Yazar Salih Özbay ATALET’ii yazdı…
“ATALET NEDİR
Atalet, sadece fiziksel bir durgunluk değil; insanın hakikate karşı ağırlaşması, iyiliğe adım atmaktan geri durması, sorumluluklarını ertelemesi ve ruhunun pas tutmasıdır. Bir nevi kalbin yavaşlaması, iradenin gevşemesi, gayretin susmasıdır. Oysa insan, yaratılışı gereği hareketle, çabayla ve gayretle değer kazanır.
Yüce Rabbimiz Kur'an-ı Kerim’de şöyle buyurur:
“İnsan için ancak çalıştığının karşılığı vardır.”
(Necm Suresi, 39. Ayet)
Bu ilahi mesaj, ataletin İslam’da yerinin olmadığını açıkça ortaya koyar. Çünkü mümin; tembelliğe sığınan değil, gayretle yürüyen, sorumluluk alan ve her anını anlamla yoğuran kişidir.
Peygamber Efendimiz Muhammed (s.a.v.) ise ataletin ruhu nasıl zayıflattığını şu duasıyla bizlere öğretmiştir:
“Allah’ım! Acizlikten ve tembellikten sana sığınırım…”
(Buhârî, Daavât, 38)
Bu dua, ataletin sadece bir alışkanlık değil; insanı geriye çeken, onu hem dünyada hem ahirette zarara uğratan bir hal olduğunu gösterir.
Aziz milletimizin mayasında atalet yoktur. Tarihimiz; çalışmanın, gayretin, fedakârlığın ve mücadele ruhunun destanıdır. Ecdadımız, zorluklar karşısında durmayı değil, yürümeyi seçmiş; yılgınlığı değil, dirilişi kuşanmıştır. Çünkü bilirlerdi ki; hareket rahmettir, durgunluk ise zafiyettir.
Atalet; bir gencin hayallerini ertelemesidir, bir babanın sorumluluğunu ağırdan almasıdır, bir toplumun geleceğini geciktirmesidir. Oysa gayret; bir tohum gibi toprağa düşer ve zamanla bereket olur. Çalışan insan, sadece kendini değil, çevresini de aydınlatır.
Unutmayalım ki;
Atalet, ruhun zinciridir; gayret ise insanı hürriyete ulaştıran kanattır.
Geliniz, kalplerimizi diriltelim, irademizi güçlendirelim. Her yeni günü bir fırsat, her anı bir emanet bilerek ataletten uzak duralım. Çünkü bu topraklar; tembelliği değil, alın terini; geri durmayı değil, ileri atılmayı hak eder.
Rabbim bizleri; çalışkan, azimli, gayretli kullarından eylesin. Ataletin karanlığından kurtarıp, hizmetin ve üretmenin aydınlığına ulaştırsın. Âmin”
