Türkiye’nin Sokak Çocukları
Bu konu son yirmi yılın giderek büyüyen dramı oldu. Toplum olarak konunun ciddiyetinin çok farkında değiliz. Ancak arada bir basının verdiği tinerci cinayeti ya da balici çocuklar dehşeti türünden haberlerle irkiliyoruz.
Güneydoğum Derneği olarak sokak çocuklarını 4-5 yıldır işliyoruz. Bu kapsamda, değişik illerde sokak çocukları panelleri yaptık. Batman, Diyarbakır, Gaziantep, Ankara, Antalya çalışma yaptığımız iller oldu. Çalışmalarımız kapsamında görüp öğrendiklerimiz şunlardı:
Güneydoğu, Göç, Büyükşehir kavramları sokak çocukları kavramıyla iç içe olmuş. Sokak çocuğunu veren ve alan iller bazında bakıldığı zaman; Güneydoğu illeri hem vermiş hem kendinde barındırıyor, Batıdaki Büyükşehirler de bu çocukları alıyor. Diyarbakır, Batman, Siirt çocukları ihraç eden; Mersin, Adana, İzmir, İstanbul, Antalya da ithal eden illerin başında geliyor.
Göçler, Büyükşehirlerdeki dramların en önemli sebebi diye bilinir. O şehirlerde, göçle gelenlerin oluşturduğu semtler, mahalleler hatta ilçeler oluşmuştur. O mahallelerin sokaklarındaki çocuklar çok şanslı değildir. Aynı şekilde Güneydoğunun bazı illerinde yoğun nüfusun, kalabalık ailelerin umutları o küçücük bedenlere yüklenmişse yine karşınızda umutsuz tablolar oluşur bir anda.
Çocuğu sokağa taşıyan sebepler sadece bunlar mı? Tabi ki hayır. 6-7 yıl kadar önceydi, basın da sıkça işlemişti; Güneydoğu illerinden kaçırılan çocukların İstanbula getirilerek suça sürüklendiği, kapkaç, hırsızlık suçlarında kullanıldığı haberlerine pek yabancı değiliz.
Her ne kadar Güneydoğu penceresinden bakılsa da, sokak çocuklarını sadece bu kapsamda görmemek lazım. Büyükşehirlerin kendi bünyelerinden yarattıkları sokak çocukları da var mutlaka.
Sokak Çocuklarıyla ilgili çalışmalarımızın son bir değerlendirmesini, 27 Ocak 2012 günü, Ankarada düzenlediğimiz bir çalıştayla yaptık. Güneydoğum Derneğinin organize ettiği bu çalıştaya Çankaya Üniversitesi de ev sahipliği yaptı. Bu çalışmanın hedefi, konuyu sahiplenmesi gerekli kurumu ya da kurumları ön plana çıkarmak ve bu konuda kurumsal işbirliği zorunluluğunu vurgulamaktı.
Geniş bir katılım grubuyla gerçekleştirilen Çalıştayda çok değişik kurumlardan katılımcılar vardı.
Ankara Valiliği adına, uzun yıllardır Sokak Çocuklarına dönük çalışmalarıyla bilinen Ankara Vali Yardımcısı Mehmet Seyman katıldı.
Ayrıca Çankaya, Maltepe, Hacettepe, Çukurova Üniversitelerden birçok Bilimadamı;
İçişleri, Sağlık, Adalet, Çalışma ve Sosyal Güvenlik, Aile ve Sosyal Politikalar, Milli Eğitim, Gençlik ve Spor Bakanlıkları ile Ankara Büyükşehir Belediyesinden temsilciler;
Ankara, Adıyaman, İzmir illerinin Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüklerinden katılımcılar;
Emniyet Genel Müdürlüğü ile İstanbul, İzmir, Adana, Ankara, Antalya, Mersin, Diyarbakır, Batman, Mardin, Siirt, Şırnak, Gaziantep, Şanlıurfa, Adıyaman illerinin Çocuk ve Toplum Destekli Polislik Şubelerinden çok sayıda katılım vardı.
Çalıştay günü, olağanüstü bir gündü. Ankarada olağanüstü hava şartları çalışmayı da olağanüstü kıldı. Bu çalıştay için görevlendirilen ya da görev alan kamu çalışanları, bürokratlar, bilim adamları, çok zor hava şartlarına rağmen yollara düşüp geldiler. Hatta kimileri yollarda kalsalar da yetişmeyi başardılar. Onların konuya olan yakınlığı, duyarlılığı, birikimleriydi böylesine zor bir günde çalışmayı gerçekleştiren ve anlamlı kılan. Ayrıca Ankaradan katılanlar için de aynı şeydi. Öylesine kar yağıyor, öylesine ulaşım zor ki, insanlar evlerinden çıkmaya çekinirken, bu çalışmadaki herkes toplantı saatinde oradaydı. Bence bu bir görev sorumluluğundan öte bir gönül sorumluluğuydu.
Üniversiteler, Bakanlıklar, Ankara Valiliği, Ankara Büyükşehir Belediyesi, İllerin Sosyal Hizmet Birimleri, Emniyet Birimleri bir araya geldiler, hep birlikte, bir arada sokak çocuklarını konuştular, sorunları, sebepleri ve çözümleri sıraladılar. Ama asıl mesele bu sorunun çözümü konusunda, kurumsal bazda bir araya gelebilmeleridir. Senin fikrin şu, benimki bu, sen üniversitesin, ben bakanlık, sen belediyesin ben valilik demeden, çözümde ortak arayış, ortak eylem içinde olabilmektir esas olan.
Bugün görüldüğü kadarıyla sokak çocukları konusu biraz Emniyet birimlerinin üzerine kalmış gibi. Bu nedenle olmalı ki Emniyet Teşkilatında Çocuk Şubeler oluştu. Ve yine gördüğümüz kadarıyla, mücadele bazlı projeler genellikle Emniyet Çocuk Şubeler tarafından yürütülüyor. Devletin bünyesindeki diğer Sosyal Hizmet Birimlerinin biraz daha bu konuya eğilmesi gerekiyor. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığına çok iş düşüyor. Belediyeler de inisiyatif almalı bu konuda. Hepsinden önemlisi kurumsal iş birliğinin olmasıdır.
Kurumsal iş birliği çok önemlidir. Yerel yönetimler, Üniversiteler, Kamu Kurumları bir araya gelebilse, bu ülkenin değil sokak çocukları, çözülmeyecek sorunu kalmaz. Ancak iyimser olabilmek için öncelikle o kurumların arasındaki sorunları çözmek gerekir
|