Yazar Salih Özbay Kul Hakkını yazdı
“Memnuniyetle. İşte gazete üslubunda, edebî ve düşündürücü bir köşe yazısı:
Yazma
KUL HAKKI: AFFI YALNIZCA SAHİBİNİN ELİNDE OLAN BORÇ
İnsan, yaratılışı gereği hata yapabilen bir varlıktır. Rabbimiz, tövbe kapısını son nefese kadar açık bırakmış; samimi bir pişmanlıkla Kendisine yönelen kullarını affedeceğini müjdelemiştir. Ancak bir hak vardır ki, affı yalnızca onu çiğnenen kişinin elindedir: Kul hakkı.
Toplumların huzurunu sağlayan kanunlar vardır; fakat vicdanları ayakta tutan, kul hakkına gösterilen hassasiyettir. Bir milletin gerçek zenginliği, binalarıyla değil; adalet anlayışı, dürüst insanları ve birbirinin hakkını gözeten fertleriyle ölçülür.
Yüce Allah şöyle buyurur:
"Şüphesiz Allah size emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder." (Nisâ Sûresi, 58. âyet)
Bir başka âyet-i kerîmede ise:
"Ey iman edenler! Mallarınızı aranızda haksız yollarla yemeyin." (Nisâ Sûresi, 29. âyet)
Sevgili Peygamberimiz ﷺ, kul hakkının ne kadar ağır bir mesuliyet olduğunu şu ibretli hadisle anlatmıştır:
"Müflis, kıyamet günü namaz, oruç ve zekât sevabıyla gelir; fakat sövdüğü, iftira ettiği, malını yediği ve haksızlık yaptığı kimseler sevaplarını alırlar. Sevapları tükenince onların günahları kendisine yüklenir." (Müslim)
Bu hadis, ibadetlerin bile kul hakkını telafi etmeye yetmeyeceğini açıkça ortaya koymaktadır.
Kul hakkı yalnızca para veya mal değildir. Bir yetimin gözyaşı, bir annenin duasını kırmak, bir çalışanın emeğini karşılıksız bırakmak, kamu malını israf etmek, makamı şahsi çıkar için kullanmak, yalanla insanların itibarını zedelemek, dedikodu ve iftira ile gönülleri incitmek de kul hakkıdır.
Ne yazık ki günümüzde insanlar büyük haksızlıklardan kaçınırken küçük gördükleri nice yanlışları önemsememektedir. Oysa bazen bir söz, bir ömür boyu kapanmayacak bir yaranın sebebi olabilir.
Atalarımız bu hakikati asırlar önce veciz ifadelerle dile getirmiştir:
"Hak yerde kalmaz."
"Alma mazlumun ahını, çıkar aheste aheste."
"Doğru söyleyen dokuz köyden kovulur; ama onuncu köyde baş tacı edilir."
Büyük düşünürlerin şu sözleri de kul hakkının önemini özetler:
"Adalet mülkün temelidir."
"Vicdan, insanın içinde kurulan ilâhî mahkemedir."
"Bir gönlü yıkmak, Kâbe'yi yıkmaktan daha ağırdır."
Kul hakkı, sadece dinimizin değil, insanlığın ortak vicdanının da temelidir. Hakkın gözetildiği yerde güven vardır; güvenin olduğu yerde birlik vardır; birliğin olduğu yerde ise huzur ve bereket vardır.
Geliniz; kırdığımız gönülleri onaralım, haksızlık ettiğimiz kimselerle helâlleşelim, emanetlere sahip çıkalım ve kamu hakkını kendi malımızdan daha titizlikle koruyalım. Çünkü dünya fânidir; baki olan ise yaptığımız iyilikler ve üzerimizde taşıdığımız haklardır.
Rabbimiz bizleri adaletle yaşayan, hakkı gözeten, kimsenin hukukuna el uzatmayan ve huzuruna kul hakkıyla çıkmayan kullarından eylesin.
Kalın sağlıcakla, hakkın ve hakikatin yanında kalın.”