Yazar Salih Özbay yazdı….
“MUHARREM AYI VE AŞURE: TARİHİN, İBRETİN VE KARDEŞLİĞİN AYI
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla...
İnsan hayatında bazı zamanlar vardır ki sıradan günlerden farklıdır; gönüllere huzur, ruhlara diriliş ve kalplere muhasebe fırsatı sunar. İşte Muharrem ayı da böyle mübarek zamanlardan biridir. Hicrî yılın ilk ayı olan Muharrem, Müslümanlar için yeni bir yılın başlangıcından öte, geçmişi değerlendirme ve geleceğe umutla bakma vesilesidir.
Yüce Allah Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyurmaktadır:
"Şüphesiz Allah katında ayların sayısı on ikidir. Bunlardan dördü haram aylardır." (Tevbe, 9/36)
Muharrem ayı, işte bu haram aylardan biridir. Haram aylar; savaşın, zulmün ve haksızlığın yasaklandığı, ibadetlerin ve iyiliklerin daha da değer kazandığı müstesna zaman dilimleridir.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) de Muharrem ayının faziletine dikkat çekerek şöyle buyurmuştur:
"Ramazan'dan sonra en faziletli oruç, Allah'ın ayı olan Muharrem ayında tutulan oruçtur."(Müslim, Sıyam, 202)
"Ramazan'dan sonra en güzel oruç, Allah'ın ayı olan Muharrem ayında tutulan oruçtur."(Müslim, Sıyam, 202)
Bu hadis-i şerif, Muharrem ayının ne kadar kıymetli olduğunu açıkça göstermektedir.
Aşure Günü ve Tarihin Derin İzleri
Muharrem ayının onuncu günü olan Aşure Günü, İslam tarihinde birçok önemli olayın yaşandığı mübarek bir gündür. Rivayetlere göre Hz. Âdem'in tevbesi kabul edilmiş, Hz. Nuh'un gemisi tufandan kurtulmuş, Hz. İbrahim ateşten selamete çıkmış, Hz. Musa Firavun'un zulmünden kurtulmuştur.
Aşure, sadece bir tatlı değil; paylaşmanın, bereketin ve kardeşliğin sembolüdür. Farklı malzemelerin aynı kazanda birleşmesi gibi insanlar da sevgi, saygı ve hoşgörü içerisinde bir arada yaşayabilmelidir.
Ancak Aşure Günü'nün bir başka yönü daha vardır ki Müslümanların yüreğinde asırlardır kanayan bir yaradır: Kerbelâ...
Peygamber Efendimizin sevgili torunu Hz. Hüseyin ve beraberindeki Ehl-i Beyt mensupları Kerbelâ'da susuz bırakılarak şehit edilmişlerdir. Bu hadise sadece bir tarih olayı değil; hak ile batılın, adalet ile zulmün mücadelesinin sembolü olarak hafızalara kazınmıştır.
Hz. Hüseyin'in Kerbelâ'da sergilediği duruş, bizlere şu gerçeği öğretmektedir: Hak yolunda yürüyenler bazen bedel öderler; fakat asla izzetlerini ve onurlarını kaybetmezler.
Muharrem'den Alacağımız Dersler
Muharrem ayı bizlere;
Geçmişten ibret almayı,
Haksızlık karşısında susmamayı,
Birlik ve beraberliğimizi korumayı,
Paylaşmayı ve yardımlaşmayı,
Nefsimizi muhasebe etmeyi öğretmektedir.
Kur'an-ı Kerim'de Rabbimiz şöyle buyurur:
"Ey iman edenler! Allah'tan korkun ve herkes yarın için ne hazırladığına baksın." (Haşr, 59/18)
Muharrem ayı, işte bu muhasebeyi yapmak için önemli bir fırsattır.
Sonuç:
Bugün bizlere düşen görev; Kerbelâ'nın hüznünü kin ve ayrılık sebebi değil, birlik ve kardeşlik vesilesi yapmak; Aşure'nin bereketini sofralarımızdan gönüllerimize taşımaktır.
Muharrem ayı vesilesiyle gönüllerimizi arındıralım, kırgınlıklarımızı geride bırakalım, kardeşlik bağlarımızı güçlendirelim. Aşure kazanlarında kaynayan bereket, yüreklerimizde sevgiye; Kerbelâ'nın hüznü ise adalet ve merhamet şuuruna dönüşsün.
Rabbim Muharrem ayını milletimiz, devletimiz, İslam âlemi ve bütün insanlık için hayırlara vesile kılsın. Birliğimizi daim, kardeşliğimizi kaim, gönüllerimizi huzurla mamur eylesin.
Âmin.”
