Sorgulayan toplum olmalıyız

Sorgulayan toplum olmalıyız

Sorgulayan toplum olmalıyız

Rüştü Aydın

Son Güncelleme: 18 Ekim 2009, Pazar

Haberi Paylaşın:



Sorgulayan toplum olmalıyız


 


Kıymetli okurlarım, günümüz Türkiye’sinde ülkemizin şu anki hali hiçte iç açıcı değil. Bildiğiniz gibi mendebur bir hayvanın adı ile grip salgını olduğunu duyuran hükümetin bakanı; 30 milyon küsür insanımızın bu hastalığa yakalanacağını sonra 5 bin küsür hastanın öleceğini duyurdu.


Halkımız arasında bir deyim vardır: ‘Ağzından yel alsın’, yada argoca ‘şom ağızlı’ diye…


Bu mendebur isimli grip, bildiğimiz griplerden biri. Burnunuz sulanıyor, boğazınız yanıyor, ateş ve halsizlik oluyor. Yani bizim neneye bu hastalığı anlat hemen eline ispirtoyu, bardakları alır sana bir güzel ‘şişe’ çeker. Ardından ispirtolu zeytinyağ ile sırtını yağlar ve birkaç saat sonra hasta terleyince grip diye bir hastalık kalmaz.


Mendebur hayvan ismiyle bir hastalık zaten olmaz. Olamazda. Olmayacağını doktorlarımız söylemek istiyor, fakat 5 bin hastanın öleceğini söyleyen bakana sahip oldukları için ‘domuz gribi’ diye bir gribin olmadığını söylemekte zorlanıyorlar.


***


Bu gribin belirtileri; ateş, burunda akıntı, hapşırık, baş ağrısı, kas ağrısı, boğazda yanma, nefes alıp vermede zorlanma, halsizlik ve ishal olduğu söyleniyor.


1976 yılında yapılmış hastalık tarifini yazıyorum: “…Etlerde şiddetli ağrılar, takallüsler hasıl eder. Ekseri ahvalde daima bir humma ateşi yapar. Cismin şişliği, kuruluğu, karnın şişliği, gayet zayıflatıcı bir teneffüs güçlüğü ve cildin mum rengini alması hasıl olup, bunlara bir takım yaralar ilave olursa;  hastaların 20 ila 50 yaş içinde vefat ettiklerini bir çok tıp kitabı müellifleri Avrupa’da domuz etinden bu dehşetli hastalığın ölüme sebebiyet verdiğini istatistiklerle beyan etmektedirler….”


***


Domuz etinden insanlara bulaşan tirişin adlı kurtçukların yaptığı hastalık ile; domuz gribi dedikleri virüsün yaptıkları hastalık belirtileri ve  benzerlikleri hemen hemen örtüşüyor, aynı yani…


1970 li yılların sonlarında bu tür bir gribin salgın olarak ülkemizde gelip geçtiğini ve ülkemiz insanlarının bu gribe karşı bağışıklık kazandığını anlatan doktorlarımız yaşı 30’un üzerinde olanların domuz gribine yakalanmasının olası olmadığını söylerken, yaşı 30’un altında olan ve ilk kez bu grip virüsüne yakalanan insanlarımızın da hastalığı geçirmelerinden sonra bağışıklık kazanacaklarını belirtiyorlar.


Bu konunun uzmanı değilim ama uzmanların dediklerini iyi dinleyen biriyim. Ve bir sorgulama, bir karşılaştırma yapabiliyorum. Sizlerde pekala yapabilirsiniz.


Bu konuda; İnsanların ne zaman ve nasıl öleceklerini yalnız Cenab-ı Allah bilir. Ak Parti hükümetinin sağlık bakanı değil.


***


57. Hükümet döneminde kanımızın genleriyle oynanıyor diyen eski Sağlık Bakanı Osman Durmuş, ırkçı ilan edilmişti. Acaba Domuz gribi aşısı diye insanlarımıza ne şırınga edilecek? o zaman kanımızla oynadılar bu kez de bedenimizle, beynimizle mi oynayacaklar.


Yada Mersin Milletvekillerimizin de TBMM’sine verdikleri önergelerde sorguladıkları gibi 350 milyar dolar rantı bulan aşı bedeli hangi ilaç firmalarına gidecek. Yada henüz dünya ülkelerince test bile edilmeyen bu aşı için Türk insanı kobay olarak mı kullanılacak?


Körü körüne inanmaktansa, bu gibi soruları çoğaltıp sizlerde yetkililere sorabilirsiniz. Alacağınız yanıtlar sizi tatmin etmiyorsa onlara iyi bir açılım yaparsınız. Ama mutlaka sorgulayan toplum bireyleri olmalıyız.


****


GÜNEŞ BEDAVA ÇALIŞIYOR


Güneş enerjileri hakkında gelecek ay bir sempozyum düzenlenecek. Mersin Makine Mühendisler Odasının öncülüğünde gerçekleşecek bu sempozyum hakkında bizlere bilgi verildi. “Güneş kenti Mersin” olmalıyız dendi. Güneş bizler için bedava çalışıyor. Hem ucuz, hem temiz bir enerji. Bu Enerji için teşvik yasaları isteniyor… Evet toplum olarak bu konuda da duyarlı olup, neden temiz enerji için tepki vermiyoruz sorusunu herkes kendine sormalı. Sonra bizi yöneten yasa çıkarıcılarına sormalıyız neden’leri. Soralım, sorgulayalım ve güzel olan her şeye kavuşalım.


Bu konuda öncülük eden Makine Mühendisleri Odası Mersin Şube Başkanı Naci Erçolak’a ve yönetim kurulu üyelerine teşekkür ediyor başarılar diliyorum.


****


SEÇİM’DE KÜRT AÇILIMINI DESTEKLİYOR


Birde seçim heyecanı eklenecek galiba. Herkes Başbakan Recep Tayip Erdoğan’ın seçim için yatırıma başladığını konuşuyor. Şöyle diyorlar; İsrail’e kafa tutuyorlar. AB’ye rest çekiyorlar. Kürt oyları için Kürt açılımını başlattılar. Dil verdiler dağdakini affettiler vs…Sanatçılara  türkü yerine kürt açılımını destekleyen sözcükler söylettiriyorlar.


Beklide millet tersini söyleyecek. Benim dilim tek, bayrağım tek, milletim tek diyecektir. Çünkü sorgulayan bir toplum olmaya başladık. 


AK PARTİ BARAJADA TAKILABİLİR


Erken seçim yapmaları şunun için gereklidir: Kürt açılımını meşrulaştırmak için erken seçim yapacaklardır. Seçim beyannamesine de “ben kürt açılımı ile Kürtçeyi ikinci dil ilan ediyorum Kürtleri de azınlık olarak kabul ediyorum” diyecek ve milletten öyle oy isteyeceklerdir. Kaç oy aldılar ise aldıkları oy kürt açılımının referandumu şeklinde değerlendirilmiş olacaktır. Böylece kazanılan oylar ile söylemlerini millete tastik ettirmiş olacaklardır. Bunu yapmak içinde baskın bir seçime ihtiyaç var. İki yıl süre ile Kürt açılımı ile yatılıp kalkınmaz. Kalkarlarsa Ak Parti müthiş bir oranda oy kaybeder. Belki baraja da takılabilir.

Sporda Öne Çıkanlar

Siyaset Haberleri