YORUM 6 biz kimiz 7 büyümüşte küçülmüş 8 EN İYİ OLMAK 9 yüreğine sağlık.... 10 mucizeler sonsuzdur

HABER YORUMLARI

1 19 MAYIS ve ATATÜRK 2 TEŞEKKÜR VE ŞÜKRAN 3 Bu şehri sevmiyorum. 4 MUTFAKTA BİRİ Mİ VAR? 5 Güüüüüzeeeellll 6 ben beyaz saçlı bir arkadaşım 7 zor gunlerın adamı 8 çiftçi 9 mersin 10 Tebrik

Anketler

En çok hangi rengi seviyorsunuz?
Beyaz
Kırmızı
Mavi
Mor
Pembe
Sarı
Siyah
Turuncu
Yeşil

Gunluk Gazeteler