Körü Körüne İnanmak

Körü Körüne İnanmak

Körü Körüne İnanmak

Rüştü Aydın

Son Güncelleme: 11 Nisan 2015, Cumartesi

Haberi Paylaşın:



  

Körü Körüne İnanmak

Ölüm gerçektir. Geldiği zaman pek inanmak istemeyiz. Tabi ki ölenin öyle bir sorunu yok,  ama yakınları için geçerli benim dediğim. Yakınınızın öldüğüne inanmak istemezsiniz. Halbuki ölüm gerçeğin ta kendisi. İnancımızın gereği ölüme hazır olmalıyız. Hem ahiret sorgusu için hem dünyada yaşarken ölümü düşünerek yaşamaya hazır olmalıyız. İnsan ölüme hazır yaşamayı düşünürse, rahat  hareket eder. Doğru olmayı peşinen kabul eder, yalan söylemez, kimseyi aldatmayı hesap etmez, dünya malının dünyada kaldığını çok iyi bilir. Korkusuz yaşar, cesurdur yalnız ve yalnız Allah’tan korkar.

Ne güzel değil mi, kuldan korkmamak!..

İnanç, insana güç verir. Yalnız olmadığını hissettirir. İnanmak yapacağın işin başarı ile sonuçlanması demektir. İnanırken körü körüne inanmamalıyız. Okumalı, düşünmeli ve mukayese edebilmeliyiz.  Bunu yapamazsak inancımız cehalet olarak kalır. Kulaktan dolma hurafe bilgilerle inanmış oluruz. Buda insana dünyada yaşarken çile çektirir, ahret de ise azap.

İnancı siyasete çekmek istemiyorum ama bugünlerde siyasi partilerimizin milletvekili adayları belli oldu. Bir emmim beni aradı; “Bizim kız milletvekili adayı olmuş” dedi.

“ Senin kız mı” dedim. “Hehe… “  dedi.  Vekil adayı olacak sende kız yok ki dedim…”

“Ya, bizim hemşeri, köylü işte, anla… Derinden bir “Hımmm! “ çekerek  “demek sen de;  bizim kız, bizim oğlancılardansın!” demek zorunda kaldım…

Akrabası bile olmayan, seçilebilecek bir yerde olmamasına rağmen köylüsünden birinin yakını olan bir isme, savunduğu partisini  yok sayarak, oy vermeyi düşünen emmimi;  siyasetin en acımasız düşüncesi olan  “bizim kız, bizim oğlan” basitliğinden kurtaramamak gerçekten düşündürücü.

Körü körüne inanmaya bir fıkra ile destek vermek istiyorum.

Otomobili ile seyahat eden orta yaşlı bir adam, yolda el kaldıran bir yolcuyu  arabasına alır. Biraz gittikten sonra, adam  “Ne iş yaparsınız” diye sorar. Arkada oturan yolcu, “ Azrail’im” der. Adam neredeyse direksiyonu elinden bırakacak olur irkilir. Neee! Diye bağırır ve “Böyle şaka yapılır mı?” der.  Yolcu gayet ciddi tavrını bozmaz, “ Evet Azrail’im. Senin canını almaya geldim” der. Adam buz gibi olur… Soğuk terler döker,  kendini toplar ve yolcuya dönerek, “Yalan söylüyorsun” der. Yolcu yine soğukkanlı kendinden emin  cevap verir, “Peki o zaman iki yüz metre ilerde bir yolcu daha alacaksın” der. İki yüz metreye gelince dur işareti yapan bir yolcu daha vardır ve adam onu da ön koltuğa alır. Arkada oturan yolcu seslenir “Bak gördün mü yolcuyu aldın işte.” Der Adam hemen ön koltukta oturan yolcuya seslenir. “ Arkadaş arkada oturan yolcu Azrail’im diyor bir bak bakalım gerçekten Azrail miymiş?” der ön koltukta oturan yolcu arkaya bakar, “Burada kimse yok” deyince adam “nasıl olur, bak bak işte oturuyor orada, hatta seni arabaya alacağımı da o söyledi” der.  Ön koltukta oturan yolcu arkaya bir daha bakar… “yok kardeşim burada kimse” deyince arkada oturan yolcu “ Bak gördün mü o beni göremiyor, ben sadece sana gözüküyorum, ben Azrail’im, canını alacağım, durdur arabayı, iki rekat namaz kıl, son duanı et “der.  Adam  titreye titreye arabadan iner, diz çöküp duasını eder ve Azrail’in canını almasını bekler… Bu arada tabiî ki sizlerde, sevgili okurlarım sizlerde bekliyorsunuz ne olacak diye ama ne oldu biliyor musunuz?

Kendini Azrail diye tanıtan yolcu ile diğer yolcu arabaya bindikleri gibi son sürat oradan uzaklaşırlar… Anlayacağınız körü körüne inanmanın neticesinde adam son model gıcır gıcır arabasını hırsızlara çaldırmaktan kurtulamamış…

Aman dikkat bizde değerlerimizi çaldırmayalım.

 

 

 

Sporda Öne Çıkanlar

Siyaset Haberleri