Duvarları bezden yamalı, Sütunları kardan karalı. Islak çoraplar yağmalardı ayaklarımı. Gece bir korku tüneli gibi Çökerdi odama; Tek katlı yatağımdan Pencereye uzanırdı avuçlarım. Sıcaklığına gem vurmuş Ayazlar gibi üşürdüm, soluk soluğa! Ben yalnızlığın mektebini okudum, 35 numaralı evde… Ağlarken sığındığım bir Elbise dolabım vardı. Kaçtığımı düşünürdüm kâbuslardan. Heyhat deli yüreğim; Kovalayan mı vardı. Çorap söküğü gibi kovalasaydı karanlıklar, Kötülüğe bin musallat demez, Açardım ellerimi tüm çıplaklığıyla Yeter ki; Biri düşseydi peşime. Ben yalnızlığın mektebini okudum, 35 numaralı evde… Yalnızlığın perdelerini yakmayı düşündüm kaç kere! Keza, hoyrat bakışlarım parçalardı yüreğimi. Yamalıydı çarşaflarım, Bir yorgan, bir odun, bir ateşle Üç gece geçirirdim ayazlarda. Bazen dokunulası bir ateş yanardı içimde Başımın üstünde duran bulutlar, Karalıktan çıkıp, aklanmaya yol alırdı. Bir tek türkülerim vardı, Bir de o bana ait kitaplarım. Sıkılırdım çoğu kez, Bu ev canımı alırdı sanki benim. Ama gel gör ki, Yapamazdım onsuz! Ben yalnızlığın mektebini okudum, 35 numaralı evde. Sokakların çirkefliğinden kurtulup Atardım kendimi sığınağıma, Hem korkulu düşlerim, Hem de bir ana kucağı kadar şefkatliydi. Duvarları şahitti gözyaşlarıma. Satır-satır ezberledi o duvarlar, Benimle ağladı, benimle yandı o duvarlar. Ay ışığı vururdu odama, Pencereyi açar, demir parmaklıklar Arkasında duran yüreğe konuşurdum. Ne yoksulluğunu yitirmiş bir sevda, Ne de acılarına ortak olmuş bir yarendi benimkisi! Kalabalıkların kahraman dokunuşlarında Acılarına merhem arayan bir yaraydı. Yalnızca sonsuz hıçkırıklarda Terk edilmişliği yaşamış bir çocuktu. Yaşanılası bir hikaye mi, Yoksa başlamadan bitmiş bir oyun mudur, Bilemicem ama; Ben yalnızlığın mektebini okudum, 35 numaralı evde… Bir sevda türküsü çalıyor şimdi o evde, Yakılası bir ıstırabın son satırlarıdır belki de, Kaç kişiye, kaç mahsun'a ortak olur, Kime can, kime canan olur bilmem ama; Ben yalnızlığın mektebini okudum, 35 numaralı evde…