50 Yıl Sonra…

50 Yıl Sonra…

50 Yıl Sonra…

Rüştü Aydın

Son Güncelleme: 03 Kasım 2012, Cumartesi

Haberi Paylaşın:



50 Yıl Sonra…
 
Toprak denilince ilk aklıma gelen köylüler oluyor. Toprağı en çok seven köylüdür desek yanılmış olmayız.
Hayvanları meralarda otlatan, dağda çobanlık eden yine onlar. Sabah kahvaltımızda soframıza koyduğumuz süt, tereyağı, peynir yine köylülerimizin ürünüdür. Aklınıza gelen tüm sebze ve meyveler ile hayvani ürünler elbette kırsalda yapılan hizmetler ile üretilmektedir.
Emek ürünü çaba sonucu meydana gelen bu ürünleri kolayca elde edebileceğimiz bir mekanizma yoktur. Yani toprak eşittir köylü ve dahası ürün. Bu tezgahın bir parçası ve asli unsuru olan köylerimizi yok saymak aynı zamanda köylüyü de yok saymaktır. Köylü yok olunca, şehirlerimizin varoşlarında kendine ancak yaşam şansı bulabilecektir. Bu durumda ise köylülüğün bir anlamı kalmayacaktır.
Köy ve köylü yok edilirse, gerçekten üretimde yok edilir. İnsanlar bir müddet sonra açlık tehlikesi ile karşı karşıya kalacaktır.
Köylülerin üretimden hariç bir özelliği daha vardır. Toprağına sahip çıkar. Kurtuluş Savaşı’nda bunun örneğini gördük. Düşman çizmesi köye girdiği anda, elinde ne tür silahı varsa karşı koymuş ve düşman denize dökülmüştür.
Bu bilgilerden sonra il sınırlarının Büyükşehir olacağı yasalaşmayı beklerken… Bu yasayla birlikte köyler ve dolayısı ile köylüler ortadan kalkacak. Yerine ne düşünülüyor onu da bilmiyoruz. Kentleşmenin getireceği ağır yükler karşısında, sofralarımıza ne tür ürünler gelecek onu da bilmek gerçekten çok zor.
Belki de elli yıl sonrasında yemek olarak, hap içeceğiz.
Elli yıl denilince, bir haberde okudum. Elli yıl sonrasında kullanmayacağımız şeyleri yazmışlardı. Onlardan bazılarını sizlerle paylaşıyorum: “Eşya onarımı, tüplü tv’ler, fax cihazları, emeklilik, cep telefonları, mendil, sekreterlik, dvd, postane, kütüphane, kasaplık, bedava otopark, telif hakkı, hafta sonu tatilleri, bedava otoyollar, radyo, öğle yemeği, mahremiyet, sendikalar, anahtarlar, madeni paralar, microsoft, petrol, orta sınıf, spam mailler, bağımlılık, buzullar, AB, sağırlık, karbon emisyonu, ulusal para birimleri, banknotlar, cüzdanlar, gece uykusu, körlük, ölüm, ağrı, çirkinlik, estetik ameliyat, ulus devletler.”
Gerçekten bu şeylerin hayatımızdan kalktığını düşündüğümüzde bence insanlık da ortadan kalkmış olur. Yaşamına devam eden bir avuç mutlu insanlar topluluğu dünyada istedikleri şekilde hayat sürmeye devam edeceklerdir. Bunlar ulus devleti kaldırmış olacaklar, mahremiyet ile din ve inanç ortadan kalkmış olacak, insan nüfusu belki de elli yıl sonra bir milyarın altına düşecek… Yeni dünya düzeni dedikleri bu olsa gerek!
İmdi..! Köy ve köylülerimizin yok edilmek istenmesini anladık mı?

Sporda Öne Çıkanlar

Siyaset Haberleri