Ölüm Öpücüğü…

90’lı yılları hatırlayanlar bilir, terörün en azgın olduğu dönemler…

O kadar çok insan kaybettik ki 40 küsür yıllık süreçte o zaman kendi kendime:’’ Bu ülkede terörü bitiren hangi iktidar olursa olsun adını tarihe altın harflerle yazdırır’’ demiştim.

Tabi bu başarı MHP destekli AK Parti iktidarına nasip oldu. Son 10 yılda özellikle FETÖ belasının büyük oranda halledilmesiyle devlet kendi içinde safralarını temizlerken savunma sanayindeki gücünü geliştirmesinin de etkisiyle ülke içinde terörü bitirdi ve dış askeri operasyonlarla PKK terörünü inlerinden çıkaramaz hale getirdi.

Ancak AB ülkeleri ölçeğinde kucaktan kucağa dolaşan terör örgütü son olarak ABD’nin kendisini terk etmesiyle kendisini İsrail’in kucağında bularak İsrail’in yayılmacı ve istikrarsızlaştırıcı politikasına aparat olmayı kabullenirken son bir hamleyle Doğu Suriye’de son bir çabayla devlet kurma veya en azından kuzey Irak’ta olduğu gibi özerlik adı altında bir otonom bölge oluşturma gayretinde bulunma çabası, gerek Suriye’de ki halk devriminin nihayete ermesi ve gerekse Türkiye’nin buna izin vermeyen ısrarlı tavizsiz duruşu ile sona erdi ve bugünkü koşulları kabul etmek zorunda bırakıldı.

PKK terörünün eli kolu kırılarak eylem yapmada işlevsiz hale getirildi. Bugün PKK terörünün bu sürece mecbur hale getirilmesi eylem alanlarında tamamen yok edilmesi örgütün hareket kabiliyetinin ortadan kaldırılması buna mecbur bırakılmasıyla ilgilidir.

Ancak sınır dışında da olsa İsrail’in güdümünde hareket ediyor olması yine de bir tehdit niteliği taşıması ve dış operasyonlara harcanan savunma bütçesi bu süreci gerekli kıldı.

Ve nihayet terörsüz Türkiye hedefinde önemli bir aşamaya gelindi. İki yıllık süreç boyunca verilen çaba şimdi uygulama boyutuna geçiyor. PKK terör örgütünün feshinin hukuki işleyişini belirleyecek çerçeve yasanın Türkiye Büyük Millet Meclisi'nden geçerek, yürürlüğe girmesi bekleniyor.

Şunu bilmek önemli söz konusu yasa teklifi, genel af niteliği taşımıyor, ceza indirimi öngörülüyor ama terör saldırılarından ceza alanları ve örgüt elebaşını kapsamıyor. Ayrıca yasa teklifi, geçerliliğini 6 ayla sınırlıyor. Bu süre içinde örgüt mensuplarının başvurusu esas alınıyor. 6 aylık süre içinde örgütün tüm unsurlarıyla ve tüm silahlarıyla sonlanması isteniyor. Bu süre içinde devlet, cumhurbaşkanı yardımcısının başkanlığında ilgili bakanlıkların katılımıyla oluşacak kurulla süreci takip edecek ve buna göre tespit yapacak. Teyidini ve dolayısıyla onayını Milli Güvenlik Kurulu (MGK) yapacak. Sonra yasa işlemeye başlayacak.

Her şeyden önce ifade edilmelidir ki, bu yasayla terörle mücadele kanunu ortadan kalkmıyor. Devletin nitelikleri ve milletin değerleri zedelenmiyor. Seçime, oy hesabına dayalı dar parti çıkarları gözetilmiyor. Şehit yakınları ve gazilerimizin incinmemesi için büyük titizlik gösteriliyor.

Aslında gelinen bu nokta emperyalizmin mağlubiyetidir. Emperyalizm başaramadı emperyalizm yenildi. Unutulmamalıdır ki; emperyalizmde yenilir. Hedefe koyduğu ülkenin bileğini bükebilmek için birçok kez dener ancak sonunda bükemediği eli tamamen kaybetmemek için bu kez elini uzatır yeni ilişkiler geliştirmek ister. Şimdilerde emperyalizmin Türkiye'ye yönelik durumu tam da budur. Ancak o eli kaptırmamak için hep tetikte olmak gerekir.

Gelinen nokta Türkiye bölgesinde ortaya koyduğu güçlü iradesiyle emperyalizmin alanını daraltmış, uzantısı olan terör örgütünün münfesih haline gelmesini sağlamıştır. Bu tablo her kim düşünürse düşünsün dar parti çıkarlarına, oy hesaplarına kurban edilememesi gerekir.

Politik alanının silahtan, şiddetten, terörden arındırılarak, seçmenin hukukun korunması, özgür iradesinin zedelenmemesi esastır. On yıllar boyunca terör örgütü siyasi koluyla, her seçim döneminde siyasi alana izini, gölgesini yansıtıyordu.

Son dönemde ise özellikle bazı muhalefet partileri, iktidar olabilmek için bu tabloya ya sessiz kalıyor ya da çoğu zaman oy hesabına dayalı olarak yararlanmaya çalışıyordu. Bu durum siyaset alanını zedeliyor, demokrasimize zarar veriyordu.

Şimdi bu tasfiye süreci doğru bir şekilde sonuçlanırsa, tüm bu sorunlar yanında teröre karşı mücadelede trilyonlarca dolarlık harcamalar sona erecek. Türkiye bütçesinin 1,5 katı olan 2,3 trilyon dolarlık bu kaynak Türkiye'nin üretim gücünün artmasına, kalkınmada yükselişine halkın her ferdinin refah hanesine olumlu yansıyacak.

Artık doğu ve güneydoğu Anadolu’da geceler gündüz gibi yaşanıyor. Bu durum sanki on yıllarca kayıp giden gündüzlerini yaşamak için, onun telafisi gibiydi. Zira geçmişe dönüp baktığımızda çocuklar boyu kadar silahlarıyla örgütün talimatıyla esnafa kepenk kapattırıyordu. Şiddetin, akan kanın durduğu, silahların sustuğu, yüreklerdeki biriken coşkuyla halaylara kalkıldığı geceler bile artık gündüz kıvamındadır.

Biz bu ülkenin geleceği ile ilgili hayallerimiz ve düşlerimizi hiç eksiltmedik. Bu toprakların hiçbir zaman kir ve pas tutmayacağına inancımızı yitirmedik. İç cephemizin hiçbir kirli dış elle dağıtılamayacağı duygu ve düşüncesine yaslanmaktan vazgeçmedik.

Hep şuna inandık; Benim Çanakkale’de Gelibolu’da, Galiçya’da, Hicaz cephesinde ve sonrasında istiklal mücadelesi ruhuyla emperyalizme karşı Türk kardeşiyle mücadeleye giren cesur ve inançlı Kürt kardeşim sömürgecilerin emperyalizmin ve soykırımcı Siyonizm'in aparatı, piyonu olmayacaktır. Olursa o zaman net ifade ediyorum ki Kürt kimliği tartışmalıdır.

Ve nihayet geldiğimiz noktada milli dayanışma ve toplumsal bütünleşme süreci, ülkemizi yeni bir eşiğe taşırken beraberinde terörü tamamen ülke gündeminden çıkartan terörü bitiren ‘’ölüm öpücüğü’’ olacak…