Yabancılaşmaya dikkat!

Yabancılaşmaya dikkat!

Yabancılaşmaya dikkat!

Rüştü Aydın

Son Güncelleme: 27 Mart 2011, Pazar

Haberi Paylaşın:



Yabancılaşmaya dikkat!
 
Yabancı diye tanımadığımız kişilere deriz. Bizden olmayanlara yabancı deriz. Dinimizden, ırkımızdan, dilimizden olmayanlara yabancı deriz Yabancılarla ortak yönümüz sadece, Allah’ın yarattığı birer insan olmamızdır. Onun ötesinde bir benzerlik olmaz.
Birlikte olmayı arzu eden insanlar arasında; ırki ya da etnik anlamda yabancı yoktur. Ortak değerler açısından da olması mümkün değildir.
Türkler arasında da yabancılaşma yoktur. Etnik tabir edilen bir çok alt kimliklerin kökeni Türklüğe dayanır. “Ne Mutlu Türküm Diyene” veciz sözündeki anlama dayanır. Fakat Türklerin yaşam sürdüğü her yerde kendi içinden bazılarını yabancılaştırma eylemleri her zaman yapılmıştır. Halen de yapılmaya devam edilmektedir.
 
Önce tarihten bir not düşmek istiyorum: “ Canım bu ne güzel, bu ne müthiş, bu ne müessir bir ilim ve öğretimdir ki, bırakınız batının müstakil milletlerini, içimizde yaşayan vatandaş dediğimiz Rumlara bir bakın. İşte bu Rumlar, yok olup tarihe karışmış eski Yunanla, bozuk bir dilden başka hal, ahlak, ırk ve nesep olarak hiçbir ilintileri olmadığı halde, okutulan tarih kitaplarının tesiri ile öylesine azgınlaşmış ve kudurmuşlardır ki: Meyhanede sakilik yapan garson Diyakos’ları bile kendisini Aristo ve Eflatun’un halka-i tedrisinde ilmü kemale erip, hünerler kazanmış bir alemi-cihan; günlük geçimini tedarikten aciz zavallı bir Rum Palikaryası ise, kendisini Makedonyalı İskender’in öz torunu zanneder. Öyle bir çalımla yürür, kabadayılıklar taslar ki yollarda, canlı kanlı asker oğlu asker dersin!.
Hatta ben, önceleri, gençliğimin en parlak ve kabiliyetli günlerinde, kendi milli tarihimizden hiçbir şey görmemiş, dünyayı Konya’yı anlamamışken, görüşüp konuştuğum bazı Ermeni hemşerilerimizin ağzından, kendilerine has bir şive ile, gerine gerine, Dikra’nın hayat tarihçesini, Mourtad padişahın tarihini, Hayk’ın hayat hikayesini, Armaoğullarının geçmiş şaşalı günlerini dinler de alık alık bakardım.
Şimdi şu milletlerin, eski tarihlerini bulup buluşturarak, gelecekte nasıl bir merhaleye erişmek için hazırlandıklarına dikkatle, ibretle bir bakınız!”
( Kitabın adı, “93 Moskof Harbi ve Başımıza Gelenler”; Mehmet Arif Bey Sayfa 33-34, 1996-5.baskı. Sadeleştirip yazan Nihad Yazar /   Bu kitabın önsözü yazıldığında ki tarih 12 Eylül 1888. Mustafa Kemal Atatürk henüz 7 yaşında. Osmanlı Rus Savaşı da yapılalı 1 yıl olmuş.)
***
Osmanlı vatandaşı olarak yaşayan Ermeniler ile Rumların yaşam biçimlerinden bir kesiti sunduğum kitabın üzerinden 124 yıl geçmiş. O günkü Osmanlı vatandaşı olan Rumlar bugün Yunanistan Devleti adı altında yaşıyorlar. O gün ki Osmanlı vatandaşı olan Ermeniler bugün Ermenistan Devleti adı altında yaşıyorlar. Yani Osmanlı’yı kendi içinde yabancılaştırıp ondan sonra da bölüp parçalamışlar.
Gelelim bu günümüze.
21 Mart Nevruz kutlamaları Mersin’de yaşandı. Bir siyasi partinin etkinliği olarak kutlamalara giden Kürt vatandaşlarımızın çocukları güvenliği havada uçarak kontrol eden polis helikopterine el kol hareketleri ile tepkide bulunması, sokaklarda ikili üçlü yaya gezen Kürt vatandaşlarımızın çocuklarının cep telefonları ile yüksek sesle Kürtçe müzik dinlemeleri, Evlerin narenciye ağaçlarından izinsiz meyveleri koparmaları, BDP’li bir vekilin polisi tokatlaması, bazı Kürt aydınlarının “Türk değilim” deyebilmeleri, kendi içimizde yabancılaşmanın en önemli belirtileridir.
Bunu artık görmek gerekir, duymak gerekir, bilmek gerekir. Ülkede bin yıldır bir ve beraber yaşayan insanları bir birbirine yabancılaştırmanın sonunun iyi olmadığını 124 yıl önceki yazar Rahmetli Mehmet Arif Bey bile tespit etmiş.
Biz tarihten ne zaman ders alacağız?
 
 

Sporda Öne Çıkanlar

Siyaset Haberleri