PAYINIZI ALIRSINIZ

Habibe Aydın

23-05-2024 20:38

“Türk milletine Bizans'tan geçen bir hastalık vardır. Gevşeklik, laubalilik, dedikodu, fitne, fesat, terbiyesizlik, birbirini beğenmemek, sır saklayamamak, rastgele laf söylemek. Bu hastalık sizde de var. Bu hastalığı tedavi etmeniz lazımdır. Bu hastalığı tedavi etmezseniz, kendinize yol seçiniz. Türk milletini batıran, Bizans'ı batıran, Osmanlı imparatorluğunu batıran hastalık budur”

PAYINIZI ALIRSINIZ

Asıl eğitim başarılı olanı alkışlamak değil, başarısız olanı başarmaya teşvik etmek ve onu kazanmaktır.

Kısacası genel olarak düşününce ‘insanlık’ kavramını batıran ve bitiren hastalık budur. “Gevşeklik, laubalilik, dedikodu, fitne, fesat, terbiyesizlik, birbirini beğenmemek, sır saklayamamak, rastgele laf söylemek.”

Hangi şartlarda ya da hangi meslekte olursa olsun hatta hangi kimlikte olursa olsun bu hastalıklı duyguları barındıran insanlar asla başarılı olamazlar. Büyüyemezler, gelişemezler geliştiremezler. Hele öğreten, iyileştiren hiç olamazlar.

Maalesef genel olarak bu hastalıklı ruh haline bürünmüş durumdayız. Psikolojik sorunlar kişi, kişiler, çocuklar, arkadaşlar, eğitenler, vatandaşlar ya da çoğunluk olarak diyelim insanlar çok garip durumda. Ve ne yazık ki, çoğunluk diye her zaman da doğru sayılmakta.

Ezici çoğunluğun pervasızca düşünmeden hareket etme, küçük görme, aşağılama; eksik kalmama, ortama uyma davranışları ile baskı yaptığı bir zemin oluşmuş durumda. Ortama uyamayan, imkânı olmayan ya da uymayı reddeden taraf da; ezilen taraf duygusuyla bazen çağ dışı, bazen yobaz, bazen sığ, bazen sıkıcı bazen de duygusal olarak tanımlanmakta.

Böyle de görülünce; rahatlığı, gevşekliği, özentiyi, kabul edemeyen insanlar olarak -Biz duygusal falan değiliz, siz çok duyarsızsınız demeden de geçemiyorum.-

En kötüsü de bu hastalıklı duyguların bazı öğreten kişilerde olmasıdır. Bu hissiyat ile hareket eden öğretenler, doğru çocuklar yetiştiremezler. Batının şova dayalı akımlarını sürekli dayatmak, modernlik sanmak, çağa ayak uydurmak olarak nitelendirmek, kimliği ve kültürü zayıflatılmış, öz kültürünü benimseyememiş nesiller yetiştirmek demektir. Ki bu en tehlikelisidir.

Nitekim çocuklar söylenene değil gördüklerine daha çok özenir ve örnek alırlar. Gönüllere dokunmayan, gönül kıran eğitimci eğitemez.

Asıl eğitim başarılı olanı alkışlamak değil, başarısız olanı başarmaya teşvik etmek ve onu kazanmaktır.

Bazı durumlardan sakınıp, özgüvenini yitirecek olaylar ile karşı karşıya kalındığında ‘olsun, bir şey olmaz’ mantığını hiç doğru bulmadım. Olur. Onarılmayan her yara ruhunda kapanmayacak izler bırakır.

2 kere 2’nin 4 ettiğini o çocuk illaki öğrenir. Unutur, kitabı açar tekrar öğrenir. Ama özgüven öyle değildir.

Yaşadığı olumsuz olay durumunda çocuğun motivasyonunu, kendine olan inancını, yaşama olan hevesini kıracak, zedeleyecek bir davranışa maruz kaldığında; yitirdiği özgüveni sittin sene uğraşsak toparlayamayız.

Çünkü sorunlu çocuklar, sorumlu bireyler olamazlar.

Hele ki bu davranışlar çocuğun öğrenmek için gitmeye can attığı, can kulağıyla dinlediği heveslendiği, cesaretlendirilmek istediği bir yerde bir kişiden bir öğretenden de olursa vay halimize…

Çocuk ilk eğitimini anne ve babadan alır. Çocuğu büyütmek çok kolay. Doğan zaten büyüyor. Yedir içir, sal sokağa, gönder okula, aman başımdan gitsin aman sussun ile emin olun çocuk kendi kendine büyür.

Ama çocuk eğitmek; sağlıklı ve sorumlu bir birey olarak yetiştirmek gerçekten büyük bir özveri ister. Fedakârlık ister. Yanlış yaptığında hemen kızan değil, tatlı dille incitmeden, utandırmadan doğruyu anlatabilen birey ister. Sabır ister.

AKRAN ZORBALIĞI…

Birde Akranları var.

Evde nasıl bir rol model alıyor ki çocuk, hiç düşünmeden arkadaşının kalbini kırabiliyor. Nasıl bu kadar kötü kalpli yaklaşabiliyorlar arkadaşlarına. Hiç mi tembih etmiyorsunuz çocuklarınıza “arkadaşın kötü de oynasa, kötü oynuyorsun diye dalga geçilmez” diye…

Öyle bir çocuk yetiştiriyorlar ki, saf, tertemiz, hiçbir kötü niyeti barındırmayacak yaşta ki küçücük çocukların gözlerinde kin, ağızlarında dedikodu, buldukları ilk fırsatta kalp kırma, kötülük yapma potansiyelindeler.

Elbette çocuklar istediklerini yapabilme istediklerini söyleyebilme cesaretine sahip yetişsinler. Fakat hiçbir davranış özgür ve özgüvenli çocuklar yetiştirmek adına bir başka arkadaşını aşağılama, küçük görme, dalga geçme hakkını vermez.

Bu özgür bir çocuk yetiştirmek değil, aksine kötü, bencil bir duyguyla beslenmiş, yetersiz bir çocuk yetiştirmek demektir.

Bu, ebeveyn ya da öğreten olarak kendi kişiliğinizi geliştirememiş, eksik kalmış duygularınızın çocuklarınız üzerinde ki yansımasıdır. Çünkü kendini yenemeyen, hiç bir şeyi yenemez. Ve kusurlarını başkaları ile uğraşarak örtmeye çalışır.

Hep eksik arar, hata arar, kusur arar, çamur atar. İntikam ve acı verme duygusuyla beslenir ve sürekli bunu yansıtmaktan da çok keyif alır. Maalesef çok üzücü bir durumdur.

Bu kadar korkmayın. Türk’ün örf ve âdetini yaşayıp yaşatmak, sağlıklı, edepli, bilinçli, sorumlu çocuklar yetiştirmek sizden bir şey kaybettirmez. Büyüğüne saygısını yitirmeyen çocuk çağdaş çocuktur. Küçüğüne sevgisini gösterebilen ve onu da bir birey olarak görüp saygı duyabilen kişi de medeni bir insandır.

Yeter ki, temelimiz sağlam olsun.

Bencil, kibirli, sorumsuz, duygusuz, saygıdan ve sevgiden bihaber çocuklar yetiştirmekten iyidir.

Vakit çok geç olmadan çocuklardan önce büyüklerde ki bu hastalıklı duyguları da tedavi etmemiz lazımdır.

Çünkü hastalıklar bulaşıcıdır.

O hastalık büyür, büyür, büyür ve mutlaka;

Sizde payınızı alırsınız.

DİĞER YAZILARI Ruh Sanatı 01-01-1970 03:00 Uğrun 01-01-1970 03:00 YOLLARIN SONU 01-01-1970 03:00 KUSURA BAKIN 01-01-1970 03:00 ‘SEN’ KİMSİN? 01-01-1970 03:00 YAZ DOSTUM 01-01-1970 03:00 KONU NET 01-01-1970 03:00 Yazar Olmak 01-01-1970 03:00 Kendimizi kaybettik, hükümsüzdür! 01-01-1970 03:00 FERYAT 01-01-1970 03:00 Başbuğum’a Mektup 01-01-1970 03:00 Başarı Sensin! 01-01-1970 03:00 Kadınlar Nasıl Ölür? 01-01-1970 03:00 SOSYAL MEDYA 01-01-1970 03:00 Son 01-01-1970 03:00 Daha Ölmedim Sevgili! 01-01-1970 03:00 Neden mutsuzuz? 01-01-1970 03:00 Bilemezsin 01-01-1970 03:00 Gece 01-01-1970 03:00 YANMAK 01-01-1970 03:00 GARİP 01-01-1970 03:00 Di-yorum 01-01-1970 03:00 Öyle-Sine 01-01-1970 03:00 Yeniden Hayat! Fakat bu kaçıncı, yeni hayat… 01-01-1970 03:00 Karanlıklarda geldin bana... 01-01-1970 03:00 Yeniden Hayat! Fakat bu kaçıncı, yeni hayat… 01-01-1970 03:00 Hep yaşıyoruz hayatlarımızı 01-01-1970 03:00 Gün-eş 01-01-1970 03:00 Zafer 01-01-1970 03:00 YALNIZ MEKTEP 01-01-1970 03:00 Vicdan 01-01-1970 03:00 Sen Gülüm, Hep Sen! 01-01-1970 03:00 Unutmayın!.. 01-01-1970 03:00 Beyaz Olabilmek... 01-01-1970 03:00 Gün-eş 01-01-1970 03:00 Ruh Sanatı 01-01-1970 03:00 TUFAN 01-01-1970 03:00 KEŞKE 01-01-1970 03:00 Umut 01-01-1970 03:00 Var Benim 01-01-1970 03:00 Gün Senin Benim İçin 01-01-1970 03:00 Vicdan 01-01-1970 03:00 Yaşıyorum! 01-01-1970 03:00 Ayrı Ama Aynı 01-01-1970 03:00 Benim serseri yüreğim 01-01-1970 03:00 Düşlerimi düşünüyorum 01-01-1970 03:00 Yeniden Hayat! 01-01-1970 03:00 Duygu Nöbeti 01-01-1970 03:00 Bu ne Tezat 01-01-1970 03:00 Sevin kadınlarınızı 01-01-1970 03:00 Duygu Nöbeti 01-01-1970 03:00 01-01-1970 03:00