Yazar Salih Özbay Yaklaşan Hıdırellez günleri için "Hıdırellez Çiçekleri" başlıklı makale yayınladı.
“HIDIRELLEZ ÇİÇEKLERİ
Tabiatın kalbinin yeniden çarpmaya başladığı, toprağın bereketle uyandığı o eşsiz gün gelip çatmıştı. Mersin’in uçsuz buçaksız portakal çiçeklerinin kokusu, Akdeniz’in meltemiyle birleşip Toroslar’ın eteklerine doğru süzülüyordu.
Köyün meydanındaki ulu çınarın altında toplanan ahali, Hıdırellez’in gelişini sadece mevsimlik bir değişim değil, kadim bir kucaklaşma olarak görüyordu. Aksakallı dedelerden, gözleri ışıl ışıl çocuklara kadar herkesin yüreğinde aynı heyecan: Darda kalanların yoldaşı Hızır ile denizlerin hakanı İlyas’ın buluştuğu o mukaddes anın bereketi...
Gül Ağacının Altındaki Umut
Köyün gençleri, bir gün öncesinden hazırladıkları dileklerini kağıtlara nakşetmiş, akşamın alacasında gül ağaçlarının dibine bırakmışlardı. Kimi vatanın birliği için dua ediyor, kimi hanesine bolluk, gönlüne huzur diliyordu. Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte, çiğ taneleri yapraklara düşerken, sanki tabiatın kendisi de bu dualara "Amin" diyordu.
Şenlik alanında kurulan büyük sofralar, sadece karın doyurmak için değil, bölüşmenin ve kardeşliğin nişanesi olarak serilmişti. Bir yanda al bayrağımızın gölgesi toprağa düşüyor, diğer yanda dillerden dökülen maniler göğe yükseliyordu. O gün, ne dert kalmıştı ne de keder; çünkü Hıdırellez, küskünlerin barıştığı, ellerin birleştiği, gönüllerin aynı edebi iklimde buluştuğu bir vuslat günüydü.
Ateşten Atlayan Dualar
Güneş batmaya yüz tutup Hıdırellez ateşi harlanırken, alevlerin üzerinden atlayan her bir can, içindeki kötü duyguları o ateşe bırakıyor; geleceğe tertemiz bir sayfa açıyordu. Yaşlı bir amca, bastonuna yaslanmış bu manzarayı izlerken yanındakine fısıldadı:
"Evlat, bu sadece bir şenlik değil; bu bizim toprağa olan sadakatimiz, ecdadımızdan miras kalan manevi bir nöbettir. Hızır’ın eli değsin soframıza, İlyas’ın nefesi karışsın rüzgarımıza. Birliğimiz daim, baharımız mübarek olsun."
Gece çöktüğünde, Toroslar’ın üzerinden doğan ay, bu kadim şenliğin sessiz şahidiydi. Herkes biliyordu ki; bu topraklarda sevgi ekildikçe, her yıl Hıdırellez ile birlikte yeniden yeşerecek, milli ve manevi ruhumuz ebediyen taze kalacaktı.
Duaların ve temennilerin , gelenek görenek ve kültürumuzun nesilden nesile yaşatılması dileğiyle Hıdırellez günümüz kutlu olsun.”
