Yazar Salih Özbay yazdı...
"İhanet: Bir Milletin Kalbine Saplanan Hançer
Tarih boyunca devletler, çoğu zaman dış düşmanlardan ziyade içerden gelen ihanetlerle sarsılmıştır. Dışarıdan gelen saldırılar bir milleti kenetleyebilir; ancak içeriden açılan gedikler, en sağlam kaleleri bile yıkabilir. Bu sebeple ihanet, yalnızca bir kişiye veya kuruma değil; bir milletin istikbaline, devletin bekasına ve vatanın kutsiyetine yönelmiş en ağır suçlardan biridir.
Yüce Rabbimiz Kur'ân-ı Kerîm'de şöyle buyurmaktadır:
"Ey iman edenler! Allah'a ve Resûlü'ne ihanet etmeyin; bile bile emanetlerinize de ihanet etmeyin."
(Enfâl Sûresi, 27. âyet)
Bu ilâhî ikaz, ihanetin sadece hukukî değil, aynı zamanda ahlâkî ve imanî bir mesele olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.
Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) ise şöyle buyurmuştur:
"Münafığın alâmeti üçtür: Konuştuğu zaman yalan söyler, söz verdiğinde sözünde durmaz, kendisine emanet edildiğinde ihanet eder."
(Buhârî, Müslim)
Demek ki ihanet, müminin değil; nifakın alametidir. Devlet malına el uzatmak, milletin güvenini kötüye kullanmak, vatanın birliğine kastetmek, millî menfaatleri şahsî çıkarlara feda etmek de ihanetin farklı tezahürleridir.
Aziz milletimiz, tarih boyunca nice ihanetleri görmüş; fakat her defasında imanıyla, cesaretiyle ve vatan sevgisiyle ayağa kalkmasını bilmiştir. Malazgirt'ten Çanakkale'ye, İstiklâl Harbi'nden günümüze kadar bu topraklar, sadakatle ihanetin mücadelesine sahne olmuştur. Kazanan daima vatanını, bayrağını ve milletini canından üstün tutanlar olmuştur.
Merhum Mehmet Âkif Ersoy'un şu sözü, bugün de kulaklarımızda yankılanmaktadır:
"Sahipsiz olan memleketin batması haktır; sen sahip olursan bu vatan batmayacaktır."
Necip Fazıl Kısakürek ise şu veciz ifadeyle sadakatin önemini hatırlatır:
"Vatan sevgisi, imandandır anlayışını hayatına hâkim kılamayan milletler ayakta kalamaz."
Unutmamalıyız ki devlet; yalnızca binalardan, makam odalarından veya kanunlardan ibaret değildir. Devlet; şehidin kanı, gazinin duası, anaların gözyaşı ve milletin ortak vicdanıdır. Vatana ihanet, işte bu mukaddes emanetlere sırt çevirmektir.
Bugün bize düşen görev; ayrılığın değil birliğin, husumetin değil kardeşliğin, ihanetin değil sadakatin safında yer almaktır. Çocuklarımıza dürüstlüğü, emanete riayeti, bayrak sevgisini ve millet şuurunu öğretmek; geleceğe bırakacağımız en kıymetli mirastır.
Rabbimiz devletimizi payidar, milletimizi aziz, bayrağımızı ebediyen semalarda dalgalanan, birlik ve beraberliğimizi daim eylesin. Vatanına sadakat gösterenlerden, emanete sahip çıkanlardan olmayı hepimize nasip eylesin.
Kalemin sözü:
"İhanet, önce vicdanı öldürür; ardından milleti yaralar.
Sadakat ise devleti yaşatır, vatanı ebedîleştirir."
