“Çatlak Testiyi Doldurmakla Geçmesin Ömrümüz

Yazar Salih Özbay yazdı…. “Çatlak Testiyi Doldurmakla Geçmesin Ömrümüz

Gündem - 21-09-2026 09:35

Yazar Salih Özbay yazdı….

“Çatlak Testiyi Doldurmakla Geçmesin Ömrümüz

 

“Çatlak testiyi doldurmaya çalışırsan, ömrün çeşme başında geçer.”

Bazen bir atasözü, koskoca bir hayat hikâyesinden daha fazla şey anlatır.

İnsan ömrü de bir çeşmenin başında bekleyen insan gibidir. Elinde bir testi vardır; doldurmak için uğraşır, su taşır, emek verir, yorulur…

Fakat testinin çatlak olduğunu fark etmezse, çeşmeden doldurduğu suyun bir kısmı yolda akar gider.

İşte bazı insanlarla kurduğumuz ilişkiler de böyledir.

Ne kadar emek verirseniz verin, ne kadar fedakârlık yaparsanız yapın, karşınızdaki insan kıymet bilmiyorsa, verdiğiniz değer karşılık bulmuyorsa, siz doldurdukça o testi boşalır.

Ve farkına varmadan ömrünüz çeşme başında geçer.

KİMİ İNSAN EMEĞİ GÖRÜR, KİMİ İNSAN SADECE SONUCA BAKAR

Hayatta bazı insanlar vardır; sizin bir bardak suyunuzu bile unutmaz.

Bir telefonunuzu, bir duanızı, zor gününde yanında oluşunuzu yıllar sonra dahi hatırlar.

Bir de öyle insanlar vardır ki…

Yıllarca yanında olursunuz, dara düştüğünde elinden tutarsınız, gecenizi gündüzünüze katarsınız; fakat bütün bunlar onun hafızasında bir gün bile yer etmez.

Hatta bazen yaptığınız onca iyilikten sonra, sanki hiçbir şey yapmamışsınız gibi sizi suçlayabilir.

İşte insanın canını en çok yakan da budur.

İyiliğin karşılıksız kalması değil; iyiliğin hiç yapılmamış sayılmasıdır.

VEFA, İNSANLIĞIN SESSİZ İMZASIDIR

Vefa…

Ne güzel kelimedir.

Bir insanın geçmişini unutmamasıdır.

Kendisine uzanan eli, zor gününde yanında duran dostu, kapısını çalan büyüğü, duasını eden annesini, öğretmenini, arkadaşını, yol arkadaşını unutmamasıdır.

Vefasızlık ise insanın geçmişini silmesidir.

Dün kendisine destek olanı bugün görmezden gelmesidir.

Dün omuz verenin bugün omzunu itmesidir.

Oysa insan, makamıyla değil; makamı yükseldiğinde kimleri hatırladığıyla anlaşılır.

Çünkü gerçek karakter, insanın güçsüzken değil, güçlendiğinde gösterdiği tavırda ortaya çıkar.

HER GÖNÜLE AYNI EMEK VERİLMEZ

Elbette iyilik yapacağız.

İyiliği bırakmayacağız.

Gönül kırmayacağız.

Elimizden geldiğince insanlara destek olacağız.

Fakat bir şeyi de öğreneceğiz:

İyilik yapmak ile kendini tüketmek aynı şey değildir.

Bazen insan, karşısındakini değiştireceğini zanneder.

“Biraz daha sabredeyim.”

“Biraz daha yardımcı olayım.”

“Biraz daha anlayış göstereyim.”

“Belki kıymetimi anlar.”

Derken yıllar geçer.

Ama değişen hiçbir şey olmaz.

Çünkü bazı çatlaklar suyla değil, iradeyle kapanır.

İnsan kendi eksikliğini görmek istemiyorsa, siz dünyanın bütün suyunu taşısanız yine de o testi dolmaz.

ÖMRÜNÜZÜ KİMLERE VERDİĞİNİZE DİKKAT EDİN

İnsanın malı azalır, yeniden kazanabilir.

Evi yıkılır, yeniden yapılabilir.

İşi bozulur, yeniden kurabilir.

Ama ömrün kaybedilen bir dakikasını bile geri getirmek mümkün değildir.

İşte bu yüzden insan zamanını da infak ettiği bir nimet olarak görmelidir.

Kimin için üzülüyoruz?

Kimin için yoruluyoruz?

Kimin için gecemizi gündüzümüze katıyoruz?

Kimin gönlünü kazanmak için kendi gönlümüzü kırıyoruz?

Ve en önemlisi:

Bütün bunların sonunda gerçekten bir gönül mü kazanıyoruz, yoksa boş bir testiyi mi doldurmaya çalışıyoruz?

Bunları düşünmek zorundayız.

BAZEN GERİ ÇEKİLMEK KÜSMEK DEĞİLDİR

İnsan bazen bir adım geriye çekilmelidir.

Bu, düşmanlık değildir.

Bu, kin değildir.

Bu, vefasızlık hiç değildir.

Bazen geri çekilmek, kendine duyduğun saygının gereğidir.

Sana değer vermeyen birinin peşinde ömrünü tüketmemektir.

Seni yalnızca işi düştüğünde hatırlayanın kapısında beklememektir.

Sana emek vermeyene bütün hayatını adamamaktır.

Çünkü insanın başkalarına karşı sorumlulukları olduğu gibi, kendi ömrüne karşı da sorumluluğu vardır.

SON SÖZ: ÇEŞMENİN BAŞINDA ÖMRÜNÜ TÜKETME!

Sevgili dostlar;

Hayat bize çok insan tanıtıyor.

Kimi geliyor, iz bırakıyor.

Kimi geliyor, ders bırakıyor.

Kimi geliyor, yara bırakıyor.

Kimi de geliyor, bize kimin için mücadele edilmesi, kimin için dua edilmesi ve kimin için mesafe konulması gerektiğini öğretiyor.

Öyleyse gelin;

Kıymet bilene kıymet verelim.

Vefalıya vefayla karşılık verelim.

Emeğe saygı gösterelim.

Gönül incitmeyelim.

Ama bizi sürekli tüketen insanların peşinde de ömrümüzü harcamayalım.

Çünkü çeşmenin suyu bitmez; fakat insanın ömrü biter.

Bir gün çeşmenin başından kalkıp geriye baktığımızda, elimizdeki testinin hâlâ boş olduğunu görmeyelim.

Ve kendimize şu soruyu sormak zorunda kalmayalım:

“Ben bunca yıl kimin için su taşıdım?”

Unutmayalım:

Kıymet bilmeyene değer vermek,

çatlak testiyi doldurmaya benzer.

Su akar gider,

emek boşa gider,

fakat en acısı…

insanın ömrü gider.

Ömrümüzü çatlak testilerin başında tüketmeyelim.

Çünkü bazı kayıpların telafisi vardır;

ama kaybolan ömrün telafisi yoktur.

Mutlu huzurlu bir hafta olması dileğiyle fiemanillah”

Günün Diğer Haberleri