Yazar Salih Özbay yazdı....
"İBRET ALMAK MİLLET OLMAKTIR
"Bir göz ki olmaya ibret nazarında, ol sahibinin düşmanıdır başı üzerinde."
— Niyâzî-i Mısrî
Tarih, sadece geçmişte yaşanmış hadiselerin kronolojik sıralaması değildir. Tarih; milletlerin hafızası, vicdanı ve geleceğine tutulan aynadır. O aynaya ibret nazarıyla bakabilenler istikballerini güvenle inşa eder; ibret almayanlar ise aynı acıları tekrar yaşamaya mahkûm olurlar.
Asırlar öncesinden gönüllere seslenen Niyâzî-i Mısrî Hazretleri, "Bir göz ki olmaya ibret nazarında..." sözüyle bize yalnızca bakmayı değil, görmeyi; yalnızca görmeyi değil, ders çıkarmayı öğütlemektedir.
Yüce Allah şöyle buyurur:
"Andolsun ki onların kıssalarında akıl sahipleri için ibretler vardır."
(Yûsuf Sûresi, 111)
Kur'ân-ı Kerîm'in birçok yerinde "ibret" üzerinde durulması boşuna değildir. Çünkü ibret, insanı gafletten uyandırır; milleti felaketten korur.
15 Temmuz 2016 gecesi de Türk milletinin hafızasına kazınan en acı imtihanlardan biri olmuştur. Yıllarca dost gibi görünen, milletin imkânlarıyla büyüyen hainler; zamanı geldiğinde silahlarını kendi milletine çevirmiş, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni ele geçirmek istemiştir. O gece bombalanan sadece binalar değil; milletimizin iradesi, huzuru ve geleceğiydi.
Fakat hesap edemedikleri bir hakikat vardı: Türk milleti, istiklâlinden ve istikbalinden asla vazgeçmez.
Mehmet Âkif Ersoy'un şu haykırışı, adeta o gecenin ruhunu anlatmaktadır:
"Sahipsiz olan memleketin batması haktır;
Sen sahip olursan bu vatan batmayacaktır."
Milletimiz o gece, hangi siyasi görüşten olursa olsun aynı bayrağın altında birleşmiş; ezanına, devletine ve istiklâline sahip çıkmıştır. Bu birlik ruhu, Çanakkale'de olduğu gibi 15 Temmuz'da da tarih yazmıştır.
Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:
"Mümin, aynı delikten iki defa sokulmaz."
(Buhârî, Edeb; Müslim, Zühd)
Bu hadis-i şerif, sadece bireysel hayat için değil, millet hayatı için de büyük bir düsturdur. Aynı ihanetlere, aynı oyunlara, aynı gafletlere bir daha düşmemek; uyanık olmak ve birlik içinde yaşamak hepimizin görevidir.
Necip Fazıl Kısakürek'in şu sözü de derin bir uyarıdır:
"Bir milletin ruhu ölürse, bedeni ayakta kalsa da artık yaşamaz."
Milletleri ayakta tutan sadece orduları veya ekonomileri değildir. Asıl güç; iman, vatan sevgisi, millî şuur, ortak tarih ve ortak ülküdür. Bu değerler zayıfladığında, düşman dışarıdan değil içeriden yol bulur.
15 Temmuz bize şunu öğretmiştir: Devleti güçlü kılan yalnız kurumları değil; milletinin sadakati, duası ve fedakârlığıdır. Şehitlerimiz bu uğurda canlarını feda etmiş, gazilerimiz bedenlerini siper etmiş, aziz milletimiz de iradesine sahip çıkmıştır.
Bugün bize düşen görev; kin değil bilinç, intikam değil adalet, ayrılık değil birlik üretmektir. Gençlerimize tarih şuuru kazandırmak, devletine sadakati, vatana sevgiyi ve millete hizmet anlayışını öğretmek en büyük vazifemizdir.
Çünkü ihanet unutulmaz; fakat ondan ibret alınırsa bir daha tekrarlanmaz.
Rabbimiz, aziz vatanımızı her türlü fitneden, ihanetten ve bölünmek isteyenlerin şerrinden muhafaza eylesin. Başta 15 Temmuz şehitleri olmak üzere bütün şehitlerimize rahmet, gazilerimize sağlık ve afiyet ihsan eylesin.
Birliğimiz daim, bayrağımız göklerde, ezanlarımız semalarda, devletimiz ilelebet payidar olsun.
"İbret almayanlar için tarih tekerrür eder; ibret alanlar ise tarih yazar."

