Dünya Çevre Günü NİL RTV’de Konuşuldu
-Gazeteci Rüştü Aydın’ın Sordu, Prof. Dr. Halil Kumbur Yanıtladı
İstikbal Özel Haber/Fatma Aydın-Nil RTV ekranlarında Rüştü Aydın ile 41 Dakika programının bu haftaki konuğu, MEÜ Mühendislik Fakültesi Çevre Mühendisliği Emekli Bölüm Başkanı Prof. Dr. Halil Kumbur oldu. Programda, 5 Haziran Dünya Çevre Günü nedir? Çevre deyince aklımıza neler geliyor? soruları sorularak, çevre bilinci hakkında sohbet edildi.
Prof. Dr. Halil Kumbur, 5 Haziran Dünya Çevre Gününün birçok etkinlikler ile kutlandığını belirterek amacın çevrenin önemine dikkat çekmek olduğunu söyledi.
Kumbur, “Çok genel anlamda canlıların her türlü faaliyetlini sürdürdüğü ve içerisinde yaşadığı ortama çevre diyoruz. İnsanların iki türlü çevresi vardır. Doğal Çevre, İnsanların yer altı yer üstü kaynaklarının bulunduğu, içinde bizlerinde olduğu çevre. Bu çevre içerisinde insanoğlu yaşamını sürdürebilmek için de sosyal çevre oluşturuyor. Yapay olarak da geçici çevre oluşturabiliyoruz. Mersin gibi, Çukurova gibi, özellikle yaz aylarında yaylada, sahilde oluşturulan çevre gibi” dedi.
Kirlenme çeşitleri neyden kaynaklanıyor? Sorusu üzerine çevre bilincinin oluşması gerektiğini belirten Kumbur, “Genel anlamda hava kirliliği sorunlarımız var, bütün dünyayı şu anda ilgilendiriyor. Küresel iklim krizi, küresel ısınma hava kirliliği, yerleşim ile ilgili sorunlardan kaynaklanmakta. Su kirliliği, içme suyu atık su sorunlarımız. Alt yapı kanalizasyon, toprak, gürültü kirliliği sorunlarımız. Görüntü, mimari, çarpık yapılaşma, geçici çevre sorunları sinekle mücadele gibi… Başlık olarak bunlar.
Burada yönetici de olabilirsiniz, bakan da olabilirisiniz ama işte çevreye bakışınız, duyarlılığınız yoksa söylemler ile bu işler olmuyor. Önemli olan eylemlerin isabetli, planlı programlı bir şekilde bölge ve ülke ihtiyaçları ile örtüşebilecek şekilde olması gerekiyor” dedi.

Prof. Dr. Halil Kumbur, Rüştü Aydın’ın sorularına cevap vererek 5 Haziran Dünya Çevre Günü ve Suyun önemini anlatmaya devam etti.
Çevre ve insan hakları nedir?
Kumbur, “21. yüzyılın yükselen değeri. Çevre ve İnsan hakları. En çok istismar edilen konular. Özellikle küresel emperyalist ülkeler, şirketler tarafından istismar ediliyor. Çevre ve insan halkları bahane edilerek oradaki yer üstü ve yer altı kaynaklara sahip olmak isteniyor. Küresel ülkelerin, emperyalist güçlerin ve şu anda Ortadoğu’da ki sorunların temel nedeni bu. Doğal kaynaklar bitmediği sürece oradaki sorunlar da bitmez. Onun için de Türkiye’nin stratejik bir yeri var konum olarak.
Nükleer bombalar, uçaklardan atılıyor. Küresel ısınmayı da iklimi de etkiliyor. Bu savaşlar niye yapılıyor?
Herkes kendi ülkesinin geleceğini garanti etmek, genişlemek, daha çok alana sahip olmak, potansiyel tehlike gördüğü yerlerde ki tehlikeler ile ilgili tedbirler alma bağlamında bu tip müdahaleler oluyor. Nükleer silahlar caydırıcı silahlardır. Bunların ne zaman kullanılacağı belli değildir.
Mersin de ki sorunlar nelerdir veya çevre ile ilgili neler yapılabilir?
1992 de birleşmiş milletler insan kaynaklarının korunması ile ilgili komisyonda alınan bir karar bu. 5 Haziran dünya çevre günü olarak ilan ediliyor. 5-11 Haziran da çevre haftası olarak kutlanılıyor.
Suyun alternatifi var mı? Yok. Demek ki su Mersin’de ve Dünya’da üç tarafımız denizle çevrili ama bizlerin ve canlıların kullanabileceği su kaynakları son derece sınırlı. %97,5 tuzlu su, zaten yararlanamıyoruz. %2,5 göllerde tatlı su ama bunun da sadece 0.5’lik bir kısmından yararlanıyoruz. Su kıtlığı var... Ülkemiz şu anda 112 milyar metre küp, 85 milyona böldüğümüz zaman, kişi başına düşen su miktarı 1300, 1350 metre küp civarında bir miktar, sınıra yakınız, su stresi çeken ülkelerden biriyiz. Su savaşları olacak mı, Su savaşları başladı zaten.

Bazı ülkeler Yapay su icat ediyorlar. Ne kadar faydalı ve gerçek suyun yerini tutabiliyor mu?
Yapay şeyler, doğal kaynağın yerini karşılamaz. Ama deniz suyundan içme ve kullanma suyu elde edilebiliyor. Teknik ve teknoloji şu anda müsait. Türkiye’ de de bu mevcut özel sektörde. Ama şu anda deniz suyundan su elde etmeye ihtiyacımız yok.
Kuyularda ki sular çekilince obruklar oluşuyor deniliyor. Bunlar etkiliyor mu böyle olayları?
Yer üstü su kaynaklarımızı sürekli kullanabiliyoruz. Yer altı su kaynaklarımızı da ihtiyaç olan yerlerde kullanabiliyoruz. Yer altı su kaynakları bir ülkenin su sigortasıdır. Bir ülkenin veya bölgenin yer altı su kaynakları azalmış veya bitmişse o ülkede ciddi su sorunları vardır.
Atıklardan neler elde edebiliriz?
Atık önemli bir ham madde. Her ülkede o atık oluşması lazım ve o atığın değerlendirilmesi lazım. Mesela Bardak poşet düşünelim geri dönüşümün ürünlerinden yapılıyor değil mi? Eğer onu biz yapmamış olsak doğal kaynaklardan o poşeti elde edeceğiz. O zaman doğal kaynakların ömrünü azaltmış olacağız. Çevre kirliliği olacak. Atık istenmeyen madde ama ayrıştırılarak değerlendiriyor. Ayrıca atıklardan biyogaz elde ediyorsunuz, biyogazdan enerji elde ediyorsunuz. O atıkları değerlendirip ekonomiye katkı sağlamamız lazım.
Deniz Kirliliği neden oluyor? Mersin bu konuda temizlik yapabiliyor mu?
Tisan olayında baktığımız da imar planlarını revizyonuna, oradaki doğanın sit alanlarının tahrip edileceğine, orada bir yerleşim olacağına, 5-6 bin kişilik küçük bir adada kıyıda, dar bir koyda bu atıkların verileceğini, kanalizasyonun vs. Büyükşehir belediyesi veya ilçe belediyelerin içme suyu hizmetlerinin plan programlarının içeren şeyler olabilir. Bütün bunlar üst üste konduğunda herkesin ortak malı olduğu doğal çevrenin tahrip edilmesi konusunda itirazlar var. Bunlar yargıya irtikal etmiş durumda. Bilirkişi raporlarında eksiklikler olduğundan dolayı mahkeme dosyayı geri iade etti. Ama mahkeme süreci devam edecek.
2019 yılından itibaren Deniz Kirliliğinin önlenmesi konusunda Mersin çok daha düzenli. Deniz kirliliği karasal kaynaklı kirleticiler. Nedir bunlar yerleşim yerlerinden atık suların arındırmadan denize verilmesi. İkincisi de özellikle denizde ki faaliyetler sonuncunda özellikle gemilerden kaynaklanan kontrol altına alınmadan denize verilmesi. Bu konuda Mersin’de gerekli faaliyetler sürdürülüyor.
Su Karbon Ayak İzi Nedir?
Su ayak izi demek, insanların canlıların ihtiyaçları için gerekli olan su miktarıdır. İki türlü ayak izi vardır. Biri doğrudan su ayak izi, bir de sanal su ihtiyacı var. Doğrudan su ihtiyacımız şu anda ki içitimiz su. Sanal su ihtiyacımız ise örneğin tişört gömlek, kravat üretimi esnasında kullanılan suyun yansıması ne kadar bunların bölüştürülmesi bu da sanal su ayak izi.

Program sonunda NL RTV İmtiyaz Sahibi ve Yönetim Kurulu Başkanı Mesut Sezer ile birlikte fotoğraf çekildiler.

