KOKUYA ALIŞMAK - KANIKSAMAK
Bilinen bir öykümüdür, yoksa anonimidir bilmem ama bu hikâye zaman zaman anlatılır. Bir de biz anlatalım, bakalım sonu nereye bağlanacak.
“Zamanın birinde Batı Anadolu köylerinden bir delikanlı çalışmak için İzmir e gider. İzmir in köklü ailelerinden birisinin kızıyla tanışırlar ve evlenmeye karar verirler. Ancak kızın ailesi razı olmaz. Kız tüm engellere aldırmadan köylü delikanlı ile evlenir. Ama ekonomik sıkıntılardan dolayı İzmir’de yaşayamazlar. Tek çare köye gidip yerleşmektir. Şehir kızı köy hayatına alışmakta zorluk çeker. Onu en çok rahatsız edende hayvan dışkılarının çevreye yaydığı kokudur. Kokuyu ortadan kaldırmak için her gün bahçeyi temizler. Evin yaşlı dedesi "Kendini fazla yormaması gerektiğini, ne kadar temizlik yaparsa yapsın kokunun devam edeceğini" söylemesine rağmen kız ısrarla temizliğe devam eder. Dedeye de bu kokuyu gidereceğini söyler ısrarla. Aradan 3 ay geçer. Kız sevinçle dedenin yanına gelir ve artık bahçede hiçbir kokunun olmadığını, sonunda kokuyu ortadan kaldırdığını söyler. Dede kıza döner ve "kızım koku hala aynı koku, sen kokuyu ortadan kaldırmadın sadece senin burnun kokuya alıştı." der.”
Kasetler…!
Şantajlar…!
Küfürleşmeler…!
Tutuklamalar…!
Ses kayıtları…!
Sokak adamları gibi şerefsizim, şerefsizsin atışmaları…!
PKK-MİT (sözde) görüşmelerinin ses kayıtları…!
Doğrusu bu kokuların içinde yapılacak ANAYASA’yı çok merek ediyorum. Artık hacı yağı gibi mi kokar, ŞAM’ın şekeri gibi mi kokar, TEZEK gibi mi kokar, YUNAN rakısı gibi mi kokar bilmem ?
İmdi…! "Kızım koku hala aynı koku, senin burnun kokuya alıştı." Her şey ne kadar normalleşti d e ğ i l m i ???
|