Vertigo - Mersin İstikbal Gazetesi

Vertigo

....Mehmet, Selcen ve akrabalarına hoş geldiniz dercesine hafifçe gülümsedi. Yatağın sol tarafına yatmıştı, dostlarını ve akrabalarını rahat göremiyordu Fatih, sohbet etmek için sağa dönmeye başlamışken birden bire odanın içi yine fırıldak gibi dönmeye başladı…

Benzer Haber Başlıkları

  • Eczacılara 2 bin lira ceza getiren madde komisyondan geçmedi

    Eczanelere iyi haber! O madde komisyondan geçmedi

  • Kronik Migren Hayatını Ele Geçirmesin

    Migren günlük hayatı olumsuz etkileyen, hastaların neredeyse yaşama sevincini elinden alan çok yaygın bir hastalık olarak biliniyor. Sıradan bir baş ağrısı olmayan migren, genellikle tek taraflı, ense, şakak veya göz çevresinde başlıyor. Zonklayıcı karakterdeki ağrıya ışık

  • Hipertansiyon Yaşını Öne Çeken 9 Neden

    Kalp krizinden kalp yetersizliğine, inmeden beyin kanamalarına, böbrek yetersizliğinden kalıcı görme kaybına… Bu ciddi sağlık problemlerinin yanı sıra ölüme bile yol açabilen hastalığın adı, ülkemizde her 3 kişiden birinde görülen hipertansiyon.

  • Sezaryen Doğumda Avrupa Birincisiyiz

    Türkiye’nin dünya genelindeki sezaryen oranına bakıldığında yüzde 53 ile dördüncü sırada olduğu görülürken, Avrupa ülkeleri arasında ise birinci sıraya yerleştiği saptandı.

  • VM Medical Park Mersin Hastanesi

    Mersin Ticaret ve Sanayi Odası’yla protokol imzaladı

Son Güncelleme: 12 Ekim 2018, Cuma

Gazeteci-Yazar Rüştü Aydın, sağlıkta yaşanan hastalıkları öyküleştirmeye devam ediyor.... Zihinsen Engelli genç ile down sendromlu kız çocuğunun aşkını "Aşk'a Engel Yok" adı ile romanlaştıran Yazar Aydın şimdi de  vertgo'yu öyküleştirdi... 

 

Vertigo

“…O, çok okurdu, okumayı öğrendiği günden itibaren gazete, dergi, kitap ne bulursa okurdu. Okudukça merak edilen soruların yanıtlarını arar, bulmadan içi rahat etmezdi. Böylece bilgisi çoğalır, neredeyse kafasının içinden taşar, etrafındaki diğer kişilere bu bilgileri aktarmak için çareler üretirdi…

Günün birinde 30 yaşında iken gazete çıkardı. Gazete ile bilgileri daha çok insanlara ulaştırdı… Yetmedi. Kitaplar yazdı, bastırdı okuyucularına kavuşturdu. Onların kitapları ellerine almaları, imza için kendini arayıp bulmaları, okumaları… Bazen tek tük te olsa okuyanların geri dönüşler yapmaları ve  kendisi hakkındaki övgü dolu sözleri söylemelerini duyardı. Hoşuna gidiyordu elbette… Okumak, yazıyla uğraşmak o yazıları kitaba dönüştürmek ve kitabın okuyucuları ile buluşması.

Yaş elli olduğunda yazarların şairlerin bir araya geldiği derneğe başkan seçildi. Yine boş durmadı, şairlerin yazarların kitaplarını dağ, taş demeden okuyucusu ile buluşması için etkinlikler düzenledi… Çalışmalar hep takdir alıyordu… O'na aydın derlerdi. Okumuş kültürlü bilgi sahibi kişiydi yani aydındı…

İşte böyle Selcen Hanım.  ben onu 20 yıldır tanıyorum. Hele bir Fatih gözlerini açsın bakalım birde kendinden dinleriz halini…”

60 yaşındaydı Mehmet, can dostu, arkadaşı Fatih Er'i Selcen'e anlatırken, hasta yatağında uyuyan Fatih'in eşi Ayşe'de anlatılanları dinlemiş “sağol Mehmet Bey, sizler olmasanız biz ne yaparız. İyi ki varsınız.” Sözüyle sohbete katılmıştı. Gözleri buğulanmış, ağzını açarken kelimeler zorla dudakları arasından dökülüyordu. Bir ara yutkundu ve söze başladı Ayşe Hanım: “Tam da iş günüydü. Haziran ayının 17'siydi. Hafta başı Pazartesi gününü aydınlatan güneşin ilk ışıkları evin penceresinden içeriye yansıdığında Fatih'im, “Ayşe kalk bana bir şeyler oluyor, baktığım her yer ve yön, görmeye çalıştığım bütün nesneler, evin bütün odaları dönüyor. Sanki üstüme yıkılacak.” Diye odayı inleten bağırışını duymalıydınız… Baş dönmesini bende yaşamıştım. Midesi de bulanırdı insanın. Bunu bildiğim için hemen acıyavşan otunun çayını hazırladım, yarım bardak içti içmesine ama hemen kusması geldi. İçi boşalmıştı Fatih'imin… Hazırlanıp taksimize binerek hastanenin acil servisine gittik.”

Ayşe anlatırken Fatih gözlerini açtı. Karşısında Mehmet'i, Selcen'i ve akrabalarını gördü. … Eşinin anlattıklarının bir kısmını duymuştu… Mehmet, Selcen ve akrabalarına hoş geldiniz dercesine hafifçe gülümsedi. Yatağın sol tarafına yatmıştı, dostlarını ve akrabalarını rahat göremiyordu Fatih, sohbet etmek için sağa dönmeye başlamışken birden bire odanın içi yine fırıldak gibi dönmeye başladı… Yanı başında oturan Ayşe'nin elinden tuttu, tekrar sola yattı. Nasıl bir hasatlıksa baş dönmesi durmuştu… Biraz kendini toparladı ve arkadaşı can dostu Mehmet ile göz göze geldi…

Mehmet Bey: “Geçmiş olsun Fatih kardeşim. Duyar duymaz geldik, yapacağımız bir şey olur mu diye…” Başından geçenleri eşinin bıraktığı yerden kısık sesle anlatmaya başlayan Fatih eşinin elinden tutarak biraz daha belini doğrultu, hastalığını anlatmaya başladı. “ İlk kez böyle bir hastalıkla karşılaştım. Gerçi doktor daha teşhis koymadı, sadece acilden geldiğim için yatak istirahatı verdi. Acile girişim çok kötüydü. “ derken eşine baktı Fatih, “Sağolsun eşim Ayşe Hanımdan acilde çok faydası oldu bana. Sedyeye yatırdılar, ama sağ tarafıma doğru yatınca acilin bütün duvarları dönmeye başladı. Refleks mi dersiniz bedenin kendini koruması mı dersiniz bilmem hem başım dönüyor diye bağırıyorum hem de duvara doğru tutunmak için kendimi sola atmışım bu atışta omuzum da duvara çok köktü çarpmıştı. Sola dönünce baş dönmesi bitti, o anda acil  doktoru yanıma geldi,  bana yediğin bir şey mi dokundu, yoksa “grip mi oldun” dedi. Tabiî ki ben hiç cevap veremedim… Hemen serum taktılar, yatağa uzan dediler, uzandım başımı tavana bakacak şekilde koyunca yine başım dönmesin mi öyle ki tavan üstüme geliyor sandım, aniden nasıl belimi doğrulttum bilmiyorum… Hafif doğrulunca baş dönmesi yine kesildi. Bu arada baş dönmeleri mideme vurmuş olmalı ki eşimin getirdiği siyah poşetin içine istifra ettim. Sonunda serum bağladılar bana… Hastalığımın adını dahi bilmiyordum. Adeta şok geçiriyordum. Eşimin söylediği bir hastalık ismi vardı adı “Vertigo.” Acil doktorunun serumun içine mide bulantısı için ilaç koyduğunu söylediler, birazdan rahatlarsın dediler ama ne fayda… Bu arada nöbet değişimi oldu. Acil doktorları değişti. Yeni doktor bir bayandı. Giden doktordan aldığı bilgiler yeterli olmamalı ki bana geldi, şikayetin ne dedi… Eşim baş dönmesi oluyor. Sanırım vertigo. Kusması da var deyince beni hemen emar çekimi için filme gönderdi… Serum bitince hasta bakıcı tekerlekli koltuk getirdi. Ben dedim ki emar çekimi için başımı yatağa koyamam başım dönüyor, içerde tehlikeli olur, dedim… Yine de beni götürdüler, acilden gelince sıra beklemesi olmadı, hemen emar için yatağa çıkardılar. Daha başımı yatırır yatırmaz baş dönmesi başladı. O anda yine “ Başım dönüyor, demiştim size” diye bağırıyordum. Hemen yataktan indirdiler, tekerlekli koltuğa oturttular ama hasta bakıcı öyle bir götürüyor ki koltuğu,  sanki 120 km  hızla  gidiyoruz  bu sağında solunda sıra bekleyen diğer hastaların bana şaşkın şaşkın bakışlarını gördüm bir an için… Koridoru çıktıktan sonra hasta bakıcı” Ya abim sana ne oldu böyle, ben böyle bir hasta ve hastalık görmedim” dedi… Tabiî ki benim yanıt verecek halim yoktu… Bir tek bayılmadığım kalmıştı. Tekrar acil servise döndük. Hasta bakıcı doktor hanıma olanı anlattı… O da hemen telefonla birisiyle konuştu… Aldığı yanıt ile birlikte beni hemen polikliniğe, Nöroloji doktoruna gönderdi… Tekerlekli koltuk ile yine yolculuk yapıyordum. Hasta bakıcı yine sıra beklemeden beni doktora gösterdi. Doktor halime bir baktı “servis” dedi. Hastabakıcı tekerlekli sandalyeyi muayene odasından çıkardı, servise doğru yol aldık… İşte şimdi buradayım.  Yine serum verdiler, serum verilirken biraz uyumuşum… “

Her anını dikkatli bir şekilde dinleyen Mehmet, Selcen ve akrabalar anlatılanlara pek anlam veremediler tıpkı Fatih gibi… Yine de usulen Mehmet yarı şaka ile meraklı sözlerini sıraladı:  Bu kadar ayrıntılı bir acil öyküsünü ilk kez senden dinledim Fatih. Tabiî ki yazar olmanın farkı olsa gerek, eee! Daha henüz teşhiste konmadı. Sanırım baş dönmen de devam ediyor…” Bu arada Fatih'in eşi yine “vertigo” diye tekrar edince, Mehmet Bey: “Bende duyarım bu hastalığı pek ilacı da yokmuş, sadece bir hapı varmış.” Sözlerini duyan Fatih, “Bende biraz farklı oluyor sanırım. İlk kez tanışınca” diye şakalı sözlerle kendini teselli etti…

Öğleden sonra saat 16.00'ya gelmek üzereydi… Nöroloji doktoru hastaları geziyordu. Fatih'in odasına geldi, “Nasıl oldunuz” sorusunu sordu… Yüzündeki yorgunluk alâmetleri devam eden Fatih , “ Sağ tarafa doğru yatınca başım yine dönüyor” diye yanıt verdi. Doktor Hanım, “Vertigo gibi ama geçecek, kan tahlillerin iyi, yinede sen bugün yatacaksın, ilaçların var onları alacaksın, yarında kulaktan muayene olacaksın, emara gideceksin sonuçlara  göre karar vereceğiz.” Diyerek odadan ayrıldı… Mehmet bey, Selcen Hanım ve akrabaları da Fatih ile eşine tekrar geçmiş olsun dileklerinde bulunarak odadan ayrıldılar.

Hasta olduğu o ilk günü hastanede yatarak geçiren Fatih, hala baktığı her yönün, gördüğü her şeyin dönmesine bir anlam veremiyordu. İlk kez başına gelen bu hastalığa 'vertigo' diyorlardı.

Ertesi günü güneş yüzünü gösterdiğinde gözlerini daha zinde açmıştı Fatih. Başından bir an olsun ayrılmayan Eşi Ayşe'ye bakarken onun uykusuz gözlerini gördü… “Hanım sen hiç uyumadın sanırım. Keşke salondaki koltukta yatsaydın” diye konuşurken, Ayşe Hanım “ Ben biraz hava almak için çıktığımda az da olsa arabada uyukladım. Beni düşünme, sen yeter ki iyi ol, sağlığına kavuş” dedi. Fatih, “Bugün daha iyiyim. Tuvaletime kendim gidebiliyorum. Vücudum sallanmıyor, başım dönmüyor… Hem sağa da yattım dönmedi, tavana da bakarak yattım yine dönmedi… Şükürler olsun Allah'ıma.. Böyle bir hastalığı kimse yaşamasın” duasında buluyordu. Ayşe hanım gülümseyerek “Tabiî ki, kimsenin başına vermesin, ben de yaşadım ama böyle senin ki gibi şiddetli değildi, dün öğlen doktor daha gelmeden bana yazılan haptan aldım eczaneden hemşireden izin alarak sana içirdim, birde akşam içtin… elbette onun da faydası olmuştur.” Açıklamasında bulundu…

Hastane odasında ikinci gün saat 11.00 dolaylarında bir haber geldi, Fatih emara gidecekti. Yine bir telaş bir korku sarmıştı Fatih'i… Nasıl korkmasın! Emara girecek, başını emar cihazının yatağına koyacaktı...Ya başı yine dönerse! Eşi Ayşe teselli etti. “Sen dedin Fatih, baş dönmesi bitti diye… Telaş etme inşallah Allah'ın izni ile bir şey olmaz. Bu emarın çekilmesi gerek. Ben yanındayım. Emar'da da bol bol dua okursun.” Sözleri ile fatih biraz teselli bulmuştu. Neyse ki Fatih'in korkusu emar cihazının yatağına uzanıp başını tavana doğrultuncaya kadardı. Başı dönmedi 'Şükür Allah'ıma dedi içinden emar yatağı kabinine doğru yol aldı, emarın gürültülü sesleri altı yedi dakika sürdü, bu süre içerisinde üç ihlas bir fatiha sürelerini okudu durdu Fatih… Sonunda sağ salim çıkınca emar’dan eşine sarıldı… Sonrasında 'Kulak Boğaz Burun' kısacası KBB Doktoruna götürdüler… Doktor Fatih'in kulaklarını muayene etti, Fatih'in şikayetlerini dinledi, sonrasında Nöroloji doktorunun dosyasındaki kağıda raporunu yazdı…

Serviste öğle olmak üzereydi. Doktor geldi… Fatih'e gülümseyen yüz ifadesiyle “Her şeyin normal, seni taburcu ediyorum. Evde dinlenmen gerek, bu arada ilaçlarını da düzenli bir şekilde kullan, bitince de kontrol için yine gel” dediği anda Fatih, “ Neymiş benim hastalığım doktor hanım” diye meraklı gözlerle yanıt bekleyen Fatih'e doktor hanım, “Vertigo” dedi kısaca.

***

Aradan üç ay geçmişti. Fatih ve eşi bu süre içinde denize gitmişler, yaylalara gitmişler, işlerini takip etmişler, Fatih'te hafif sallantıların dışında aşırı bir baş dönmesi görülmemişti 8 Eylül 2018 tarihine kadar…

Cumartesi tatil sabahı saat 06.30… Fatih yine yatakta uyurken bir anda sağ tarafına dönünce oda duvarları da dönmeye başlamıştı… Telaşlı bir kalkış yaptı, baş dönmesi durdu… Eşi Ayşe uyuyordu. Uyandırmadı. Birkaç dakika kendini dinledi bir de tavana bakarak yatayım dedi, öyle de yaptı. Yapar yapmaz tavan da dönmeye başladı bu kez telaş etmeden yerinden doğruldu… Biraz oturdu, sonra eşini kaldırdı… ona başının yine döndüğünü anlattı sonra Kahvaltı yaptılar, vertigo haplarını içti… Sağa yatışlarda ve tavana doğru baktığında yine baş dönmesi devam ediyordu. Ayşe Hanım bu hastalık burada geçmez, “Hadi  hastaneye gidelim” Deyince hemen hazırlanıp Şehir Hastanesi'nin aciline gittiler.  Acil doktoruna muayene oldular. Doktor serum tedavisi uygulattı, birkaç saat sonra serum bitince acil doktoru tekrar muayene etti ve Fatih'e geçmiş olsun diyerek taburcu etti.

Acilden çıktılar arabaya bindiler.  Ayşe Hanım aracı sürerken yan koltukta sağa sola bakan Fatih, eşine doğru başını döndürerek,“ İşte böyle Ayşe Hanım görüyorsunuz vertigo başımı döndürerek beni yenmeye çalışıyor. Fakat yenilmeyeceğim! Ve şunu bil ki benim başımı senden başka kimse döndüremez.”

Rüştü Aydın/Öykü

Etiketler : mersin  vertigo  rüştü  aydın  başdönmesi 

Haberi Paylaşın:

sizde yorum yapın SESİNİZİ DUYURUN


ÖNEMLİ NOT : Bu sayfalarda yayınlanan yorumlar okuyucuların kendilerine ait görüşleridir. Yazılan yorumlardan mersinistikbal.net hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

YORUMLAR

Bu habere henüz yorum yapylmamış. İlk yorum yapan siz olun.

Sporda Öne Çıkanlar

Siyaset Haberleri