Demokrasi Dedik…

Demokrasi Dedik…

Demokrasi Dedik…

Rüştü Aydın

Son Güncelleme: 21 Aralık 2013, Cumartesi

Haberi Paylaşın:



Demokrasi Dedik…
 
Demokrasi dedik… Neden dedik? Kuvvetler ayrılığı var diye.
Yasama yürütme ve yargı her biri; bir birinden bağımsız çalışır. Demokratik bir devlet yapısında, öyle de olması gerekiyor. Tabiî ki iktidarı elinde bulunduran güç (yürütme) yasama ve yargıyı da kendine çalışması için zorlamaması gerekiyor. Zorladığı zaman devletin yönetim şekli demokrasi olmaktan çıkar.
Son günlerdeki operasyonlara baktığımızda ülke yönetimindeki kuvvetler ayrılığına bir gücün daha girdiğini görüyoruz. Yasama yürütme ve yargı haricinde bir de cemaatin gücü konuşuluyor.
İktidar taraftarları devlet içinde devlet olmaz diyorlar. Haklıdırlar. Bence bir an önce iktidarı Türk Milletine teslim etmeliler.
Türk insanı daha fazla üzülmemeli. Türk insanı mutlu ve huzurlu bir şekilde yaşamalı. Milli devlet güçlü iktidar ilkesi gerçekleştirilmeli. Bu istekler yapılamayacak işler değildir. Eğer ki; demokrasiye inanıyorsak, demokratik bir ülke isek; başka güçlere gerek kalmadan kuvvetler ayrılığı ilkelerine sadık kalınmalı. Bu ilkelerin uygulayacağı her karar devletin kararı olmalı. Ve Türk insanının o meşhur “Şeriatın kestiği parmak acımaz” sözü gerçekten de yerine getirilmiş olmalı. Bunun için herkes önce evinin önünü temizlemeli. İnsan olan bunu yapmalı…
Kıssadan hissedir anlatıyorum:
Orta yaşlı emekli bir karı koca varmış… Her sabah belli bir saatte, salonda kahvaltı yaparlarmış. Birkaç lokma ağzına götürüldükten sonra evininin penceresinden dışarıya bakan kadın: “ Bak bak karşı komşu kadın çamaşır asıyor. Ay!.. ne kadar kirli çamaşırları var… bir de onu yıkanmış sanıyor asıyor” diye kocasına yakınırmış. Bir gün böyle beş gün böyle… Aradan üç hafta geçmiş. Yine bir sabah kahvaltısında kadın bir bakmış, karşı komşunun astığı çamaşırlar tertemiz, pırıl pırıl… Hemen, “ bak bak gördün mü, en sonunda tertemiz çamaşır asıyor.” Demiş… Kocası da dayanamayıp; “ Sen üç haftadır o masum kadın hakkında konuşuyorsun hanım, ben bizim pencerenin camını gece sildim. Tertemiz ettim. Onun için komşu kadının çamaşırları temiz görünüyor.”demiş.
Evet kıymetli okurlarım! Herkes pencere camını temiz tutmalı. Önce kendi tertemiz olmalı. Sonra başkalarının temiz olup olmadığına bakmalı. Demokrasi bunu istiyor. Her birey temiz olursa, toplum da temiz olur. Ve sandığa atılan her oy temiz bir toplum için atılmış olur. Milletin temiz olması demek devletin de temiz olması demektir. Neticede kuvvetler ayrılığı ilkeleri de korunmuş olur. Çünkü hükümet edenler gidicidir ama devlet kalıcıdır. Ne demişler: “Milleti yaşat ki devlet yaşasın.” Millet huzurlu mutlu ve tertemiz bir ortamda yaşatılmalı ki; devlette güçlü olsun yaşasın!.

Sporda Öne Çıkanlar

Siyaset Haberleri