ZAFER HIRSIZLIĞI

ZAFER HIRSIZLIĞI

ZAFER HIRSIZLIĞI

Habibe Aydın Tuna

Son Güncelleme: 14 Şubat 2012, Salı

Haberi Paylaşın:



Belki Sevgililer günü diye nitelendirilip aslında Ticaret Günü ne dönüşen bu güne bağdaştırılabilecek bir yazı olabilir düşüncesi ile, Kadın ve Erkeğin bütünlüğünü korumayı amaçlıyan bu yazımı sizler ile paylaşmak istedim.
Sevgiyi yüreğinde taşıyan, saflığı ve masumiyeti el üstünde tutan tüm yüreklere gelsin.


****
ZAFER HIRSIZLIĞI

Türk milletini meydana getiren ön önemli unsurlardan biri Aile Kavramıdır.

Çağımızda günden güne harcanan bu kutsaliyet’in değerini bilmek ve korumak gerektiğine inancım sonsuzdur.

Aileyi erkek ve kadın bir bütün olarak oluşturur.

Bu yüzden toplumda erkek ve kadının rolü büyüktür.

Fakat; Hayatımız boyunca; bu iki kutsal canlıyı ayrı birer varlık gibi bölmeye çalışan düşüncelerin kavgasına, dramına ve acısına tanık olduk.

Fiziki olarak farlı bedenlerde olsalar da ikisinin de kutsal görevleri vardı.

Ve insanlık bu iki bedenin farklılığını hep sınıflandırdı.

Batı kültüründen gelen “Feminizm” düşüncesi hep bir ayrımcılık hep bir eşitsizlik söz konusu getirdi hayatlarımıza.

Feminizm; “Kadın haklarını ve kadınların erkeklerle aynı haklara sahip olmaları gerektiğini savunan bir düşünce akımıdır”.

İşte bu düşünce zamanla aile kavramının yıpranmasına yol açtı.

Orta da kazanılması gereken bir hak varsa Kadın ve erkeğin bütünlüğünü koruyan bir hak aranmalıydı.

Kadının, erkekle aynı haklara sahip olması, kadının da çalışması anlamını taşıyorsa elbette ki, kadında bu haklara sahipti.

Ama tam anmalıyla aynı haklara sahip olmak benim düşünceme göre yanlıştı.

Çünkü eşitlik bir zamandan sonra bir tarafın yok olmasına yol açardı.

Halbuki bu iki kutsal varlığında farklı görevleri vardı. İnsanların yanlışı, herkesin kendi görevlerini yerine getirmesini bilemeyişindendi.

Bütün anlaşmazlıklar buradan yola çıkıyordu.

Oysa kadın her zaman erkekten bir adım geride durmak zorundadır.

Kadının korunmaya, kollanmaya ihtiyacı vardır. Kadın annelik gibi kutsal bir görevle mükâfatlandırıldığı için şefkate ve ilgiye mecburdur.

O yüzden bir kadının tek başına, erkek kadar ağır sorumlulukları yüklenmesi zordur.

Erkeğin de, kadınların bu anlayışlı tavırlarını ona değer vererek göstermesi tüm anlaşmazlıkları ortadan kaldıramaya yeterlidir bence.

Erkeğin kadından üstün olması gibi bir değerlendirme de yapılmamalıdır.

Allah katında hepimiz eşit haklara sahibiz ve günahlarımızla, sevaplarımızla aynı ceza ve mükâfatlarla değerlendirileceğiz. 

Kadın ve erkeğin ayrı sınıflara koyularak, ortaya hak kavgası çıkarılması yerine kadının ve erkeğin bütünlüğünden kazanılacak ve insanlığı bile dize getirecek bir bağlılığın, kazanılması yanlısıyım.

İşte bundan dolayıdır ki, insanlığı, kadın-erkek, genç-yaşlı, fakir-zengin, gibi sınıflara ayırmak sadece toplum ve millet olarak bölünmemizi ve tarihten silinmemizi sağlar.

Yapılacak en doğru şey, haklı düşüncelerde, sağlam adımlar atmaktır. Milletin olması için aileye ihtiyaç vardır.

Ailenin oluşması için sağlam fertlere ihtiyaç vardır.

Çünkü; Bir erkek yetiştiren

Bir kişi yetiştirmiş olur,

Bir kadını yetiştiren

Bir aile yetiştirmiş olur.

 Bunları idrak etmek için“BİZ” olma yolunu ve bütünlüğü harcatmama kararını yüreğimizde bulmamız gerekmektedir.

Bizi içimizden yok etmeye çalışan, bir nevi hayatımızı kendi ellerimizle yıkmamızı sağlamak amacıyla bizlere “Zafer Hırsızlığı” yaptırmaya çalışanlara verilebilecek en iyi ceza Ailemizin kutsallığını korumakla verilecektir.

Sporda Öne Çıkanlar

Siyaset Haberleri