1925 MUSUL KERKÜK / 1937 HATAY / 2011 ?
1925 MUSUL KERKÜK: Atatürk 1925 yılında engellenen Musul ve Kerkük’ü geri alma idealinden ömrünün sonuna kadar vazgeçmez. 1933 yılında Amerikalı General Mc Arthur ile yaptığı görüşmede de bu düşüncesini dile getirerek. “Allah nasip eder, ömrüm vefa ederse Musul, Kerkük ve adaları geri alacağım. Selanik de sahil Batı Trakya’yı Türkiye Türkiye hudutları içine katacağım.” ifadelerini kullanmıştır.(Kamuran Çam) Yazarında dile getirdiği gibi 1925 Musul Kerkük meselesinin engellenmesi için Şeyh Said ayaklanması organize edilmiştir.
1937 DERSİM: Seyit Rıza imzalı bu mektup, yine organize bir işle karşı karşıya olduğumuzun resmidir. Peki ne oluyordu 1937’de HATAY’IN evet Hatay Devletinin Türkiye’ye ilhakı için çalışmalar yapılıyordu. Bizzat Bozkurt’umuz Başbuğlar Başbuğu Mustafa Kemal Atatürk o bölgeye yerleştirilen ailelerle ve Türkiye’ye katılmak isteyen Arap vatanseverlerle ilgileniyordu. Sonra ne oldu.
Mektubu sunuyorum: İngiltere Dışişleri Bakanlığına; Yıllardır, Türk Hükümeti Kürt halkını asimile etmeye çalışıyor ve bu amaçla halkı eziyor, Kürtçe yayınları ve gazeteleri yasaklıyor, anadilini konuşan insanlara işkence ediyor ve sistematik olarak insanları Kürdistan’ın bereketli topraklarından söküp, Anadolu’nun çorak bölgelerine göçe zorluyor ve birçoğu oralarda telef oluyor. Türk Hükümeti son olarak, hükümetle yapılan anlaşma gereği, bu işkencelerin dışında tutulan Dersim’e de girmeye çalıştı. Bu olay karşısında Kürtler, uzak sürgün yollarında yok olmaktansa, 1930′da Ağrı Dağında, Zilan vadisinde ve Beyazıt’ta yaptıkları gibi, kendilerini savunmak üzere silaha sarıldılar. Üç aydan beri ülkemi, acımasız bir savaş kırıp geçiriyor. Savaş araçları bakımından eşitsizliğe rağmen ve bombardıman uçaklarının yangın bombaları, zehirli gaz bombaları atmalarına rağmen, ben ve arkadaşlarım Türk ordusunu başarısızlığa uğrattık. Direncimiz karşısında Türk uçakları köyleri bombalıyor, ateşe veriyor, savunmasız kadın ve çocukları öldürüyor ve böylelikle Türk Hükümeti, başarısızlığının intikamını tüm Kürdistan’da işkence yaparak almak istiyor. Hapisler, ağzına kadar masum Kürtlerle doludur. Aydınlar kurşuna diziliyor, asılıyor veya Türkiye’nin ücra köşelerine sürgüne gönderiliyor. Ülkelerinde bulunan 3 milyon Kürt, barış içinde yaşamak, özgür, kendi ırkını, dilini, geleceğini, kültürünü ve uygarlığını korumak istiyor; benim sesimle ekselanslarınızdan maruz bulunduğu zulüm ve adaletsizliğe son vermek için, Kürt halkını hükümetinizin yüksek ahlakî etkisinden yararlandırmanızı diliyor. Sayın Bakan, en derin saygılarımızı sunmaktan onur duyarım. // Seyit Rıza
Kendisini “Kerbela evladı" diye tanımlayan ve seyitlik savında olan bu şahsın; yeziti kimdi. Bu tartışmalar sürer gider. Ancak İmam Hüseyin Allaha sığındı, soyundan gelenler evet, seyid ve şerif diye anılan şahısların ciddi bir kısmı Horasan’a Türklere sığındı. Orada Türklerle yapılan evliliklerden dünyaya gelen seyidler ve şerifler, ileriki zamanda Urumeline (Anadolu) Türk eli yapmak üzere geldiler. Türkçe konuştukları gibi Kürtçe ve Arabça konuşanları da vardır; Seyid ve Şeriflerin.
Oysaki Seyet Rıza İngilizlere sığındı…!
Yıl 2011 İngiltere ziyareti üst düzeyde devam ediyor.
PKK terör örgütü değildir diyenler elini kolunu sallaya sallaya devletin askerine polisine taş atıyor.
“Bengi Yıldız (BDP): PKK terör örgütü değildir. Sizin söylemlerinizi de söylemek zorunda değiliz. Biz 20 yıldır bunu size öğretemedik.” Ahmet Hakan: Bengi Bey, sizi bir konuda uyarmak istiyorum. Az önce PKK terör örgütü değildir dediniz. Bu konuda şiddetle, şiddet uygulayan, eli silahlı bir örgütten bahsediyoruz. Sadece bunu size hatırlatmak istiyorum.” (Ahmet Hakan’ın CNN Türk’te yayınlanan Tarafsız Bölge Adlı Programından.)
İmdi…! Evet yetkililer bir gün terör örgütünden de özür dileyecekler mi ?
|