Tartışıyoruz, tartıştırıyoruz, tartıştırılıyoruz.
Özgürce sen ve ben Kürt dilini tartışırız. Yada sen ve ben bir olur birilerine Kürt dilini tartıştırırız. Veya başkaları bir olup seni ve beni Kürt dili hakkında tartıştırır. Bu üç hali ülkemizde yaşamak mümkündür.
Tartışma konusunu seçen, tartışacak kişilerin yaşları ile kimlik yapısını belirleyen, birisi veya birileri mutlaka var. İşte benim tespit ettiğim budur. O birileri veya birisi hiçbir zaman Türk’ün yüksek çıkarlarını koruyan birisi olarak ortaya çıkartılmıyor. Hep, değerlerimize küfür eden; Türk’ü ezen-yeren konuşmalar. Vatan, Millet devlet dil din ırk gibi kutsal değerleri yok eden düşünceler öne çıkartılıyor. Böylece tartışmalar amacından saptırılıyor.
***
Ali Kırca’nın ‘siyaset meydanı’ proğramının konukları minik yavrularımızdı. Orda da aynı sorunu yaşadık. Tartışma adına, tartıştırıldık. Ülkemizin milli değerleri, dili, vatanı, Atatürk’ü bile tartışıldı. Bebek katili Mersin Milletvekili Kürşat Tüzmen’in dediği gibi “şerefsiz’ bebek katiline sayın diyen çocuklar, Apoya liderimiz, önderimiz diyen çocuklar, hatta Atatürk’le bile kıyaslayan çocuklar vardı. Kim seçti bunları? Kimler izin veriyor bölücü konuşmaları yapın diye… kim kim kim lütfen artık sorgulayın. Bu kim sorusunu Cumhurbaşkanına, Genelkurmay Başkanına ve Başbakana ve hatta tüm milletvekillerine sorun. Kim bunlar?
TARTIŞAN ÇOÇUKLARDAN BÖLÜCÜ LAFLAR
Kürtlerin aslı Türk’tür diyen bir çocuğa; PKK benim amcamdır, PKK Kürtler in hakkını savunuyor diyebilen bir çoçuk. Yine bir başka çocuk pkk’nın şehit ettiği askerler için; “PKK nın kendisini savunmaması mümkün mü? Gel beni öldür mü diyecek?" şeklinde yanıt verebiliyor. Ve hatta bebek katili için neler diyorlar bakın: "Siz diyorsunuz ki bizim de bir önderimiz var. Onun resimlerini, flamalarını taşıyorsunuz. Kürtler in de kendine önder kabul ettiği kişi Sayın Abdullah Öcalan dır"diyor ve ortalık karışıyor.
Bu tartışmalara katilden lider olmaz, Atatürk ile kıyaslanamaz diyen çocuklar çıktı elbet, ama Ali Kırca ipin ucunun kaçtığını görünce toparlamaya çalışması da dikkat çekti. Diyor ki; “PKK terörü, o öldürdü bu öldürdü tartışmasını bir kenara bırakalım, dedim!.. siz yine oraya geliyorsunuz! Sizler o görüşlerin kopyacısı gibi davranırsanız, kendi özgün düşüncelerinizi ifade edememiş olursunuz. Çocukca görüşlerinizi duymak istiyoruz.”
Evet kıymetli okurlarım “tartıştırılıyoruz” derken Ali Kırca’nın son cümlesini örneklemek istedim. “Çocukça görüşlerinizi duymak istiyoruz” Sorun bakalım Ali Kırca’ya çocukları davet ederken ne diye çağırmış.
Allah aşkına çocukların Kürt dili ile katiller ile teröristler ile ne işi olabilir ki çocukça görüşleri olsun!.. Devlet yönetmek çocuk işi mi?
***
Kürt ağzında sadece 300 adet kelime var. Bunu ben demiyorum. 1972’de Askeri okullarda okutulan kitap diyor. (Dr. Mahmut Rışvanoğlu-Doğu Aşiretleri ve Emperyalizm.)
“Saint Petersburg Akademisi’nin yayınladığı 8528 sözlü Kürtçe – Rusça-Almanca Lügat kitabında;
3000 Halis Türkçe
2000 Türkçeleşmiş kelime
1240 Zint
1030 Türkçeleşmiş Farisi
370 Eski Pehlevi
300 Mahalli Kürtçe
108 Gildani
60 Kafkas Türkçesine ait kelimeler. ( Azeri, Çeçen, Çerkez)”
İşte gerçek olan bu.
Millet olmak devlet kurmak, kurulmuş devleti korumak, bölücülere karşı varlığını devam ettirmek çocuk oyuncağı mı? Çocukca konuşsunlar.
Keşke Kürtçenin bir dil olmadığı üzerinde 86 yıldır uğraş verilse idi… Keşke Kürtlerin oğuz boylarından gelen Türkler olduğu anlatılsa idi. . Keşke bu gerçekleri; Demokratik açılım için kellesini, gövdesini, rütbesini ortaya koyan büyükler, Yüce Türk Milletine 86 yıldır anlatabilselerdi.
|