Nöbet

Nöbet

Nöbet

Habibe Aydın Tuna

Son Güncelleme: 29 Aralık 2008, Pazartesi

Haberi Paylaşın:



Ellerimin şahlanışı ile   yüreğime haykırdım...


Karanlığın nöbetçileri yakaladı ellerimden.


Tam vuracaktım ki,


 


Dur dedi!


Yüreğim, ellerinin merhametine sığınmışken;


Ona vurabilir misin?


Vicdanın da ki çocukluğu bir garez uğruna harcatabilir misin?


Sus dedim!


Merhametin vicdanımda ki çarpıntılarına heves oldu.


Hevesimin hıçkırıklarında boğuluyorum ne zamandır!


Zamanın yoksunluğunu yitir bana...


Olmaz dedi.


Yitirmek için kaybolmuşluğun kollarından ayrılman gerek.


Kaybolmuşluklarda olan biri için yitirmek ne demektir ki.


Yitirmenin soğukluğunu, kazanmanın sıcaklığına mı değişeceksin.


Değişimin korkularından hiç mi nasibini almadın? Dedi.


Ne diyorsun dedim?


Sen ki bir mutluluğun arkasında saatlerce göz yaşı döken kişi.


Neden ve niçindir ki kendine bu suallerde harap ediyorsun.


Harap olmanın ezikliğini sana daha kaç kez öğretmeliyim.


Hiç mi uslanmazsın? Dedi.


Uslanmak için yaramaz olmak gerekli dedim!


Yaramazlığının sonuçlarını oyuncuklarını kırarak ödeyemezsin.


Kırmak varlığının bütünlüğünü paramparça etmek demektir.


Sen ki, parçalanmışlığın kırıntılarını toplamak için mi yaşıyorsun!


Topladığın kaç parça bütünlüğünü getirdi sana.


Neyi tamamladın ki, parçalarını toplayasın! Dedi.


Ben bölünmüşlüğün yarılarında, toplulukların insanı değilim.


Ben görebildiklerimin yanında görmediklerimin, duymadıklarımın ve hissetmediklerimin bütünüyüm.


Ne acıdır ki, sen hissettiklerimin de ötesinde, vuruşların dinginliğinde duruyorsun.


Beni ne ve kim olarak böyle hayıflayabilirsin!


Ben yüreğinin en ücra köşesinde, duyduklarının, gördüklerinin ve hissettiklerinin gerçek varlığıyım.


Sen ki hayatını bir mahremin içine sıkıştırmış,yokluğunun ardına sığınmış, kabuğuna çekilmiş bir duygusun.


Ben bu duyguları körelttiğin yerden bilemek için burdayım! Dedi.


Eyvah! Dedim.


Beni böyle bir mahkumiyet için zorlayamazsın. Ben insanlığın, çözümlenemeyecek çizgilerinde durmaktan hoşnutum. Beni gün ışığı görmek için hedef alamazsın.


Kıymetsizliğimi, kıymetimle değiştiremezsin .dedim.


Kıymetsiz olanlar nefeslerini tartamayanlardır.


Sen terazinin ortasında değil, her iki tarafında olmak zorundasın.


Bu dengesizliği aşmak için, dengeyi bulmak şartındır.


Böyle giderse, hep çizdiğin yolun ortasında duracaksın.


Bunu istemiyorum! Dedi.


Sen kimsin ki? Dedim.


Ben senin benliğinin küllenmeye yüz tutmuş, tortularıyım. Senin için değil çabalarım.


Beni karanlıklara ve yüreksizliğe sığındırmaya hiç hakkın yok.


Hakkın olmadığı halde, benim çocukluğumun beyaz düşlerini kana bulayamazsın.


Düşlerinin hayali, korkaklığın cesareti, mutsuzluğunun umudu, hasretinin devası, karanlığının aynasıyım... Dedi.


Gerçek! Dedim.


Sonsuzluğa uzanan bu kapıda.


Ellerini bırak yüreğime...


Vurma düşlerine...


Hadi!


Tut ellerimden!!! Dedi.

Sporda Öne Çıkanlar

Siyaset Haberleri