BAŞÖĞRETMEN ÖĞRETMENLER ÖĞRETMENLERİM

BAŞÖĞRETMEN ÖĞRETMENLER ÖĞRETMENLERİM

BAŞÖĞRETMEN ÖĞRETMENLER ÖĞRETMENLERİM

Ali Kaplan

Son Güncelleme: 24 Kasım 2015, Salı

Haberi Paylaşın:



 BAŞÖĞRETMEN ÖĞRETMENLER

ÖĞRETMENLERİM

 

 

 

            Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemleri ve akabinde Cumhuriyetimizin ilk yıllarında okuma- yazma oranı çok düşüktü, 1927 yılında %11 olarak belirlenmiştir.

            1928 yılında Harf Devrimi ile birlikte okuma yazma öğretmek amacıyla , Millet Mektepleri vasıtasıyla okuma yazma seferberliği başlatılmış dört bir koldan çalışmalar hızlı bir şekilde devam etmiş savaşlardan yorgun yokluk, yoksulluk fakat onurlu bu millet bunda da başarılı olmaya başlamış ve kısa bir zamanda mevcut okur yazar oranını 2 kat arttırarak %20 lere ulaştırmış.

            Millet mektepleri okur-yazarlık dışında topluma yaşam ve geçimle ile ilgili bilgilerde verilmiştir.

            11 Kasım 1928 de Bakanlar Kurulu ATATÜRK’e “Ulus Okullar Başöğretmenliği”  unvanını layık görmüş Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK de 24 Kasım 1928 de bunu kabul etmiş ve 1981 den itibaren de 24 Kasım Öğretmenler Günü olarak kutlanmaktadır.

            Ülkemizin okuma yazma bilmeme ile mücadelesine dönecek olursak; Okur-yazar oranı 1935 de %33,6, 1960 da ise %39,5 çıkarılmıştır.

            1981 yılında ATATÜRK’ün doğumunu 100.yılında ise 1980 nüfus sayımında 13 milyondan fazla olan okuma yazma bilmeyen vatandaşlarımıza yönelik çok geniş kapsamlı okuma yazma seferberliği başlatılmış UNESCO tarafından da ödüllendirilen faaliyetler neticesinde 4 milyondan fazla vatandaşımıza okuma yazma öğretilmiştir.

            Okuma yazma öğretme çabaları sürekli uygulanan bir politika olmuştur.

            Geçen yıl Öğretmenler Günü’nde öğretmenlerimizin içinde bulunduğu durumu naçizane anlatmaya çalıştım maalesef o zamandan beri pek değişiklik yok gibi.

 

http://www.mersinistikbal.net/ali-kaplan/1541/ogretmenlerimiz.html

 

 

 

            Bundan birkaç gün önce lise Matematik öğretmenimle otogarda karşılaştım , oğlum Oğuzhan’ı Kütahya’ya üniversiteye yolcu ederken. Düşündüm bir an lise öğretmenim, ben ve üniversiteye giden oğlum. Teşekkür ettim Feyzullah hocama ,bir de resim çektirdim.

            Geçen yıl ki yazımda ilkokulda bir dönem dersimize girip yıllar sonra karşılaştığım ahirete intikal eden Zeynep Süreyya öğretmenimden bahsetmiştim.  Bir de diğer Zeynep öğretmenime de ulaşmak isterdim.

            Öğretmenlerimiz okuma-yazma ile birlikte yaşantımız boyunca bizimle beraber olacak olan görgü ve terbiyeyi veriyor. Allah razı olsun.

            Öğretmenlerimizin bir çoğuna hayran oluruz ama neden onu bir türlü paylaşamayız ve hayatımızda hep olumlu bir yer bırakırlar.

            Yıllar geçer öğretmenler arkadaşımız olur, sevdiğimiz olur ,eşimiz hayat arkadaşımız olurlar velhasıl öğretmenler bizim her şeyimizdir.

            

Sporda Öne Çıkanlar

Siyaset Haberleri