MEYAD’dan Deprem Bilincinin Unutulmaması İçin Anma Etkinliği

İstikbal Özel Haber/Fatma Aydın- Mersin Yazarlar Derneği deprem bilincinin toplumda yerleşmesi için; ‘6 Şubat Depremleri; Acı Gerçeğimiz’ konulu toplantı Mersin Gazeteciler Cemiyeti’nde yapıldı. Toplantıya, İnşaat Mühendisi Okan Taş, Ressam Nejla Çağlar, Ressam Nazan Kundak, Fotoğraf Sanatçısı Canan Kundak Çekiç, dernek üyeleri, şairler, yazarlar ve davetliler ile basın mensupları katıldı.

Etkinliğin sunumunu Şair-Yazar Fatma Özger Bilgiç yaptı. Tüm Şehitlerimiz için Saygı Duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından açılış konuşmasını Mersin Yazarlar Derneği Başkanı Rüştü Aydın yaptı. Aydın, “04.17’de binlerce aile göçük altında kaldı. Acı bir gündü. Afetti. Sarsıntı büyüktü ama yetmedi öğle üzeri bir kez daha salladı 11 ilimizi… Acı üstüne acı…” sözlerinin ardından, “Türkiye’nin Bir Deprem Bölgesi Olduğunu ve Deprem Bilincinin Unutulmaması Amacıyla, etkinlik düzenledik. Bu amaçla şairlerimiz şiirlerini okuyacak, Hocamız Deprem Şehitleri için Kur’an-ı Kerim okuyacak ve dua edilecek Ve, İnşaat Mühendisi Sayın Okan Taş bizlere; Deprem gibi afetlerde insanların bilinçli olması için neler yapılması gerektiğini, deprem öncesi ve sonrasında nasıl davranmalıyız, bina alırken nelere dikkat edilmeli gibi sorulara açıklık getirecek. Yani Çare kendimiz olacağız”Dedi.

Deprem afeti ile bir çok ailenin yıkıma uğradığına temsili isimler sayarak “Onlar aileydiler” diyen Başkan Aydın, temsili isimler sayarak devam eden başkan Aydın, “Aleyna, Ayşe, Betül, Zahide, Kübra, Muhammet, Mustafa, Gani, İzzet, Mine, Sıddık, Sedef, Hüseyin, Fatma, Barış, Sultan, Yusuf, Levent, Elmas, Fikret, Erkan, Süleyman, Helin, Handan, Ahmet, Emine, Alpaslan, Salih, Bahar, Hikmet, Nur, Kadir, Meryem, Serdar, Zeliha, Selim, Hatice, Melih, Zeliha, Aslı, Yaşar, Bahar, Zeynep, Ali, Lütfi, Ümmihan, Gazi, Barış, Osman, Ümmet, Hasan, Süleyman, Taner, Aysima, Kasım, Yavuz, Rabia, Mehmet, Salih, Kemal, Sibel…

O N L A R A İ L E Y D İ L E R

BAZI DURUMLAR VARDIR ÇARESİZLİK İÇİNDE OLURSUNUZ. ASLINDA ÇARE SİZSİNİZ AMA ÇARESİZSİNİZ...

04.17’de binlerce aile göçük altında kaldı. Acı bir gündü. Afetti. Sarsıntı büyüktü ama yetmedi öğle üzeri bir kez daha salladı 11 ilimizi… Acı üstüne acı…

“Türkiye’nin Bir Deprem Bölgesi Olduğunu ve Deprem Bilincinin Unutulmaması Amacıyla” etkinlik düzenledik. Bu amaçla şairlerimiz şiirlerini okuyacak, Hocamız Deprem Şehitleri için Kur’an-ı Kerim okuyacak ve dua edilecek Ve, İnşaat Mühendisi Sayın Okan Taş bizlere; Deprem gibi afetlerde insanların bilinçli olması için neler yapılması gerektiğini, deprem öncesi ve sonrasında nasıl davranmalıyız, bina alırken nelere dikkat edilmeli gibi sorulara açıklık getirecek. Yani Çare kendimiz olacağız

EVET….

Geceler sessizdir ama siz bunu derin uykunuzda bilemezsiniz. Ancak, kimi kabuslarla uyanır sabaha, kimi tatlı rüyalar ile…”

Y e d i n o k t a y e d i ç o k ş e y ö ğ r e t t i b i z l e r e

İnsanın var oluş gününden beri dünya üzerindeki toprak için kavgalar sürmüştür. Senin olacak benim olacak şeklinde keçi inadında yapılan savaşların tek bir amacı vardı. Ailelerini dışarıdan gelecek tehlikelere karşı korumak. Bunun için etrafı çit (Sınır) ile çevrilmiş topraklar gerekliydi. Sınırı aşan kim olursa olsun onlarla savaşılırdı.

Küçük aileler kabileye dönüştüler. Kabileler daha geniş bir toprak içerisinde devletleştiler. Günümüzdeki devletlerin hali budur.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin büyük bir aile olduğunu Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat depremleri bir kez daha bizlere hatırlattı. Elli binin üzerinde vatandaşın vefat ettiği, yüz bini geçkin insanın yaralandığı depremlerde Türk Milleti “Tek Yürek” oldu. Eşya, giyim, temel gıda, barınma gibi ihtiyaçlar tırlarla deprem bölgelerine ulaştırıldı.

6 Şubat 2023’de öyle bir acı yaşadı ki ülkemiz. Yedi nokta yedi ve yedi nokta altı ile öyle bir sarsıldı ki yüreklerimiz…
Malın mülkün zenginliğin hiçbir öneminin olmadığını bizlere gösterdi. Bütün zenginliklerin birkaç dakika içinde yerle bir olduğunu anlattı bizlere…

Kavgaların ve inatçı tartışmaların, nefse itaat etmenin boş işler olduğunu hatırlattı bize…

Yaşarken saniyelerin ne kadar kıymetli olduğunu sabahın dördünü on yedi dakika geçerken, daha iyi anladık hepimiz…

BİRDEN KARANLIK OLUNCA, AYDINLIĞA ÖZLEM ARTARMIŞ... SİZ KARANLIKTA KALSAYDINIZ, NE YAPARDINIZ?

Enkazın altında iken annenin babanın kardeşlerin akrabaların kıymetini, anlattı tüm insanlığa…

Öyle bir anlattı ki baba eşinin çığlığını, duyarken yardım edemedi, oğlu-kızı anne baba diye yardım isterken hiçbir şey yapamadı.

Deprem anında kendilerini yalınayak dışarı atabilenler, üstlerine hiçbir giysi alamadan çıktılar, yıkılmak üzere olan evlerinden. Zengini fakiri dışarıda yaktıkları ateş etrafında kendilerine verilen battaniyelere sarılarak oturup ısındılar.

Kiracıya zam yap diye tutturan ev sahibi ile kiracısı çadırda yaşamak zorunda kaldılar.

Yedi nokta yedi kadar değeri varmış insanoğlunun… Gerisi boşmuş meğer.

Aile olmak, aileyi yaşatmak korumak ve geliştirmek devletimiz için çok önemli. Sınırlarımız içinde güvenli yaşıyorsak, dayanışma gösterebiliyorsak ailelerimizin güçlü olmasındadır. Bu birlikteliğimizi korumaya devam etmeliyiz.

Türk Milletini oluşturan geniş ve büyük bir aileyiz. Deprem bölgesine giden tırın şoförü önce insanlık adına depremzedelerin ihtiyaçları için o kocaman tırı uçak gibi bir hızla sürüşünü tüm dünya seyretti… Türk Milleti'nin yardımsever bir ferdi bir evladı olduğu için o tırı sürdü… Sizlerde sürdünüz her şeyinizi... Döktünüz göz yaşlarınızı... Kalpleriniz, onların kalpleri ile birlikte attı.

Yedi nokta Yedi adlı romanımda dile getirdiğimi bir şiirimi sizle paylaşacağım:

Yedi Nokta Yedi

Sarsıldı her yerim, yıkıldı canlarım

Karanlık her yer, nerede yoldaşlarım

Eş, evlat, ana, baba, karındaşlarım

Arar gözlerim, kimseyi görmez olduk

Yedi nokta yedi, sarsınca bizleri.

Yedi nokta yedi yerin yedisinde

Yer kürede görülmeyen şiddetinde

Rüyamızda uykunun derinliğinde

Bağırır canlarım kulak duymaz artık

Yedi nokta yedi, sarsınca bizleri.

Bir aşağı bir yukarıya yer durmaz

Titriyor vücudum gözlerimse görmez

Kol kalkmaz el tutmaz ayaklarsa koşmaz

Kurtarın diyen seslere çaresiz kaldık

Yedi nokta yedi, sarsınca bizleri.

Beş on yirmi beş değil yüz beş saniye

Bir iki beş değil on bir yerleşkeye

Dokuz saat arayla sarstı peş peşe

Zengini fakiri ayırt edemedik

Yedi nokta yedi, sarsınca bizleri.

Makamı mevkiyi rütbeyi sormadı

İşçiyi memuru sarsmaya doymadı

Çoluk çocuk evli bekarı bilmedi

Çığlıklara kimsin diye soramadık

Yedi nokta yedi, sarsınca bizleri.

Malın sahibi değilsin bil dediler

Taşın toprağın değersiz kil dediler

Bir gün her şeyin yok olur kul dediler

Derinden gelen uğultuya şaşırdık

Yedi nokta yedi, sarsınca bizleri.

Dört on yedi olunca durmuştu zaman

Göçüğün altındaki can gelir mi heman

Soluk alan candan hiç kesilmez derman

Günlerce çıkar diye bekledik durduk

Yedi nokta yedi, sarsınca bizleri.”

TAŞ: DEPREM, SADECE MÜHENDİSLERİN DEĞİL, HEPİMİZİN MESELESİ

MEYAD Başkanı Rüştü Aydın’ın konuşmasının ardından, deprem öncesi ve sonrasında neler yapılmalı, bina alırken nelere dikkat edilmeli gibi konularda bilgi paylaşımında bulunması için; Çukurova Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Mezunu İnşaat Mühendisi Okan TAŞ’ı kürsüye davet edildi Taş, “Hepimizin yüreğinde izi olan bir günün yıl dönümünde bir aradayız. 6 Şubat... Burada bulunma amacım, acıları tazelemek değil; bu acıların tekrar yaşanmaması için neler yapabileceğimizi konuşmak. Bir inşaat mühendisi olarak, depremi kader olmaktan çıkarabilecek bilgileri sizlerle paylaşmak istiyorum. Çünkü deprem, sadece mühendislerin değil, hepimizin meselesi.

Deprem bir doğa olayıdır, afet olması bizim eserimizdir. Öncelikle şunun altını net bir şekilde çizmek istiyorum: Deprem öldürmez, bina öldürür.

DEPREME HAZIRLIK, ASLINDA ENKAZ ALTINDA DEĞİL, AYAKTA BAŞLAR

Deprem öncesinde neler yapılması konusunu madde madde sıralayan İnşaat Mühendisi Okan Taş,”bir şey olmaz” anlayışından uzak durulmasına dikkat çekti. Taş, “Baktığınız zaman Japonya'da, Şili'de de, Türkiye'de ve dünyanın daha birçok yerinde depremler oldu ve olmaya devam edecek. Ama sonuçlarına baktığınızda karşımıza çok farklı senaryolar çıkmaktadır. Yanlış zemin seçimi, yetersiz mühendislik, denetimsizlik, ucuz malzeme, bilinçsizlik ve "bir şey olmaz"

anlayışı... Bunların hepsi depremin yıkıcı sonuçlarının gerçek nedenleridir. İşte asıl tehlike de buradadır.

Deprem öncesinde ne yapmalıyız, madde madde bunlardan bahsetmek istiyorum.

Depreme hazırlık, aslında enkaz altında değil, ayakta başlar.

Güzel manzara var diye, ucuz diye, "herkes alıyor" diye, cephesi güzel diye, binanın dış görünüşü güzel diye ev alınmamalıdır.

1. Zemin Gerçeği

Bir yapının kaderini belirleyen ilk şey zemindir. Aynı bina, sağlam zeminde ayakta kalabilirken; zayıf zeminde yerle bir olabilir. Bölgesel olarak buralar hep sağlam zemin, hep kaya gibi düşüncelere aldanmamak gerekir. Binanın yapılmış olduğu arazinin daha önceki kullanımına bağlı olarak bölgeye göre daha kötü bir zemin tipine sahip olması ihtimali göz önünde bulundurulmalıdır.

Alınacak dairenin zemin etüdünün doğru şekilde yapılıp yapılmadığını kontrol etmeliyiz.

2. Proje ve Mühendislik

Bir binanın güvenliği; dış cephesinden, boyasından, manzarasından değil, statik projesinden anlaşılır.

Kolon-kiriş sistemi doğru mu? Perde beton var mı? Deprem yönetmeliğine uygun mu? Kolon kesilmiş mi? Kolon ve kirişlerde çatlak var mı? Alt katlarda dükkan açmak için kolonlarla oynanmış mı?

Bunlar süs değil, insan hayatına verilen önemdir.

3. Denetim Kültürü

Ülkemizde yapılan binalarda bildiğiniz üzere yapı denetim kuruluşları ve ilgili belediyeler tarafından

kontroller yapılmaktadır. Bizim burada asıl sormamız gereken soru imzaların atılıp evrakların tamamlanması değil,denetlemenin gerçekten yapılıp yapılmadığı olmalıdır. Çünkü deprem, kağıt üzerindeki projeyi değil; sahadaki betonu, demiri ve İşçiliği test eder.

4-Evde alınacak önlemler

Öncelikle yaşadığınız binanın depreme dayanıklılığını kontrol ettirmek gerekir. Eski ve riskli binalarda

gerekli güçlendirme çalışmaları yapılmalıdır. Ev içinde ise dolap, kitaplık, buzdolabı gibi ağır eşyalar

duvara sabitlenmeli, yatak ve oturma alanlarının üzerine düşebilecek raf veya avizelerden

kaçınılmalıdır.

Hepimiz bütçelerimizi zorlayarak, ihtiyaçlarımızdan kısarak hayatımızın belki de en büyük yatırımını

yapıyoruz: ev alıyoruz.

Ama ne yazık ki çoğu zaman şu soruları sormuyoruz:

• Bu bina kaç yıllık?

• Depreme dayanıklı mı?

• Projesi var mı?

• Daha önce kontrol edilmiş mi?

• Hangi deprem yönetmeliğine göre inşa edildi?

• Zemin etüdü var mı?

• Kolonlarda kesme, çatlak, korozyon var mı?

• Binada perde beton bulunuyor mu?

Asıl mesele erkekliğin nasıl öğretildiği!
Asıl mesele erkekliğin nasıl öğretildiği!
İçeriği Görüntüle

İşte bu soruları sormadığımız zaman belki de yatırımdan çok sevdiklerimize gizli bir veda etmiş

oluyoruz.

Unutmayalım:

"Yeni bina sağlamdır" düşüncesi her zaman doğru değildir. "Eski bina çürüktür" düşüncesi de her zaman doğru değildir. Önemli olan; mühendislik, malzeme ve denetimdir. Önemli olan malzeme niteliği ile birlikte doğru uygulanıp uygulanmadığıdır.” Dedi.

DEPREMİ AFET HALİNE GETİREN İSE BİZLERİZ

Deprem anında ve sonrasında neler yapılmalı konusunu da anlatan Okan Taş, depremin doğa olayı olduğunu belirterek, “ Şu ana kadar anlattığım şeyler deprem öncesinde kıymetli hayatlarımız için alabileceğimiz önlemlerdir. Ancak daha önce dediğim gibi deprem bir doğa olayıdır ve kaçınılmazdır, depremi afet haline getiren ise bizleriz.

Bu kaçınılmaz deprem anında ne yapmak gerekir biraz da bunlardan bahsetmek isterim

Deprem anında ne yapmalıyız?

Deprem anında yapılan en büyük hatalardan birisi paniktir. Zor olduğunun farkındayım ancak deprem anında kesinlikle koşmamalıyız, asansöre binmemeliyiz, merdiven kullanmamalıyız ve balkonlara çıkmamalıyız.

ÇÖK, KAPAN, TUTUN HAREKETİNİ YAPMALIYIZ

En yakın konumdaki Masa altı, koltuk yanı gibi güvenli bir yerde çök, kapan, tutun hareketini yapmalıyız.

Hayatımızda belki de 1 kere ihtiyaç duyup kullanacağımız deprem çantasını evlerimizde her zaman

kolay ulaşılabilir bir konumda hazır halde bulundurmamız fazlaca önem arz etmektedir. Bu çantada

temel ihtiyaçlar olan su, konserve gıda, ufak ilkyardım gereçleri gibi ilk 72 saat yaşamsal öneme sahip

araçlar bulunmalıdır.

Eğer deprem anında açık alandaysanız binalardan, elektrik direklerinden ve ağaçlardan uzak durarak

mümkün olduğunca boş bir alana geçmeliyiz.

Eğer Araç içindeyseniz, güvenli bir yerde durup aracı terk etmeden sarsıntının geçmesini bekleyin.

Köprü, viyadük ve tünellerden uzak durmaya özen gösterin.

DEPREM SONRASINDA NE YAPMALIYIZ

Deprem bittikten sonra güvenli ve en kısa sürede bina terk edilmeli, acil toplanma alanlarında

toplanılmalı ve ilgili kurum ve ekiplerin gerekli tespitleri ve müdahaleleri yapması beklenmelidir.

Telefonları acil durumlar dışında kullanmamaya özen gösterin; böylece İletişim hatları gereksiz yere

meşgul edilmez.

HASARLI BİNAYA ASLA AMA ASLA GİRİLMEMELİDİR

Deprem bittikten sonra en sık yapılan hatayı söylemek istiyorum: "Bir şey almaya girip çıkayım..."

Bu düşünce yüzünden maalesef birçok insanımızı kaybettik. Hasarlı binaya asla ama asla girilmemelidir.

Bırakın eşyalar kalsın, önemli olan canımızdır.

Acı gerçeği hafifletmek mümkün mü?

Evet, mümkün.

Ama bunun yolu unutmaktan değil, öğrenmekten geçer.

Bilimle, mühendislikle, akılla, sorumlulukla...

Deprem haftasında değil, her gün deprem bilinciyle yaşarsak kayıpları azaltabiliriz.

6 Şubat bize çok şey öğretti. Ama bedeli çok ağır oldu. Biz bu acıyı, aynı hataları tekrar ederek değil;

ders çıkararak hafifletebiliriz.

Bir inşaat mühendisi olarak şunu gönül rahatlığıyla söylüyorum: Bu ülkede sağlam evler yapmak mümkündür. Depremde yıkılmayan şehirler kurmak mümkündür.

Yeter ki: Bilime kulak verelim, ihmali normal görmeyelim, "Bana bir şey olmaz" demeyelim.

Hayatını kaybeden tüm vatandaşlarımızı rahmetle anıyor, geride kalanlara sabır diliyorum.” Diyerek Mersin Yazarlar Derneği yönetimine başarılar dileyerek teşekkür etti.

Konuşmaların ardından 9 Şubat depremleri konulu şiirlerini; Şairler: Münire Toz Aktolga, Şah İsmail Ateş, Gülsüm Canatan, Abdullah Coşkun, Nejmiye Duru, Mehmet Doğan, Suzan Akalan Tamtakıroğlu, Hülya Çapar, Fatma Öztutan, Mehmet Boz, Hüseyin Can okurken, MEYAD Yönetim Kurulu Üyesi Şadan Köse, Türkiye’de olan bir çok depremlere şahitlik ettiğini anlattı Türk Diyanet-Vakıf Sen 5. Dönem Genel Başkan Yardımcısı ve Dernek Yönetim Kurulu Üyesi Emekli İmam Salih Özbay ise 6 Şubat depremlerinde görev alarak gittiği illerdeki acı hatıraları dile getirdi ardından “Mehmet’in Şehidesi” adlı şiiri okuyup, Deprem Şehitlerimiz ve tüm şehitlerimiz için Kur’an-ı Kerim Tilaveti okudu sonrasında dua etti.”

Etkinlik, İnşaat Mühendisi Okan Taş'a Yörük Çadırı Fotoğraflı "Teşekkür belgesi^nin yönetim kurulu üyeleri ile birlikte verilmesi, Başkan aydın'ın "7 nokta " adlı romanının takdim edilmesi ve aşure ikramının ardından toplu fotoğraf çekilimi ile sona erdi.