Düşünmek

Düşünmek

Düşünmek

Habibe Aydın Tuna

Son Güncelleme: 26 Nisan 2010, Pazartesi

Haberi Paylaşın:



Düşünmek
           
Yönünü tayin edemedi rüzgar... Karıştı yanlış cepheye.. Tek yönü bulan gönülsüz sevdalar, çalmadı bir daha kapanan kapıların tokmağını.
Şanını yitişmiş saraylar gibi , kala kaldı olduğu yerde. ‘Eskidendi bu krallıklar, Tek yüreğe sığan o nice kutsanmış aşklar’ diye düşündü kendi kendine. 
 
Zamansız kalmış zavallılar gibi mekan arıyordu kendine. Belki birileri bir imdadına koşar ve kurtarırdı onu bu dehlizlerden.
Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak diyordu kendi kendine.
Cephesini şaşırmıştı artık rüzgar. Gitmek istediği yerlerin çok- çok uzaklarında estiriyordu bütün gücüyle şanını.
Korkuyordu!
Hayır korkmuyordu, üzülüyordu.
Yanılmış ve yalnız kalmıştı olmak istediği yerlerden…
Hayatın kendisi miydi bu yoksa, o mu hayattan medet bekliyordu bilemiyordu.
Her şey o kadar karışıktı ki, bir şeylerin çözümüne ulaşmak nerdeyse O’nu tamamıyla karanlıklara götürüyordu.
Her şeyin farkındaydı aslında. Kendi istemişti böyle olmasını. Ve böyle si bir yalnızlığa kendi kendini hapsetmişti.
Cephesini şaşırmıştı bir kere…
Yönünü kaybeden ya, ömrü boyunca arardı gitmek istediği o eşsiz mutluluğu, yada mahkum olur ve esir ederdi kendini olduğu yere.
Bunları düşündükçe yaşamı ayaklarının altında daha bir çok eziliyordu. Korkuları artıyor, bir şeyler yapamamak onu delirtiyordu.
Düşündü, ‘eskiden de yalnızdım’, ‘ama şimdi neden bu karar korkuyorum bu yalnızlıktan’ diye soru sordu kendine.
Ve buldu… Haklıydı da …
Çünkü eskiden yalnızlığını sevdiği yüreklerde yaşardı. Severdi bunu yaşamayı. Bilirdi ki, mutluydu olduğu yerde. Her şey onundu. İstediği gibi eser, istediği gibi savaşırdı bütün zorluklarla.
Ama şimdi hiç bilmediği bir yerde kalakalmıştı bir başına.
Doğruların peşinden gideyim derken hepten batmıştı çamura, öfkesi yüzünden.
Bir kez olsun, düşünmeliydi olan biten her şeyi. Yaşamış olduğu bütün acılara rağmen dinlemeli ve ona göre karar vermeliydi. Ama o bunu yapmamıştı. Kendi öfkesinin merhametsizliğine uyup, o uysal ve sevimli yüreğini bir hiç uğruna harcamıştı.
Her şey onun suçuydu.
‘Zamansız döküldü bu yapraklar’ diye düşündü.
‘Hayır her şeyin zamanı ve yeri vardır. Şu an bunun zamanıdır’ diye kızdı kendine.
‘Çünkü, hayat gidilmesi gereken yerlerle doludur. Bizler seçilmiş yolların tercihlerini yaparız. Bazen iyiyi ve kötüyü yaşarız, bazen de güzel ve olumlu bakarız. Olabilecekleri tahmin ederiz ama bilemeyiz, seçemeyiz ama sadece yaşayabiliriz’ dedi…
Evet güzel şeyler düşünmüştü.
Her türlü zorluğa rağmen, yine karanlıklarla dolan bu anına bir mum ışığı yakabilmişti.
Şimdi, üzülüp, bir şeylerden korkmak yerine, yaşamalıydı hayatın O’na sunacağı bütün zamanları…
 
 
Artık mutluydu. Önemli olan düşünmek değildi, iyi ve doğru düşünebilmekti.. Nerde ve hangi durumda olursa olsun umudunu asla yitirmemek ve güçlü olmayı bilmekti.

16.12.2006

Sporda Öne Çıkanlar

Siyaset Haberleri