YYazar Salih Özbay; gezdi, gördü, araştırdı yazdı: 

Toroslar'da Taşa Yazılan Medeniyet: Arslanköy Su Kemeri

"Medeniyet, insana hayat veren değerleri geleceğe taşıma sanatıdır."

Mersin, tarih boyunca Akdeniz'in en önemli medeniyet merkezlerinden biri olmuştur. Kilikya'nın bereketli toprakları; Hititlerden Perslere, Romalılardan Bizans'a, Selçuklulardan Osmanlı'ya kadar pek çok medeniyetin izlerini taşımaktadır. Ancak bu izlerin bazıları, sessizce ayakta durur. Ne görkemli saraylardır ne de ihtişamlı kaleler… Onlar, insan hayatını kolaylaştıran ve asırlarca hizmet eden mühendislik harikalarıdır.

İşte Arslanköy Su Kemeri de bunlardan biridir.

Toroslar'ın eteklerinde bulunan Arslanköy, yalnızca Kuvâ-yı Milliye kahramanlığıyla değil; doğal kaynakları, yayla kültürü ve tarihî eserleriyle de Mersin'in göz bebeğidir. 2022 yılında Yedigöz Su Kaynağı çevresindeki çalışmalar sırasında gün yüzüne çıkarılan tarihî su kemeri, uzmanlar tarafından Helenistik-Roma dönemine (MÖ 2. yüzyıl) tarihlendirilmektedir. Bu bulgu, Arslanköy'ün binlerce yıldır kesintisiz bir yaşam ve medeniyet alanı olduğuna işaret etmektedir.

Roma medeniyeti, su mühendisliğinde dünyanın en ileri uygarlıklarından biriydi. Dağların eteklerinden çıkan kaynak sularını kilometrelerce uzaklıktaki yerleşimlere ulaştırmak için kemerler, kanallar ve tüneller inşa ettiler. Bu eserlerde ne elektrik vardı ne de motor gücü… Sadece matematik, geometri, sabır ve insan aklı vardı.

Arslanköy Su Kemeri de bu büyük mühendislik geleneğinin Toroslar'daki mütevazı fakat çok değerli temsilcilerinden biridir.

Kur'ân-ı Kerîm'de Yüce Allah:

"Biz her canlı şeyi sudan yarattık." (Enbiyâ Sûresi, 30)

buyurarak suyun hayatın özü olduğunu bildirmektedir.

Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) ise:

"İnsanların en hayırlısı, insanlara faydalı olandır."buyurmuştur.

İnsanlara hayat veren suyu ulaştıran bu kemer, asırlardır bu hadisin ruhunu taşımaktadır.

Büyük seyyah Evliya Çelebi, Anadolu'yu gezerken şehirlerin zenginliğini anlatırken önce sularını, çeşmelerini, köprülerini ve vakıf eserlerini tasvir eder. Bu yaklaşım bize gösteriyor ki bir beldenin gerçek serveti yalnızca toprağı değil, suyunu koruyabilmesidir.

Antik coğrafyacı Strabon da Kilikya'nın dağları, vadileri ve su kaynaklarının bölgenin hayatını şekillendirdiğini anlatır. Bugün Toroslar'ın serin yamaçlarında ayakta duran Arslanköy Su Kemeri, Strabon'un sözünü ettiği bu coğrafyanın yaşayan hafızasıdır.

Atalarımız ne güzel söylemiştir:

"Su gibi aziz ol."

"Damlaya damlaya göl olur."

"Akan su yosun tutmaz."

Bu sözler yalnızca bir öğüt değil, aynı zamanda bir medeniyet anlayışıdır.

Ne yazık ki bugün tarihî eserleri korumakta zaman zaman yeterince hassas davranamıyoruz. Oysa bir su kemerinin yıkılması sadece taşların dağılması değildir; bir milletin hafızasından sayfaların kopmasıdır.

Arslanköy'ün tarihî dokusu, Yedigöz kaynakları, yayla kültürü ve su kemeri üniversitelerimizin, yerel yönetimlerimizin ve Kültür ve Turizm Bakanlığımızın ortak çalışmalarıyla bilimsel olarak araştırılmalı, korunmalı ve kültür turizmine kazandırılmalıdır. Böylece hem tarihimiz korunacak hem de gelecek nesiller geçmişin emanetini yerinde görme imkânı bulacaktır.

Medeniyet; gökdelen yapmak değil, ecdadın bıraktığı taşı anlayabilmektir.

Arslanköy Su Kemeri bize yalnızca su taşımadı; tarih taşıdı, kültür taşıdı, emek taşıdı ve medeniyet taşıdı.

O hâlde bu sessiz mirasa kulak verelim.

Çünkü tarih konuşmaz; ama eserleri konuşur. Dinlemesini bilenler için…

 

Salih Özbay

Kaynakça

Strabon, Geographika (Coğrafya), XIV. Kitaplar (Kilikya bölümleri).

Seyahatnâme, çeşitli ciltler.

Mersin Valiliği ve yerel resmî açıklamalar (2022): Arslanköy Yedigöz mevkiinde ortaya çıkarılan Helenistik-Roma dönemine ait su kemeri.

Kültür tarihi ve Roma su mühendisliği üzerine genel çalışmalar."