H.A.T

H.A.T

H.A.T

Habibe Aydın Tuna

Son Güncelleme: 15 Mayıs 2012, Salı

Haberi Paylaşın:



Yıllardır yoksulluğundan mahrum kalmış çocuklar gibiydi yüzüm.

Bir bildiği vardı elbette ki hayatın.

Yoksa bunca acıların peşinden sürükler miydi beni ardı sıra.

Kollarında sere serpe yatmakta olan yaprak dallarıydım bazen.

Bazen de gizlenilmeye mahkum edilmiş bir garezdim.

Yenmeye zorlu bırakılmış bütün surlar gibi bir-bir aşıyordum merdivenleri.

Bazen sancılı deryaların dalgalarında, bazen de çöllerde esen sam yelleri oluveriyordum.

Kaybetmek ve kazanmak çizgisinde volta atıyordum çoğu zaman.

Kaybetmenin verdiği acıyı ve peşi sıra gelen kazanma hırsını asla kaçırmıyordum gözden. Belki kaybedenlerin izahı, belki de kazananların mizacı oluyordum ara sıra.

Hep aynı çizgide gitmiyordu hayat. Ama ben o çizginin sağını ve solunu ayırt edebilmekten mutluluk duyuyordum.

Ortada öylece kalakalmak ve hiçbir yönü bulamamak hiç bana göre gelmiyordu.

Çünkü hayat kazanılması zor. Sınanması tetikleyici ve kaybedilmesi kolay bir oyundu.

Oyunları oynamak da itina isteyen bir meslek dalıydı aslında.

Bazıları oyunlarını oynarken, bazıları da oyuncakları oluyordu oynayanların.

İşte böyle saat gibi işliyordu hayat dediğimiz bu şekilli kavram.

Bu şekli fark edemeyenler ve çözmek istemeyenler girdabında dönüp duruyordu her günüm.

Günün sonuna yaklaşan gönül kalemde kitleniyordu bir tek bütün haykırışlar.

Gecenin körükleyen yüzü oturuveriyordu gönül bahtıma.

Kim bilir belki hatıralarımın izi ve geçmişin karanlık pusulası oluyordu bütün zamanlar.

Zamanı bütün işleyen saliselere bırakmış bir beyin bölünmesi yaşıyordu bazen bütün hıçkırıklar.

Kim ne derdi ki,

Bakmaya doyulmayan o yaşamın, arkasına gizlenmiş bir  ağma gözleriyle bakıverirdim hayatımın geri kalan kalıntılarına. Şimdi hayatın yelkovanına azda olsa tutunmayı başardım. Zaman zengin beyninde işleye dursun, ben tükendiğim yere kadar gideceğim.

Sporda Öne Çıkanlar

Siyaset Haberleri