Uluğ Duaları Üzerinize Olsun
“Atalarımızın ve Aksakallarımızın uluğ duaları üzerinize olsun... Nasip bugüne imiş. Ulaşabildiğim müddetçe, İstikbal Gazetesi nden köşenizi takip etmekteyim. Geçtiğimiz günlerde, Mersin de, İstek Matbaası nda Şah İsmail Ateş ağabeyim ile tanıştım. Hoş sohbet bir insan olduğu kanaatinde idim. Yanılmamışım. O nun vasıtası ile "Akıl Yolu Derneği" ve yayın organı "Yolcu Dergisi" ile tanıştım. Dernek adını duyunca, tarihimin derinlerine doğru şöyle bir uzandım. Bizim olup da bize unutturulma çabasındaki uluğ atalarımızın adlarını yad ettim. Ne büyük bir şeref! Yalnızca Türk Tarihi nde değil, yalnızca İslam Tarihi nde de değil; Dünya Tarihi nde "Akıl Yolu", İmam Muhammed Maturidi nin ebediyete saldığı uhrevi bir nidadır. Kaynak, herşeyi gören, duyan ve bilen Allah tır. Biliyorum ki, bugün Türk Milliyetperverliği adına yola çıkmış bir çok gencimiz İmam Muhammed Maturidi ismine yabancı kalmaktadır. Bir vakitler, Hâce Ahmet Yesevi hızıyla barklarımızı aydınlatan "Akıl Yolu Meşalesi", yüzyılların omuzlarımıza yüklediği ağır yükler neticesinde yerini "Beynelmilel Şekilcilik"e bırakmıştır. Bu, ruhunu yüzüncü sırrın ardına uğurlamış kemalat sahibi kocamışlarımız ve Onların torunları bizler için ne hazin bir durumdur. Şah İsmail Ateş ağabey ile görüşmemizde, uzunca bir zamandır şiirle uğraş verdiğimi belirtmiştim. Türk Söz İlmi ne ait okyanusa bir dalga köpüğü kadar da olsa katkıda bulunma maksadıyla çıktığım bu yolda, şakaklarıma perçimlediğim sorumluluğumun bilincindeyim. Mahlasım, "KURTBALA”DIR. Şiirlerimde Kurtbala mahlasını kullanmaktayım. Tüm siyasal yaklaşımların üzerinde ortaya koyduğunuz bu kültürel hassasiyet, beni ve inanıyorum ki, benim gibi düşünenleri fazlasıyla mutlu etmiştir. Bir kaç adet şiirimi sizle paylaşmak istiyorum. Sevgiyle kalınız...
Solayım Ellerinde Bir Gül De Ben Olayım
Göğsümde seher yeli gecesi gözlerinde Kırılgan bin damlada bir sel de ben olayım Yıllanmış akıl kârı amade sözlerinde Yüzünde düşten düşe bir tül de ben olayım Solayım ellerinde bir gül de ben olayım
Gürbüzler soluğunda mahmuzlar taya ezgin Kılıçlar örste kızgın kalkanlar göğe bezgin Alevden çağlayanda Yavuz’da dolu dizgin Sürülmüş Hatayî’ye bir çöl de ben olayım Solayım ellerinde bir gül de ben olayım
Hamasi gönül üzre hamasi gök tuğunu Yerince yağız yerde sızımda sal yuğunu Ordular kürüyende Afşin Bey buyruğunu Babek’te paramparça bir el de ben olayım Solayım ellerinde bir gül de ben olayım
Mahâlde erler pirler obada gökçe beyler Belirsin ar aydınlık gümana düşsün peyler Sehpası Hızır Paşa türküde esrik meyler Pir Sultan mızrabına bir tel de ben olayım Solayım ellerinde bir gül de ben olayım
Ademden dem düşende kemâller tanışınca Divânım mısralarda dar hâlim danışınca Hallac’ın dost nârında fermanlar konuşunca Yüzülen Nesimî’de bir zûl de ben olayım Solayım ellerinde bir gül de ben olayım
Nasibim buyruk eyle hışmımla hınç salayım Salayım seyri âlem yıkılmaz tunç kal’ayım Hayrında yedi iklim Kurt özüm Kurtbala’yım Yesevî Dergâhı’nda bir kül de ben olayım Solayım ellerinde bir gül de ben olayım”
19 Mayıs 2006 // T A R S U S // HAKAN İLHAN KURT
İmdi…! Eline, kalemine, yüreğine sağlık.
|