Her Ağlayana Verilmez

Her Ağlayana Verilmez

Her Ağlayana Verilmez

Rüştü Aydın

Son Güncelleme: 11 Eylül 2015, Cuma

Haberi Paylaşın:



  

Her Ağlayana Verilmez

Tam bağımsızlık parolası ile yaşamını sürdüren genç cumhuriyetimizin olgunlaşma dönemleri bir hayli sancılı geçiyor. Son günlerde artan terör olayları ile dünya kamuoyu önünde adından sıkça bahsettiren Türkiye Cumhuriyeti Devletimizin o güzel insanları; altı ay içinde 1 Kasım 2015 tarihinde ikinci kez sandık başına giderek demokrasisini de koruma peşinde olacaklar. Hükümetin artan terör karşısında bazı bölgelerde sıkıyönetim ilan etmesi de olumlu bir tedbir olarak değer kazanmakta. Cizre örneğinde olduğu gibi yüz bini geçkin Türkiye Cumhuriyeti Devletinin vatandaşı ile, terör örgütü olan insanları ayrıt etmenin tek yolu, sıkıyönetim olsa gerek.

Peş peşe gelen şehit haberleri ile Türk insanı sokağa dökülerek bölücü terörü ve işbirlikçilerini bağırarak çağırarak, protesto ettiler. Bu gereklimiydi sorusuna verebileceğimiz en güzel yanıt, teröristlerin meydanın boş olmadığını görmeleri olmalı. Bölücü teröristler; karşılarındaki milli heyecanı, milli direnci ve gücü görmeleri açısından STK’ların ve vatandaşların protesto gösterileri ve yürüyüşleri yapmaları gerekir. Yaptılarda, yalnız içlerine sızan provokatörlerin bina yakmaları, işyeri yakmaları tasvip edilemez. Bunu şiddetle kınıyoruz.

Terör,  terör eylemleri ile önlenemez görüşünü ileri sürenler oluyor. Hak veriyoruz elbette, fakat ateşi de su söndürür. O zaman, ateş;  “ey insanoğlu, bana su ile şiddet uyguluyorlar ”diye şikayetlenmez mi? Demek ki kafa karıştırmaya gerek yok. Suç ve ceza vardır. Gereği yapılmalıdır.

Size yaşanan güzel bir örnekle bunu anlatayım. Hepimiz bebek olduk çocukluğumuzu yaşadık. Henüz konuşmayı yeni söken, bir buçuk iki yaş arası çocuklarımız var ya… işte onlardan bazıları isteklerini elde etmenin yolunu ağlamakla buluyor.  Annesinden veya babasından gördüğü bir şeyi isteyen çocuk onu elde edemeyince öyle bir ağlıyor ki sesi ortalığı inletiyor… Hem de dakikalarca susmak bilmiyor. Bu çocuğa söz söylemenin hiçbir faydası olmuyor. Ancak, isteğini alıp eline verdiğinizde ise, ağlayan çocuk birden bire gülüp oynamaya başlıyor. Bu bir çok kez tekrar eder.

Her ağladığında ona isteğini vermeniz gerekmez.  Bir dostumuz anlattı, bayram ziyaretlerinde evine gelen çocuklu akrabalarının iki yaşındaki küçük oğlu ağlama numarasını yapmış… Eve yeni geldikleri halde hemen gidelim diye tutturmuş. Gidilmeyince de evin içinde başlamış bağırarak ağlamaya, ev sahibi  çocuğun karşısına geçmiş oda başlamış biraz daha yüksek tonla bağırarak ağlamaya….  Adam bağırarak ağlıyor, ağlamaklı bağırdıkça çocuk susup  ona bakmaya başlamış. Öyle bir baka kalmış ki, kendinin neden ağladığını unutmuş bile… Birkaç ay sonra ev sahibi onları gördüğünde ailesi çocuğun o günden sonra hiç ağlayarak bir şey istemediğini söylemiş.

***

Terör protestoları esnasında yapılan olumsuz hareketler nedeniyle bir çok STK’lar insanlarımızı ortak açıklamalarla sağduyuya çağırdı. Sağduyuya çağırmalıyız ama durup durmadan ağlayan çocuğa da bağırmakta, çağırmakta gerekli.  

Bende sağ duyulu, sol duyulu herkese bir  öneride bulunacağım. Gelin hep beraber “NE MUTLU TÜRKÜM DİYE BAĞIRALIM” böylece ne bir terör kalır nede bir bölücülük.

 

Sporda Öne Çıkanlar

Siyaset Haberleri