Üç Ocak Günü, Dört İlçe’den Halk Yürüsün!

Üç Ocak Günü, Dört İlçe’den Halk Yürüsün!

Üç Ocak Günü, Dört İlçe’den Halk Yürüsün!

Rüştü Aydın

Son Güncelleme: 29 Aralık 2012, Cumartesi

Haberi Paylaşın:



Üç Ocak Günü,
Dört İlçe’den Halk Yürüsün!
3 Ocak Mersin’in kurtuluş gününü eskiden bayram havasında kutlardık… Henüz beş altı yaşlarında iken rahmetli babam elimden tutar, doğru Cumhuriyet Meydanı’na götürürdü. Sabahın erken saatinde çiçeklerin bağların süslediği talfarların altına dizilirdik… Daha sonra Mersin Valisi ve protokol üyeleri bindikleri jip üstünde önümüzden geçerler ve biz de onları gururla alkışlardık.. Ardından kağnılardan, gazilerden, köylülerden ve öğrencilerden oluşan kortej yürüyüşünü dakikalarca seyrederdik. Protokol konuşmalarında günün anlam ve önemi anlatılır, şiirler okunur, hikayeler öykülenirdi. Sonra kurtuluş gününü bizzat yaşamış gazi dedelerimizin kurtuluş anını, anlatan tiyatral gösterilerini coşku ile seyrederdik. Tüfekler sıkılırdı, silah sesleri Mersin’de yankılanırdı. Düşman askerleri bir bir yere düşer ve özgürlük çığlıkları ile Mersin’i düşman işgalinden kurtarırlardı. Bu gösteriler her yıl yapılırdı. (*)
12 Eylül 1980 ihtilalinden sonra, 3 Ocak Mersin’in kurtuluş bayramı zamanla protokol etkinliğine dönüştürüldü. Vatandaşın katılım göstermediği şekliyle kutlanmaya halen devam edilmekte…
1999 yılında yapılan yerel seçimlerde Toroslar İlçesi’ni Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) kazandıktan sonra, halkın katılımı ile yapılan kutlamalar başladı. Ne var ki bu kutlamaların bir ayağı hep eksik kaldı.  
MHP’li Toroslar ilçe belediye başkanları tüm gayretlerini ortaya koyarak, Toroslar ilçesine bağlı köylerin ve halkın katılımını sağlayarak; Anıt’ın önünden Cumhuriyet Meydanı’na kadar olan mesafeyi yürüyerek kutlama yapılabilmekte. Cumhuriyet Meydanı’nda ise; Mersin Valiliği, Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı başta olmak üzere Mersin Protokolü, kutlama konuşmalarını yapıyorlar, Toroslar halkını Cumhuriyet Meydanı’na getiren MHP’li belediye başkanına konuşma hakkı bile verilmiyor.
Bu durumu Radyo Ülkü sitesi yazarı meslektaşım, Harun Arslan; Mersin’de iki ayrı kurtuluş kutlaması yapılıyor, kutlamalar ikiye bölünüyor,  içerikli yazdığı makalesinde eleştiri konusu yapmakta. Ben, meslektaşımı bu konuda haklı görmüyorum… Çünkü, 3 Ocak Mersin’in kurtuluş kutlamalarında; halkın katılımının olmadığı bir protokol kutlaması var, bir de köylüler ve Mersin halkının iştirak ettiği ve kilometrelerce yol yürüyerek yapılan bir kutlama var. İkisini birbirinden ayırmak, bölünüyor havası vermek doğru değil. Neticede Cumhuriyet Meydanı’nda bir ve tek yumruk oluyorlar. Buna da en büyük katkıyı elbette Toroslar Belediyesi veriyor. Diğer belediyeler de; Yenişehir, Akdeniz ve Mezitli her koldan binlerce halkı ile birlikte aynı saatlerde yürüseler ve Cumhuriyet Meydanı’nda bir araya gelseler ne iyi olur. Gerçekten harika bir görüntü ortaya çıkar.
Böylece Mersin Valiliği’nin önderliğinde; Tüm belediyelerin gayretleri ile halkın katılımının sağlandığı muhteşem bir 3 Ocak Kurtuluş Bayramı’nı kutlamış oluruz.
      
40.Yılında 3 Ocak
 
 (*) Yazar Mehmet Reşat Ata’nın ve İstikbal Gazetemiz arşivinde yer alan  “Zonturlu Yürüyüş” adlı makalede 3 Ocak Mersin’in kurtuluş bayramında eskiden yapılan yürüyüşlere örnek teşkil eden bir harp malülünün anısını sizlerle paylaşıyorum:
 “ Metnini vereceğim bu yazı, 1962 yılında, o tarihlerde çıkan Kuvayı Milliye de yayımlanmış. Geçmişte Mersin in kurtuluşu resmi olarak 5 Ocak olarak biliniyordu. Daha sonra 3 Ocak olarak düzeltildi. Yazının aslını korumak için olduğu gibi sunuyorum.
Bir Harp Malülünün gözüyle 5 Ocak KIRKINCI YILDA BEŞ OCAK Yazan : Harp Malülü Emin Çöl." Emin Çöl , bu vatanın saadet ve selameti , bu milletin şeref ve İstiklali uğruna iki gözünü birden kaybetmiş Harp malülü bir arkadaşımızdır; gözleri yoktur.Fakat o , her şeyi gören bir gönül zenginliğiyle doludur.Kalbi ile görür , kalbi duyar. Bu görüş ve duygularını zaman zaman dinlendirir de ... O nun bu uğurda söylenmiş güzel deyişleri , içli doğuşları da vardır , şiirdir." " KUVAYI MİLLİYE "
" Oğuzcan ın çağrısı ile bu yıl 5 Ocak şenliğine bende katıldım. Her gün evimde kapanmaktan , Suntras uçurumuna türbin koyup çevre köylere ışık vermek. Yayalara tranvay işletmek, daha böyle hayali deli deli düşünmekten kurtulmuştum.
Derneğin önünde sebil edilmiş bir at arabasına 5-6 kişi dolmuştuk. Atlar bizi zor çekiyordu. Ikış ıkış Osmaniye mahallesine vardık. Buraya köylerden gelmiş yüzlerce temsili milis toplanmıştı. Bunlar 40 yıl önceki babalarına dedelerine benzemek için onlar gibi giyinmişlerdi, onlar gibi Fransızlara karşı kullandıkları av tüfeklerini omuzlarına asmışlardı. Bir çoğu da eski gerçek mücahitlerdi. Hava açık , güneşli idi. Toroslardan soğuk bir rüzgar hafif hafif esiyordu.
Biz üç arkadaş ; biri bir kolundan malül Mehmet salman , biri bir kolu yok Ayşe bacı , biri de iki gözü yok ben M. Emin Çöl düm. Biraz sonra davulların gümbürtüleri ile yürüyüş başlamıştı. Altın sarısı yemişleriyle yüklü portakal bahçelerinin arasından geçiyorduk. Arkadaşım bunları anlatırken çok kalabalık olduğunu söylüyordu ;Kuru çeşmeye geldiğimizi söylemişti. Burada Şehir bandosu ,Tranpet , Boruzan takımları da katılmıştı. Şimdi bu çalgılar ile daha coşkun , daha zonturlu Kuvayi Milliye caddesinden iniyorduk. Yoğurt pazarından sola döndük,Hükümet konağının doğusunda korteje çeki düzen verildi. Biz en önde bir at arabasına alınmıştık. Uray caddesinden Atatürk anıtına doğru ağır ağır yürüdük. Sıra ile çalgıların sesleri sokakları çınlatıyordu. Gümrük alanındaki kalabalığı arkadaşım binlerce diyordu.
Hoparlöre uzak durmuş olmalıyız ki , konuşmaları işitemiyordum. 2 saat kadar bekledik. Bizi en önde açık bir jip e bindirdiler;Mücahit olanları indirdiler. Tok bir ses "buraya bunlar gibi malül Gaziler binecek " diyordu.
Buraya soğuk rüzgarlar daha çok vuruyordu. Üşümüştüm ;çenemin faldırtısını belli etmemeğe çalışıyordum. Çok sevinçli idim şansım beni bu gün kucaklamıştı. Resmi geçit başlamıştı ; kaldırımları yan sokakları gözükebilen yerleri dolduran o binlerce halkın bakışları arasından geçiyorduk. Bu geçiş İskender gibi , Bonapart gibi futuhatçı komutanların geçişi gibi değildi. Bu geçiş en ağır şartlar altında 4 yıl savaştıktan sonra Anadolu’nun ortasında kanlarımızı akıta akıta bizi kartaca gibi yok etmek isteyen düşmanlarımıza karşı , Atatürk gibi muzaffer , dahi bir komutanın çevresinde toplanan karısı ile çocuğu ile kayışı kırık , dökük silahıyla bir milletin nasıl olupta kurtulduğunun küçük bir örneği idi bu geçiş….”

Sporda Öne Çıkanlar

Siyaset Haberleri