Küresel Sistemin “Satış Kotası” Yaptırımı Gençlerimizi Yalancılık Ve Dolandırıcılığa Zorluyor

Mersin Valisi Atilla Toros’un 6 Şubat Depremleri Yıl Dönümü Nedeniyle Mesaj Yayınladı
Mersin Valisi Atilla Toros’un 6 Şubat Depremleri Yıl Dönümü Nedeniyle Mesaj Yayınladı
İçeriği Görüntüle

Küresel sistemin satış stratejilerinden biri olan “Satış Kotası” zorlamasının ahlaki bir uygulama olmadığına defalarca şahit olduk. Küresel firmalar ve zincir mağazalara sahip olan markalar bayilerine satış kotası koymakta, üst yöneticiler alt yöneticilere ve onlar da en alttaki elemanlara bu sorumluğu yüklemektedir.

Müşteriyle muhatap olan en alttaki ürün satıcısına “Bu gün şu üründen şu adet satmak zorundasın” deniyor… Eleman, “Ya almak istemezlerse?” diye sorduğunda; işveren, “O zaman ikna edeceksin” diyor. Bu durumda eleman, müşteriyi ikna edebilmek için yalan söylemek (yani küçük çaplı bir dolandırıcılık yapmak) zorunda kalıyor… Diyelim ki müşteri satıcının yalanını fark etti ve şikâyetçi oldu. Bu durumda yönetici (ya da patron) “Ben elemanıma yalan söyle demedim, ikna et dedim” diyor ve hiçbir sorumluluk almadan işin içinden sıyrılıyor. Bu nedenle yöneticiler her hangi bir yasal sorumluluk taşımamış oluyor ve suç elemanın üstüne kalıyor. Hukuki açıdan hiçbir çözümü olmayan bu durum karşısında ne yapacağımızı şaşırmış durumdayız.

Bu sistem yıllar içerisinde belli bir temele oturmuş ve kabullenilmiş bir hal almıştır. Bu kabullenme, gençlerimizin ve çocuklarımızın yalancı (ve dolayısıyla küçük çaplı bir dolandırıcı) olmasına göz yummak anlamına gelmektedir. Bu durum kabul edemeyeceğimiz ahlaki ve hukuki bir sorundur. Bu zorlamalar karşısında hukuki bir çözüm mümkün görünmemektedir. Ayrıca; bu zorlamalardan dolayı ahlaki deformasyona uğrayan gençlerimiz suça meyilli hale gelmekte ve ülkemizdeki suç oranı hızla artmaktadır. Ahlaki bir dünya için, kanunların yetersiz kaldığı durumların çözümü için ve gençlerimizin suça meyilli hale gelmemesi için, ilgili kurumlarımızı ve bakanlıklarımızı yardıma çağırıyoruz…

Konunun psikolojik açıdan da olumsuz etkileri olduğunu, yaşadığım bir örnekle dile getireyim: Bir mağazada aldığım ürünün ödemesini yapmak için kasaya gittim. Kasiyer kız bana bazı ürünleri överek satmaya çalıştı. Kızın gözlerindeki yalvarışı görünce çok üzüldüm ve dedim ki; “Kızım benim bu ürünlere ihtiyacım yok. Fakat üstlerinin sana “satış kotası” koyduğunu ve bunları satmak zorunda olduğunu biliyorum. Satarsan belki pirim verecekler, satamazsan belki de priminden düşecekler. İtiraz etsen, “Sen satamazsan satanı işe alırız” diyeceklerini de biliyorum. Bu nedenle gösterdiğin ürünleri alacağım ki sizi daha fazla üzmesinler” dedim… Kız da bana; “ Amca, işin priminde değilim. Tek istediğim, mesai bittiğinde azar işitmeden evime gidebilmek” dedi… Çocuklarımızın ve gençlerimizin azar işitmeden evlerine gidebilmesi dileğiyle… 12 / Şubat / 2026 Veli Metin Türkoğlu