MEMURİYET NEDİR

MEMURİYET NEDİR

MEMURİYET NEDİR

Ali Kaplan

Son Güncelleme: 11 Haziran 2015, Perşembe

Haberi Paylaşın:



 MEMURİYET NEDİR ?

 

                    Devlet hizmetinde aylıkla çalışan ve hizmet eden anlamına gelmektedir.

                    Osmanlı tarihi ile birlikte değerlendirdiğimizde ülkemizde memuriyetle ilgili ilk düzenlemelerin Osmanlı da Fatih Kararnamesiyle başladığı görülmektedir.

                    Memuriyetteki sınıflandırmalardan bahsedilmiş, Islahat Fermanı (1856) ile de herkesin memur olabileceği, İlk Anayasa olan Kanun-i Esasi ile de “Herkesin liyakat ve ehliyete göre memuriyete girebileceği ”belirtilmiştir.

                    Cumhuriyet dönemi ile birlikte Memurin Kanunu(788 sayılı) yürürlüğe girmiş (Belediye Personeli dahil edilmemiştir). Yasal düzenlemeler dünya standartlarına uygun hale getirilmeye çalışılmış. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu 1965 tarihinde resmi Gazete De yayınlamıştır.

                    1999 yılında da Devlet Memurluğuna giriş merkezi sınava  tabi ol muş (daha sonra Kamu Personeli Seçme Sınavı)

                    Böyle kısaca açıklamaya çalıştığım bir tarihsel sürece sahip. Bu bile sıkıcı gelebilir.

                    Çünkü bürokrasi biraz insanı kalıplara sokamaya çalışır.

                    Devlet sistemim sürekli ve düzenli olabilmesi ile devamlığının sağlanması için bunlar şarttır.

                    Memuriyet tanımı ve tarihinden bahsetmeye çalıştıktan sonra, benim memuriyet dönemimdeki değişiklikler ile gözlemlerim doğrultusunda toplumdaki memur algısından da bahsetmek istiyorum.

                    “ Devlet kapısı”, “Devlete sırtını dayamak”, “ memursun geleceğin garanti, kimse sana bir şey yapamaz “ gibi güzel ve manalı bir çok söz vardır.

                    Zaman zaman farklı algılar oluşturulmak istense de ben bura da olumlu ve güzel şeylerden bahsetmeye gayret etmeye çalışacağım.

                    Kişi olarak hepimizin, eksiği yanlışı bilerek ya da bilmeyerek yaptığı hataları vardır. Olması da gayet doğaldır.

                    O nedenle burada çalışmasıyla, başarısıyla örnek olarak göstermeye çalışacağım kişileri, güzel uygulamaları , olumsuzlukları değil, ( hataları örtmede gece gibi olmalıyız) ama kendi hatalarımdan ve bunlardan aldığım dersleri paylaşmak istiyorum , eleştirilmek yapıcı ve yol gösterici olduğu sürece güzeldir.

                    Derler ya “çalışan hata yapabilir “

                    Bu genel kanı ve doğrultu da memuriyetimin bu aşamasına kadar gördüğüm bu. Hata yapılabilir, bunun olabileceğini kabullenelim önemli olan hata yapılırken art niyet olmaması, bu hatadan her aşamada ders alınarak tekrar etmesine mani olmak gerekmektedir.

                    Evet memuriyet yıllarca toplumda geleceği hep garanti görünen çalışan kesimdir.

                    Maalesef bunun bazı siyasetçiler tarafından toplumda farklı algı oluşturulmak için kullanıldığı görülmüştür.

                    Memurlar son günlerde yine maaşları ile gündeme getirilmiş ve toplumda bir takım tartışmalarla algılar oluşturulmaya çalışılmıştır. Bu zaman zaman kamu da çalışan işçiler içinde yapılmaktadır.

                    Toplum olarak maalesef genel hata ; hep öndeki (ekonomik ya da statü olarak ) kişilere bakılarak bir memnuniyetsizlik algısı oluşturulmak isteniyor. Halbuki biraz kendimizden geri de kalanlara bakabilsek , kendi durumumuzu koruyabilmek için daha çok özen gösterir ve çaba sarf ederiz.

                    Toplumumuzda ki memur algısına tekrar dönecek olursak gerçekten de bir garanti olarak görülüyor. Doğrudur, her ay aylık alacağımız zaman,çalışma saatleri, izinler, emeklilik, bayram v.s.bunlar hepsi ve diğer sayamadıklarımız birer garanti. Aksinin söylenmesi de mümkün değildir.

                    Yasalarımızda ve Anayasa Mahkemesi’nin bir çok kararında memurun “statü hukuku” na tabi olduğu ifade edilmiştir.

                    Yine anayasamız da “Devletin asli ve sürekli işlerinin memurlar eliyle yürütüleceğin den bahsedilmiş ve hukuken de bir garanti ve özellik katılmıştır.

                    657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun genel çerçevesi içinde de memuriyete toplumsal anlamda ”işleri garanti “sonucu çıkarılabilir.

                    Aslında çalışanların işverene göre zayıf olması ve bu nedenle de korunması (çalışanın lehine yorum ilkesi ) gerektiği hukukumuz da genel kabul görmüştür.

                    Madalyonun bir yanı böyle; gerçekten bir çok artının olduğu bir statü.

                    Peki madalyonun diğer yanı nasıl?

                    O nu da yaşayanlar daha iyi biliyor. Bu konuyu biraz daha açmaya çalışacağım.

                    Her çalışanın,

                    Her iş yeri ve her çalışan gibi yapılan işin her aşamasında, mesai saatlerinde ve hatta sonrasında bile belirli bir kalıp (kurallar) içerisinde hareket etmek zorundayız.

                    Tabi olduğumuz 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nda disiplin ile ilgili hükümleri çok uzun ve ince ayrıntısına kadar belirlenmiştir. Bunlardan tek tek ve  ayrıntısına kadar bahsetmek istemiyorum.

                    Uyarma, Kınama,Aylıktan Kesme ve Kademe İlerlemesi’nin durdurulması ile Devlet Memurluğundan çıkarma dahi var. Belirli kurallara uyulmaması memuriyetten çıkarılmayı gerektirebiliyor. Toplumda oluşturulmak istendiği gibi  sınırsız bir garanti değil.

                    Memuriyet aşamasında yapılan her işlem; ,idari,hukuki ve mali açıdan sistemli bir denetime tabidir. Bu olması gereken bir işlem, yapılmalı da.

                    Özellikle gelişmiş ülkelere baktığımızda hesap verebilirlik, saydamlık ve açık olma ilkelerinin sözde değil uygulamada da olduğu görülmektedir.

                    Sorumluluk alan, ödenen ücretlerle aylıklarını alan herkesin şeffaf olması gerekir.

                    Bu hesap sorma; elbette bir çerçeve dahilinde olmalı başkasının özgürlüğünün başladığı yerde, bizim özgürlüğümüz bitmeli.

                    Aslında şöyle bazı lokantalarda olduğu gibi de olmalı “Mutfağımızı gezebilirsiniz” gibi.

                    Bürokrasi biraz daha toplumdan uzak tutulup kalıplaştırılmış mı acaba?

                    Halbuki biz çalışanlar da o toplumun birer ferdi üyesiyiz.

                    Bir kısa bilgide memur sayısının ülke nüfusundaki yerinden bahsetmek istiyorum. Çünkü maalesef bu da çok farklı olarak kullanılan bir argüman. Kanada ‘da 12 kişiden biri, ABD ‘de 13 kişiden biri Almanya’da 19 kişiden biri ülkemizde ise 30 kişiden biri memur, öyle açıklandığı gibi çok abartılı bir rakam değil.

                    Mesele farklı. Nicelik ve nitelikle ilgili.

                    Ben burada kendi yaşayıp, gözlemlerimle hem biz çalışanlara ,hem de biz hizmet alanlara aktarmak istediğim hususlar var.

                    O zaman nereden oralara geldiğimiz asla unutmamalı ve empati kurarak hareket etmeliyiz.

 

(Yukarıdaki yazı ilk Kitabım olan “MEMURUM BEN “ kitabımdan alınmıştır).

 

Sağlıklı günler dileğiyle...

  SORULARINIZ İÇİN

 kaplanali33@gmail.com

 

 

Sporda Öne Çıkanlar

Siyaset Haberleri