Akrabayız

Akrabayız

Akrabayız

Rüştü Aydın

Son Güncelleme: 16 Haziran 2012, Cumartesi

Haberi Paylaşın:



Akrabayız
 
Tek başına olmak, insani bir özellik değildir. İnsanı insan yapan, toplum içinde yaşamasıdır. İnsanlarla bir arada yaşayabilmesidir. Toplum içinde yaşamanın da kendine özgü kuralları vardır. Bu kurallar ile insanlar birbirini sever, kucaklar barışık yaşar. Kuralları oluşturanlar yine insanlardır. Toplum içinde birlikte hareket etme, davranış biçimi belirleme ve uyma konusundaki bu kararlar katidir. Kesin olan bu kuralları devletin yasaları da destekler. Desteklenmeyen kurallar, zaman içinde yozlaşır ve toplumun değer yargılarının kaybolması ile de devlette çöküş başlar.
“Türk aile yapısı; dünyada ki ülkelerde görülmeyen bir güce sahiptir. Ana, baba, evlat, amca-dayı, hala, yeğen, gelin, kaynana, kayınbaba, kirve, kelimeleri yakın akrabalıklar için kullanılır. Bu güçlü aile bağlarının kopması pek söz konusu değildir.
Dostluk için de aynı; yakın akrabalıkta olduğu gibi güçlü bağlarla bağlı duyguları çağrıştıran kelimeler vardır. Dostum, canım, ciğerim, ciğerparem, birader, yoldaşım, karındaşım, kandaşım, evladım, oğlum, yeğenim gibi… 
Yakınlığa ve dostluğa destek veren deyimler de güçlüdür. Dostumun dostu, arkadaşımın arkadaşı, canım kardeşim, canın sağ olsun, eyvallah birader, gibi… 
Selam üzerine de dostluk pekiştirilir. “Selamını getirdim” deyimi üzerine, selamı alan kişi dostunun hatırına, sevgisine, hürmetine karşılık gelen kişiye de; karşısında samimi dostu varmış gibi kolaylık gösterir. Türkün örf ve adetlerine göre dostluğu-kardeşliği-birlikteliği pekiştirecek pek çok güzel kelimeler yöre ağızlarına göre de kullanılır.”
Bu kadar güçlü bir aile yapısına sahip Türk Milletini ayrıştırmak, parçalara bölmek hiç de kolay değildir. Bu zoru başarmak yine Türk’e ait olacaktır. Yani bizi biz yıkarız. Nasıl yıkarız yukarıda saydığım değerlere sahip çıkmazsak… her şeye rağmen her türlü saldırılara rağmen biz aile yapımızı koruyalım. İnsanları sevelim. Dost kalalım, Türkiye’de yaşayan 75 milyonun kardeş olduğunu, birbirine akraba olduğu gerçeğini unutmayalım. Dilde fikirde işde bir ve beraber olduğunu unutmayalım.
“Ana dilde eğitim Türkiye’yi bölmez” diyenler çıkacaktır, dilimizden dil koparsalar bile o koparanlara itibar edilmemeli.  Türk kelimesinden başka kelimeler üretseler bile kardeşliğimize gölge düşürülmesin.
Oğlumuzun kirvesi Diyarbakırlı olsun, Mardin’den gelinimiz olsun, Bitlis’ten damadımız olsun, İstanbul’dan dayımız olsun, Trabzon’dan yoldaşlarımız olsun, İzmir’den yeğenlerimiz olsun, Kars’tan Ardahan’dan Van’dan dostlarımız olsun…Olsun elbet, olsun!
***
Bu yazıma ilham veren bir piknik yaşadım. Geçtiğimiz hafta sonunda, kızımın nikah şahidi dünürüm, Mustafa Tuna’nın akrabası diş doktoru Çağatay Çekiç bey, beni aradı. “Rüştü Bey, Erdemli’nin 8 km yukarısında bir akrabamın yaşadığı yerde piknik yapacağız. Tüm akrabaları aradım, sizi de aradım. Katılırsanız memnun olurum” dedi. Ben de eşim, kızım ve damadım ile katıldım. Dünürüm Mustafa Tuna ve eşi, dünürümün damadı Akın Köse ve eşi ile çoçukları, Toroslar Belediye Başkanı Hamit Tuna, eşi ve çocukları ile kız kardeşlerini tanıyordum fakat diğer akrabalarımız olanları tanımıyordum. Adana’dan gelenler var, İlçelerden gelenler var… Elli altmış kişilik bu akraba pikniğinde ilk aklıma gelen söz şu oldu. Oradaki sohbetimde anlattım. Demek, Türkiye’de böyle bir şey işte, dedim.  Her ne kadar birbirimizi o an için tanıyamasak bile değer yargılarımızla, oturup kalkmamızla, verdiğimiz selamla, ettiğimiz sohbetle, kaşık salladığımız pilav üstü kavurması, içtiğimiz ayranla, ettiğimiz dua ile birbirimizi çok iyi tanıyoruz ve hep akrabayız. Yani bunu; birbirimizi tanıyamadığımız akrabalarımız var diye, 36’ya ayrıştırmanın bir mantığı olabilir mi? 
Tabiî ki demokrasi var, dediğinizi duyar gibiyim… Canınızı candan koparan bir demokrasinin adı demokrasi olsa bile siz inanın ki; o demokrasi değildir. Bölüp parçalamaktır. Kardeşi kardeşe düşman etmektir,  akrabaların arasına mesafe koymaktır.

Sporda Öne Çıkanlar

Siyaset Haberleri