Hisseler beleş

Hisseler beleş

Hisseler beleş

Rüştü Aydın

Son Güncelleme: 07 Şubat 2010, Pazar

Haberi Paylaşın:



Hisseler beleş
 
Olabildiğince sakin olacağımız günler kapıda. Hükümet – muhalefet kavgada. Peygamberliği ilan edilenler diğerlerini faşistlikle suçlamaya başladı. Yaptıkları kötülükleri başkasına atma eylemi ayyuka çıktı.Bütün bunları da millet adına, demokrasi adına yapıyorlar..Cumhuriyeti düşünen yok. Öyle ise bize düşen görev elimizden geldiğince  hiç sinirlenmemek. Sakin durmak.  Hatta şiddetin içine çekilmek için üretilen tüm kışkırtma senaryoları olsa bile bütün kışkırtmalara karşı sinirlenmeyelim. Sakin duralım. Bunun için yapacağımız tek bir şey var oda çalışmak ve üretmektir.
Çocuk isek, anne ve babaya yakın durmak, onların sevgisini daha çok kazanmak. Öğrenci isek, okuyarak ilmimizi ve bilgimizi daha çok arttırma gayretinde olmak. Baba isek çocuklarımıza rızık kazanmak için uğraş vermek. Anne isek evladımızı mutlu etmenin yolu şefkattir onu vermek. İş adamı isek üretmek. Memur isek devletin işini kendi işinmiş gibi, işçi isek kendimizi fabrika ortağı gibi görüp işe daha bir sıkı sarılmak. Çiftçi isek temiz hormonsuz meyveler, sebzeler ve tahıl üretmek. Bunları yapabiliriz. Üşenmek yok aksine çalışmak var, üretmek var. Esnaf isek toplum bilinci içinde birlik ve beraberliği-dayanışmayı arttırmaya devam etmeliyiz. Hatta sanal açılımlar yerine; Kürt isek daha çok Türkçü olarak, Türk isek daha çok Kürtçü olarak ellerimize Türk bayraklarını alarak, evlerimize Türk bayraklarını asarak  bu kışkırtmalara karşı birlik beraberlik üretimi yaparak çalışmalıyız.
Kısacası kıvılcım isek; alev topu olmalıyız. Buna en iyi örneği birlikte okuyalım.
 
BEN KİM MİYİM?
“İstanbul Üniversitesi’nde öğrenci olduğum sıralar okul duvarında bir ilân gördüm..
“Avrupa’ya talebe yollanacaktır.”
Allah Allah dedim! Ülke yıkık dökük, her yer virane, Lozan yeni imzalanmış, bu durumda Avrupa’ya talebe... Lüks gibi gelen bir şey.
Ama bir şansımı denemek istedim.
150 kişi içinden 11 kişi seçilmişiz. Benim ismimin yanına Atatürk “Berlin Üniversitesi’ne gitsin” diye yazmış.
Vakit geldi Sirkeci Garı’ndayım; ama kafam çok karışık.
Gitsem mi, kalsam mı? Beni orada unuturlar mı?
Tam gitmemeye karar verdiğim bir sırada bir posta müvezzii ismimi çağırdı: “Mahmut Sadi! Mahmut Sadi! Bir telgrafın var.”
Mustafa Kemal farkı
Telgrafı aldım ve açtım. Aynen şunlar yazıyordu:
“Sizleri bir kıvılcım olarak yolluyorum, alevler olarak geri dönmelisiniz.”
İmza Mustafa Kemal...
Okuyunca düşündüklerimden olağanüstü utandım. “Şimdi gel de gitme, git de çalışma, dön de bu ülke için canını verme” dedim.
Düşünün, 1923’te o kadar işinin arasında 11 öğrencinin nerede, ne zaman, ne hissettiğini sezebilen, ona göre telgraf çeken bir liderin önderliğinde bu ülke için can verilmez mi?
Çok başarılı oldum. Ülkeme alev olarak döndüm.
Önce İstanbul Üniversitesi Genel ve Beşeri Fizyoloji Enstitüsü’nü kurdum.
Kürsü Başkanı oldum. Daha sonra ülkemin başbakanlığını yaptım.
Ben kim miyim?
Ben sadece iki satırlık bir telgrafın yarattığı bilim adamı Ord. Prof. Dr. Sadi Irmak’ım.”Evet kıssadan hisse derler ya…”
 
Herkes hissesini alsın. Hem de beleşe 

Sporda Öne Çıkanlar

Siyaset Haberleri