ÖĞRETMENLERİMİZ

ÖĞRETMENLERİMİZ

ÖĞRETMENLERİMİZ

Ali Kaplan

Son Güncelleme: 24 Kasım 2014, Pazartesi

Haberi Paylaşın:



ÖĞRETMENLERİMİZ
 
 
            Dinimizin ilk emri “Oku”,
            Peygamber Efendimizin Hadisi Şeriflerinden biri de “İlim Çin’de olsa bile öğreniniz”,
            Hz.Ali (r.a.) Efendimizin “ Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum “ sözü,
            Cumhuriyetimizin kurucusu ve Büyük Önder Mustafa Kemal ATATÜRK’ün “ Öğretmenler yeni nesil sizlerin eseri olacaktır “ sözü ile birlikte “ Dünyanın her tarafında öğretmenler, toplumun en fedakar ve saygıdeğer unsurlarıdır” şekline övgü dolu sözleri vardır.
            “…emekleri olan ÖĞRETMENLERİME     müteşekkirim “ dedim ya bunu da biraz açıklamaya çalışacağım. Ama bunu en son yaşadığımdan başlayarak açıklamak istiyorum.
 Babam rahmetli olmadan önce rahatsızlanmıştı (Rabbim cümle geçmişlerimize rahmet eylesin). O zaman TMO’da çalışıyordum. Beraber görev yaptığımız Hasan Bey babamın rahatsızlandığını duyunca eşiyle bize geçmiş olsuna gelmişlerdi.
            Babamlarla dairelerimiz yan yanaydı. Hasan beyi eşi, annemle konuşmaya başladı. Biz de kendisiyle ilk defa karşılaşıyorduk.Benim okuduğum ilkokulu sordu. Sabiha Çiftçi İlkokulu dedim. Kendisi bir dönem o okulda öğretmenlik yapmıştı. İlkokul öğretmenimizin adı da Zeynep di. Hasan beyin eşinin adı da Zeynep Süreyya. Bir dönem öğretmenimiz rahatsızlandığında Zeynep Süreyya Hanım derslerimize girmiş/ti. Kendisi çok iyi hatırladı. Ben bir dönem olduğu için hatırlayamamıştım.
2004 yılında İlkokul öğretmenimle karşılaşmak kısmet olmuştu.. Aradan geçen o kadar yıllardan sonra. Bu ayrı bir mutluluk kaynağıydı. Daha sonraki zamanlarda da kendisiyle sık sık görüştük. 2004 yılı Aralık ayı sonunda da babamı kaybettik.
            Öğretmenimle sık sık görüşmeye devam ederken, Kilis Valiliği’ne atandım. Kendisinin de biraz rahatsızlığı vardı. Kilis’te olmama rağmen görüşmemiz devam ediyordu. Bir gün vefat haberini aldım. Rabbim ona ve ahrete intikal eden tüm öğretmenlerimize rahmet eylesin.
            Bunu neden bahsettim. Hem geçmişi anıp yad etmek hem de bir ince ayrıntıyı paylaşmak için. Bir öğretmen kısa bir dönem de dersine girmiş olsa da bir öğrencisini asla unutmuyordu. Çünkü o onun bir parçasıydı.
            Buradan öğretmenlerimizle ilgili biraz bahsetmek istiyorum.
            Bir düşünelim. Bunları şu an yazıyı ve teknolojiyi  kullanıyoruz. Peki nasıl başladık?
            Anaokulu,ilkokul derken, ailemizden ayrılıp birinin eğitim ve gözetimine giriyoruz. Uyku saatlerini (ilkokul okurken çok erken yatılır) de çıkardığımızda anne babamızdan daha fazla zaman ayıran bir insan.O bize ne kadar zaman ayırıyor? Tüm zamanı bu çocuklara harcıyor. Ders saatleri dışında, program,hazırlık,sınav varsa öncesi sonrası. Velhasıl büyük bir emek. Bu kadar da değil aslında. Sürekli kendisini de yenilemesi gerekiyor. Teknolojiyi ve gelişmeleri takip etmesi gibi.
            Öğretmenlik çok farklı ve ulvi bir görev. İlkokulda,okul hayatım boyunca hep hatırladım. Kendi cebinden öğrencisine; kalem,silgi,defter,kıyafet ve benzerlerini alan bunu da bir karşılık beklemeksizin yapanlardır. Şu an tanıdığım bir çok öğretmen arkadaşım da aynı şekildedirler. Allah razı olsun onlardan.
            Kolay değil bir çocuğu elinden tutup ,karakterini ,hayatını , hayata bakış açısını şekillendirmek. Basamakları adım adım çıkarken ona örnek olmak, elinden tutmak.
            İlkokul öğretmenleri bir anne-baba gibidir. Orta okul ve lise de artık onu örnek almaya başlar. İdoldür, arkadaştır, geleceği atacağı adımlarda rehberidir.
            Bu kadar emeği ve zahmeti olan bu ulvi görev sahibi insanlarımızın her zaman kıymetini bilmemiz gerekir.
            Şimdi belki bazıları görevi diyecek, yapması gereken diyecek ya da bu işi yapması için maaş alıyor diyecekler ama her şey maaş değil. Bir çocuğu sevindirmek, bir genci kötülükten kurtarmak ya da hayatında olumlu adımlar atmasına vesile olmak parayla ölçülecek şeyler değildir.
            Toplumumuzun muasır medeniyetler seviyesine ulaşmasının en önemli temel taşlarından olan öğretmenlerimizin kıymetini toplum olarak bilmek zorundayız. Eğitimin, hayatın modernleşmesi unutulmamalıdır ki bizi biz yapan değerleri kaybettirmemeli.
            Onlara karşı hem zaman sevgi ve saygımızı korumak ve hürmet etmemiz de gerekir.
            Bu kitapta ve genel olarak da hayatımda oluşturmaya çalıştığım şey insanların hata yapabileceği ve mümkün olduğunca hatalarını değil de güzel olanları gündeme getirmeye çalışalım. İhtiyacımız olan mutluluk,huzur ve dirlik böyle sağlanabilir düşüncesindeyim.
            Bir de gündeme çok sık olarak öğretmenlerin aldığı ücretler ve çalışma süreleri gelir. Bunu konuda fikir üretebilmek için bence ülkedeki geçim standartları,çalışma koşulları ve ücret baremlerini bilmek gerekir.
            Açıklamaya çalıştığım gibi öğretmenliği ulvi bir meslek olarak görmeliyiz bu mesleği yapanların da her zaman aktif insanlar olduğunu unutmamalıyız. Sadece ders saatlerine bağlı kalarak düşünürsek hata yapmış oluruz.
 
(NOT BU YAZIM: Memurum Ben; Bir Katran Ağacı Kadar Olabilmek isimli yayına hazır olan Kitabımdan alınmıştır).

Sporda Öne Çıkanlar

Siyaset Haberleri