Yollar

Yollar

Yollar

Habibe Aydın Tuna

Son Güncelleme: 13 Mayıs 2010, Perşembe

Haberi Paylaşın:



Yollar
 
 
Rüzgar esiyordu bir yerlerden.
Akşamın batan güneşi yüzüme vuruyordu bütün ılıklığıyla.
Yürüyordum.
Nereye gittiğimi biliyordum.
Çünkü bilinmezliğe giden bütün yolların sonunun hüsran olduğunu öğrenmiştim artık.
O yüzden adımlarımla başlattığım bütün kaldırımların sonunun nereye gideceğini biliyordum.
Korkmuyordum.
Kararlıydım….
Üstelik heyecan da yoktu içimde.
Buruk bir tebessüm kaplamıştı benliğimi.
Hiçbir şeyi arkamda bırakmamıştım.
Acı-tatlı ne varsa aldım yanıma… Kaçmadım kötülüklerden…
Hayatın pembe rüzgarları esiyordu yüreğime.
İliklerime kadar hissediyordum bu duygununu hazzını.
Yaşamanın, bize verilen o kutsal nurun tadını hissediyordum.
İnsan olmanın, ağaçlara, çiçeklere, böceklere şefkatle bakmanın, onlara yardımcı olmanın mutluluğunu büyütebiliyordum içimde.
Gel demiyordum kimseye. Geçen zamanı, kaybolmuş günleri getir, kurut bu göz yaşlarımı artık demiyordum.
Biliyordum ki, bendeydi bütün reçeteler.
Kendim yazar, kendim merhem olurdum yaralarıma.
Çaresizliğin belini kırmıştım artık, en ince yerinden.
Ve biliyordum, kırılan şeyler eskisi gibi olmazlardı asla!
Bu yüzden çaresizlik tekrar kapımı çalsa bile, yarım kalmış bir yanı olacaktı.
Ve bana o ölümü hatırlatan duygusunu asla hissettiremeyecekti.
Öğrenmiştim;
Üslubumu bir gülüşe satmayacaktım. Akşamın kör ve çelişkili havalarını,
Gündüzün güneşine harcatmayacaktım.
Yaşamı zehir eden sevdaya ömrünü vermeyecektim.
Rüzgar esiyordu bir yerlerden…
Ve ben biliyordum gittiğim bu yolların nereye varacağını…!
O anda anladım bu yolların;
Bir kalp çarpıntısı kadar yakın, ve bir kalp ağrısı kadar acı olduğunu…
 
02.03.2007

Sporda Öne Çıkanlar

Siyaset Haberleri