AKDENİZ-GİRİT ve FENİKELİLER
Çimsa İstabul’da bir müze açılışı yaptı. Buradaki resimler ve buluntular içerisinde ilgimi çeken adalara ulaşmak için yapılan gemiler oldu. Bende daha önce Kutsal Bekar adlı kitabımda konu ettiğim Akdeniz’in yerli halkı Fenikeliler ve Türklerle bağlantısını dile getirmiştim. Tekrar hatırlayalım.
“F. Won Margaret Hasluck’un, “Bektaşiliğin Coğrafi Dağılımı/ Christianity And Islam Undar The Sultans” adlı çalışmasında Girit’e giden Türkleri ve Bektaşiliği adeta yok saymış ve Giritteki Müslümanları başka soylardan gelmiş gibi ifadesi doğru bir tespit değildir. Ancak adanın yerli halkı Fenikeliler olup bir çok yönden Türklere benzemektedir. Türk soyundan geldikleri var sayılır.
F. Won Margaret Hasluck’un, “Bektaşiliğin Coğrafi Dağılımı/ Christianity And Islam Undar The Sultans” adlı çalışmasından; Adadaki Türk unsurunu göz ardı eden bir çalışma olup rağmen Girit ve Bektaşilik bölümlerinde F. Won Margaret Hasluck’un, “Bektaşiliğin Coğrafi Dağılımı” adlı çalışmasını incelemedin mi ? Eleştirisini karşılamak açısından bu çalışmadan bir bölüm alınmıştır.
“Girit Bektaşi dergahları adanın başlıca üç büyük kentine idi. Kandiye, Resmo, ve Hanya ya dağılmıştı. Bu tekkelerden öncede Kandiye nin iki saat güneyinde bulunan Aya Velasyos köyünde bir tekke vardı. Hanya da Bektaşiliğe bağlı bir kişiden, bu tarikat erbabının 1897 yıllarındaki karışıklıktan önce bu üç kentteki kuvvetleri hakkında edinilen bilgi o günlerden sonra 1898’de Müslüman Giritlilerin birçoğu Anadolu, Trablus ve diğer Akdeniz adalarına önemli miktarda göç etmişlerdir. Bu hareketten önceki durum aşağıdaki istatistikte görülebilir. 1897 tarihinde ilk göçten evvel Kandiye’de 5.000.- kişi, Resmo’da 3.000.- kişi, Hanya’da 200.- kişi idiler. Kandiye güneyindeki bölge, Müslümanların en güçlü bulunduğu bir yerdir. Müslüman Giritlilerin boy olarak Giritli olup (Giritli diye bir boy yoktur. Anadolunun değişik illerinden giden Türkler tarafından Bektaşi dergahları kurulmuştur.) Türk fetih devrinden beri Hıristiyanlıktan Müslümanlığa girmiş yerli unsurlarını temsil ettiklerini söylemeye çok da gerek yoktur, sayıları azdır. Adanın merkezi ve önemli bir kenti olan Hanya da Bektaşilerin sayıca azlığı ise burada Mevlevilerin güçlü olması ve aynı zamanda Bingazi deki Halikuti den buraya akın eden Trablus halkının, Rufailerin bulunması ile açıklanmaktadır. O tarihlerdeki benzeri durum Anadolu’da da yaşanmaktaydı. Aristokratlar devlet erkanı ve bürokratlar Mevlevi, Bektaşiler halktan kişilerdi.
Horasanlı Ali Dede; Kandiye’deki Tekke şehrin 45 dakika güneyindeki anayol üzerinde Knossos mevkisi ile Forneça (Fortezza) köyü arasında bulunuyordu. Kandiye’nin uzun kuşatması esnasında Türklerin karargahı Forteça idi. Kandiye nin 1669 dan önce Horasanlı Ali Dede adıyla ünlü ve burada gömülü bulunan bir ermiş tarafından 1650 de kurulmuştur. Halife adını taşıyan şeyhler genellikle Arnavut’tur ve bir çoğu mücerreddir (Kutsal Bekar). Selefleri müteehhil (Evli) de olsa yerine bir mücerredin geçirilmesi tekke için daha uygun olacağı düşünülürdü. On iki kadar dervişin varlığı bilinmekte, bunların çoğunun da Arnavut olduğu eski kaynaklarda geçmekte. Tekkenin güzel bir irade ve iyi bir yönetime sahip olduğu da bilgiler arasında. Kandiye nin Yeni kapısının dışında Rızk Babanın mezarı vardır ki başlığı üzerinde Bektaşi azizlerine mahsus taç ile temeyyüz eder. Hazinesinin içerisindeki ağaca iliştirilmiş bir yığın bez parçalarından hükmü icbab ederse, halk nezdin de çok saygın bir şefaatçi idi. Mezar yanında yapılmış ufak bir kulübe, maaşsız türbedarın kabridir ki, sahibi olan azizin yanında bulunur. Resmo daki tekke ise Hasan Babanın kabrini barındırır. Hanya da, Bektaşilerin göçü dolayısıyla, şimdi hiçbir tekke yoktur. Mustafa Gazi isminde bir cihat eri, şehrin dış kenarında açık bir türbe altında gömülüdür; Başlığının üzerinde tarikatın alameti olan taç vardır. Bu türbe 22 Mayıs günü Trabluslular tarafından kalabalıkla ziyaret edilmektedir.”
İmdi...! 1645 Girit’in fethi, biz Girit’te binyıllardır varız. İnanmayan Fenikelilere bakabilir.
|