Cemil Kırımoğlu

Cemil Kırımoğlu

Cemil Kırımoğlu

Rüştü Aydın

Son Güncelleme: 01 Mart 2014, Cumartesi

Haberi Paylaşın:



 

Cemil Kırımoğlu
Ukrayna’da gelişen isyanlar ile birlikte Kırım adı geçince, 1980 ihtilalı öncesini hatırladım. Türk Milliyetçiliğinin tavan yaptığı yıllarda; Kırım Türkleri lideri Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu’nun zulme başkaldırışı, zalimlerle savaşını hatırlamamak mümkün mü? Bugün 50’li yaşlarda olan her Türk Milliyetçisi Kırımoğlu’nu bilir ve yad eder.
Kırım; 1774 yılında Osmanlı İmparatorluğu ile Rusya arasında yapılan Kaynarca antlaşması ile Rus işgaline uğrar, o tarihten sonra sürekli göçe ve sürgüne zorlanır. 1944 yılında Sovyet Rusya Lideri Stalin’in Kırım Türklerini Sibirya’ya sürgüne göndermesi ile başlayan hak arama mücadelesinde Mustafa Cemil Kırımoğlu, henüz bebektir. Kırım Türklerinin Sibirya sürgününde 60 bini çocuk 112 bin Kırım Türkünün öldüğü haberlere konu edilmiştir.
Kırım Türklerinin Stalin tarafından Sibirya’ya 18 Mayıs 1944 yılında sürgün edilmesi tarihi bana; Türkiye’de de 3 Mayıs 1944’de; başta Nihal Atsız ve Alparslan Türkeş olmak üzere Türk Milliyetçilerine başlatılan zulümleri ve işkenceleri hatırlattı. Türklüğe yapılan iki saldırının da 1944 yılı ve Mayıs ayında olması bir tesadüf müdür, incelemek gerekir. Bu konuyu başka bir zamanda ele alalım inşallah.
MHP’nin kurucusu Başbuğ Alparslan Türkeş; hareketi kurduğu günden beri SSCB’nin 1990’lı yılların başında dağılacağını ve bu dağılma sonunda ortaya çıkacak olan “Esir Türklerin” devletlerine sahip çıkılması gerektiğini söylemesine rağmen; Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni yönetenlerin buna bir türlü hazır olmamaları sonucunda Türklere ve kurulacak devletlerine sahip çıkılamadı. Ve nihayetinde Sovyetler dağıldı ve Ukrayna adı altında bir devlet ortaya çıktı. Ukrayna’da Kırım Türklerinin de bir meclisi oldu ve Milli mücadelenin bayrak ismi Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu’da o tarihlerde; Bizim Ukrayna Partisi, Kırım Milletvekili olarak Kırım Tatar Milli Meclisine girdi ve Meclis başkanlığı da yaptı. Zaman zaman Türkiye’den yapılan davetlere de katılan Kırımoğlu, Kiev’de yaşamını sürdürüyor.
Sürgün kelimesi, insana yapılabilecek en büyük işkencedir. Zulümdür. Hani günümüzde ‘kentsel dönüşüm’ adını verdikleri insanları yerinden yurdundan eden bir proje var. Belediye başkanları ve hükümet yetkilileri bunu uygulamakta bir hayli zorlanıyor. Nedeni ise tamamen insanidir. İnsan doğduğu yerde yaşam sürmeyi, burada ki hatıraları ile soluk almayı, yıkılması istenilen evlerindeki her bir metrekaredeki acı tatlı anıları unutmak istemezler. Ama bir el geliyor ve sizi o anılarınızdan söküp alıyor. Adeta dünyayı başınıza yıkıyor. İşte 200 bin Kırım Türkü, 240 yıldır yerinden yurdundan kovulmuş adeta evleri başlarına yıkılmış. Ve Rusya’nın en soğuk bölgesine Sibirya’ya sürgün edilmişler. Bu acıya dayanılır mı? Bu sürgündeki işkenceler insani midir? Buna dur diyen tek yürekli isim yine bir Türk oldu adı, Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu.
Merhum Başbuğ Alparslan Türkeş’in; Kırımoğlu için söylediği birkaç söz ile yazıyı noktalıyorum. “Mustafa Kırımoğlu Sovyetlerin Kırım Türklerine, Kırım Tatarlarına yapmış oldukları caniyane zulümlere karşı, Kırımlıların öz vatanı olan Kırım’a tekrar dönebilmeleri için çok kahramanca, çok şereflice mücadele vermiştir. 
Yıllarca Sibirya’nın buz cehenneminde, komünistlerin toplama kamplarında her türlü baskıya, her türlü eza ve cefaya yiğitçe göğüs germiş, fakat milli davamızdan en ufak bir taviz vermemiştir.
Türk Milleti büyük bir millettir. Büyük insanlar yetiştirmiş, büyük liderler yetiştirmiştir. Son çağda da Kırım Türkleri arasından Mustafa Kırımoğlu gibi çok sağlam imanlı, ileriyi gören, çok değerli bir lider çıkarmıştır. Onun mücadelesi etrafında Kırımlı kardeşlerimizin el ele vermeleri sonucunda bugün Kırımlılar öz vatanları olan Kırım’a büyük ölçüde dönmüşlerdir, dönmektedirler. Kırım, Kırımlıların, Kırım Türklerinin, Kırım Tatarlarının toprağı, vatanıdır. Daima onların olacaktır. Ve ebediyete kadar da onların kalacaktır. 
İkinci Cihan Harbinin sonunda zalim Stalin’in almış olduğu bu caniyane karar, binlerce Kırımlıyı oradan hayvan vagonlarına istif ederek, Orta Asya’ya göndermeleri karşısında, bu haberleri aldığımız zaman yüreğimiz kanamıştı. Fakat daha o zaman ben, büyük Türkçü, milliyetçi olan Zeki Velidi Togan beye, Nihal Atsız beye, birçok arkadaşlarımızla konuştuğumuz zaman dedim ki; Kırım’da hiç Kırım Türklerinden kalmasa bile bir gün mutlaka oraya tekrar döneceğiz. Ve bugün Kırımlılar oraya tekrar geri döndü.”
Merhum Alparslan Türkeş bu konuşmasını 16. Büyük Türk Federasyonu Kurultay’ında yapmıştı.
Türk Milliyetçiliğinin ayaklar altına alındığı günümüzde gerçekten ama samimi olarak söylüyorum, Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu gibi yürekli, mücadeleci, yiğit Türk Milliyetçilerine ihtiyacımız var. Kraldan çok kralcı olanların cirit attığı ve icraat yerine ağızda söz milliyetçiliği yapanların kol gezdiği ülkemizde; öze dönüş mücadelesinde Türklüğünü haykıranlardan olmak için yarışmalıyız. Ve diyorum ki, İnşallah Ukrayna’daki iç savaş kargaşa zemininde Kırım Türkleri bir kez daha zulüm görmezler bir kez daha sürgün edilmezler. Tam aksine, Turan yolunda bir bağımsız Kırım Devleti neden olmasın diyorum. Allah yar ve yardımcımız olsun.
 

Sporda Öne Çıkanlar

Siyaset Haberleri