Menemen'de /Hikaye

Menemen'de /Hikaye

Menemen'de /Hikaye

Rüştü Aydın

Son Güncelleme: 29 Aralık 2013, Pazar

Haberi Paylaşın:



Menemen de /Hikaye
 
1930 yılında Menemen’de yedek subay olarak askerliğini yapmakta iken, din adına şehit edilen asker Mustafa Fehmi Kubilay’ın şehit ediliş öyküsünü genç yaşımda yazmıştım... Beni oldukça üzen ve günümüze ışık tutacağına inandığım önemli bir tarihi an olarak hafızamda yer eden bu öykümü sizlerle paylaşıyorum...
....
“Gün ağarmış, güneş ufukta gözükmüştü. Gün doğmadan, küçük bir askeri lojmanda ışık yanıyordu. Uzun kavak ağaçları sabahın kuru ayazında ses verirken güneş dağların ardında bir karış kadar yükselmiş Menemen i ısıtıyordu.
 
Genç subay Kubilay, erleri eğitimine çıkardı. Sıraya geçtiler. En zayıf er bile o bol, pantolon ve ceketin içinde iri vücutlu gözüküyordu.
 
“Hazır ol!...”
 
Komutunu verdi genç subay. Erler hazır ola geçtiler.
 
“Sola Dön!..., ağır-ağır koşun, bahçeyi on kez dolanın.”
 
Emirler verilirken yanına en yakın arkadaşı geldi.
 
-Merhaba. Nasılsın Komutanım?
 
-Sağol. İyiyim desem yalan olur arkadaşım. Bir rüya gördüm; içim içimi kemiriyor. Bir türlü duramıyorum, çözemedim de anlatayım da dinle.
 
Genç subay sustuğunda arkadaşı “Hayırdır inşallah” dedi.
 
Genç subay Kubilay anlatmaya başladı rüyasını.
“Kızgın insanlar, bağrışıyorlardı. Koşuşuyorlardı. Bir telaş bir telaş ki hiç sorma. Havada güneş olmasına rağmen, gök gürledi. Bulutlar kaya olup üzerime dahası, yeryüzüne blok-blok indiler. Kıyamet sandım, taş bloklar arasında eziliyordum ve ben bu arada evet bu arada Mustafa Kemal i beyaz bir ata binmiş olarak gördüm. Arkasında ise ordumuz bulunuyordu. Bu hali görünce her şey sakine döndü ve bu arara da uyandım.
 
-Evet komutanım. Gerçekten karmakarışık bir rüya, şu zamanda gerçek evliyalarımız olsaydı,
 
Hacı Bektaş-ı Veli, Pir Sultan Abdal, Mevlana, Yunus Emre gibiler…ve Hz. Yusuf ama nerde!... Şimdi hep fırsatçıların elinde Yüce İslam Dinimizi alet ediyorlar. Allah Kahretsin onları…
 
-Onlar olsaydı ne olacaktı ki?...
 
-Ha!... Evet o yüce Velilerimiz, evliyalarımız rüyanızı yorabilirlerdi hem de tam gerçeğine.
 
Bu konuşmalar olurken bir er koşarak subayın yanına geldi. Çok konuşmuş olduğu bütün vücudunun titremesinden belli oluyordu. Ağzı açılıyor fakat ses çıkmıyordu. Az sonra “Komutanım, halk, beş altı kişi varlar. Etrafında yine halk, onları seyrediyor.”
 
-“Din elden gidiyor, şeriat isteriz diye bağıran ise cübbeliydi. Elinde bağ bıçağı var” dedi. Fakat fazla yorulduğundan dahaca konuşamadı. Genç subay hemen toplanılması için emirler verdi. Anlaşılmıştı… yine üç dört kişi dini alet edip, ayaklanma çıkaracaktı. Bu kişi gerçek din adamı olamaz.
 
Erler toplandı… Genç subay yüksek bir yere çıkıp;
 
-Arkadaşlar!...sizlere büyük bir vazife düştü. Üç dört kişi yine halkı kandırıp ayaklandılar. Mermilerinizi eğitim mermilerinizden alın. Heyecanlanmanıza gerek yok.
 
Erlere emri verdikten sonra telgrafçıyı çağırdı. “Gel gardaşım gel. Sana iş düşecek gibi… İnşallah düşmez ama düşerse, yani buraya kadar gelecek olurlarsa hemen durumu Ankara ya bildir.” Genç Subay emri verdikten sonra dış kapıya doğru yürürken içinden “Kızgın ve kalabalık insanlar ama güneş çok güzel, hava da bulut da yok… hayırdır inşallah” diye düşünceli-düşünceli erlerin arkasından gitti….
 
Sakalı akla siyah arasında karışmış, ala-bula bir renk almıştı. Kafasındaki sarık, pasaklı bir haldeydi. Beyaz cübbesi ise kurşuni koyu bir renk almıştı. Görenler imam değil de, tarlada çalışan bir vatandaş sanırdı. Ama maalesef cübbesi bu imam dedirtmeye yetiyordu. Elindeki bağ bıçağını beline soktu.
 
Arkadaşlarına dönerek;
 
-Lojmanı basacağız!... askerlerin hepsini öldüreceğiz. O,…yeni gelen öğretmen subay var ya!... İşte O nu halka örnek göstereceğiz. Diyerek yüksek sesle saf kalabalığa döndü:
 
-Ey millet!...Bir laiklik çıkmıştır. Halifeyi kaldırdılar,. Yazımızı değiştirdiler, dahası din elden gidiyor. Batılılaşmakmış pöh!...lojmana yürüyelim arkadaşlar lojmana!....
 
Saf kalabalık galyana geldi. Yürüdüler…. Genç subay dur ihtarı için havaya ateş açılmasını emretti erlerine…gözü dönmüş saf kalabalık durmadı. Bu kez üzerlerine ateş emri verdi. Kurşunlar işlemedi. Buna gören cübbeli;
 
-Yüce Allah bizimledir. Bizlere kurşunda işlemez. Diyerek daha da coşturdu halkı. Kalabalık halk, genç subayın yakalanmasıyla, boğazının cübbeli tarafından kesilmesiyle dağıldı. Korkmuşlardı. Evlerine sindiler. Tam bir vahşet işlenmişti Menemen de.
 
Genç subay, ölmeden önce Şehadet kelimesi getirdi. Bulanık sisler arasında Mustafa Kemal i gördü. Ordumuz gelmişti. Her şey eski halini aldı.
 
Sokaklar kuru, ayaz felaket, Menemen yalnızlık içinde perişan, halbuki; bir-kaç saat önce çılgınca coşuyordu.
 
Güneş Menemen i ısıtıyordu hala ama ürkmüş insanları ısıtmak bir hayli zaman alacaktı.
 
 

Sporda Öne Çıkanlar

Siyaset Haberleri