TAKVİM DEĞİŞİR, UMUTLAR YEŞERİR
“Hayat, her yıl yeniden başlar.”
Yeni başlangıçlar, insana tarifi zor ama derinden hissedilen duygular sunar: heyecan, umut, mutluluk ve biraz da bilinmezliğin verdiği çekicilik.
Hayatın tam da bu belirsizlik tarafı, onu anlamlı kılan en önemli unsurlardan biridir. Yeni bir işe başlarken, yeni bir şehre taşınırken, evlenirken ya da yeni bir yıla girerken içimizde hep aynı kıpırtı vardır. Sonunun iyi bitmesini diler, adımlarımızı temkinli atarız. Ama içimizde hep bir umut vardır.
Yeni bir işe başlamak bunun en somut örneklerinden biridir. İlk günün telaşı, yeni yüzler, öğrenilmesi gereken sorumluluklar ve zamanla ortaya konan emek… İşe başladıkça insan sadece maddi bir kazanç değil, manevi bir tatminde elde etmiş olur. Üretilen her değer, çözdüğünüz her sorun, aştığınız her zorluk sizi biraz daha güçlendirir. Emekle elde edilen değerin verdiği haz, insanı hayata bağlayan en kıymetli duygulardan biridir.
Evlilikte aslında başlı başına bir başlangıçtır. Ben eşimle aynı çatı altına gireli 22 yıl oluyor. İki ayrı hayat bir çatıda buluşuyor. Sabır, anlayış gerektiren uzun bir yolculuk. Ruh ikizinizi bulmuşsanız onunla hayatı paylaşmak bambaşka bir duygudur. Birbirinizin dekoder gibi şifrelerini çözmeniz gerekmektedir. Onun değerlerini, alışkanlıklarını, isteklerini, kızgınlıklarını; kendi pencerenizdeki değerlerle, alışkanlıklarla, isteklerle, kızgınlıklarla çakıştırmamanız gerekmektedir. Bu süreç sizi bazen zorlar, bazen güldürür. Her yeni günde biraz daha olgunlaşan bir ilişkiniz olur.
Yeni bir yıl da tıpkı bunlar gibidir. Takvimlerde değişen sadece bir rakam gibi görünse de, insan zihninde bambaşka anlamlar taşır. Bu yeni rakamlı takvimin bize ne getirdiğini bilemeyiz. Sağlık mı, mutluluk mu, başarı mı, hayal kırıklığı mı?
İşte bu bilinmezlik, yeni yılın en gerçek yüzüdür. Buna rağmen kendimize sözler vermeden duramayız. Yeni kararlar alır, yapılacaklar listesi hazırlar, gidilecek yolların, bitirilecek paranın, kurulacak hayallerin hesabı yapılır.
Bu düşüncelerin hepsi yaşam için elzemdir. Hayatta kalmak, yarına dair umudunu kaybetmemek için bu bir zorunluluktur. Plan yapmak, hedef koymak ve hayal kurmak; insanın kendisine verebileceği en büyük değerdir. Gerçekleşmese bile bizi diri tutar.
Unutmamak gerekir ki dünya, bizim bireysel telaşımızdan bağımsız olarak kendi rutininde dönmeye devam ediyor. Zaman bazen hızlı bazen yavaş akıyor ama durmuyor. Bu yüzden her şeyi kafaya takmamak, hayatı biraz da akışına bırakmak gerekiyor. Bazen durup nefes almak, sahip olduklarımızı fark etmek ve şükretmek de en az plan yapmak kadar önemli.
Yeni yıl yeni başlangıçlar için sadece bir bahanedir belki. Asıl mesele her sabah uyanırken umutlarımızı diri tutalım. Bu yeni yılda umutlarımız, hayallerimiz ve planlarımız hiç bitmesin. Lakin hayat tüm bilinmezliğine rağmen, yaşanmaya değer bir yolculuktur.
Belki yeni yılın bizden beklediği tek şey;
M.Ö. 4 yılında yaşamış olan Seneca’nın dediği gibi “Hayat kısa değil, biz onu kısa hale getiriyoruz.” Ve ardından daha çok inanmak, daha az ertelemek ve hayatı sürekli kontrol etmeye çalışmak yerine, onunla uyum içinde yürümeyi öğrenmektir. Çünkü bazen en güzel başlangıçlar, büyük kararlarla değil, küçük ama samimi adımlarla atılır.
Takvimler değişirken dileğim şudur ki, yeni yıl hepimize cesaret versin. Umudu diri tutacak kadar güçlü, vazgeçemeyecek kadar kararlı ve yaşadığımız her anın kıymetini bilecek kadar da farkında olalım.
“Hayat ertelediklerimiz kadar eksilir.”