İçimizdeki Uzaklar…

İsmail Şimşek

06-06-2026 15:59

İçimizdeki Uzaklar…

Dönüşürken, dönüştürmek bir iddia işidir.

Zaman tünelinde geriye doğru otuz belki kırk yıl öncesine bir yolculukta dün ile bugünü mukayese ettiğinizde zamanla birlikte beklenti ve önceliklerin niteliğinde de bir değişim ve dönüşüm yaşandığını görürsünüz.

Misal,1980 öncesinde vatandaşın önceliği; evde siyah beyaz televizyon, sokaktan temin edebileceği ise gaz yağı, tüp, şeker, yağ kuyrukları idi. Devir stokçuların karaborsacıların devriydi. O dönemde siyaset, vatan sathında koalisyon ve iç çatışmalarla uğraşırken, yaşanan yönetsel yetersizlikler nedeniyle önceliği karaborsacılara rağmen vatandaşın yağ, şeker, tüp vb. gibi temel ihtiyaçlarını giderebilmekti.

Yanlış duymadınız. Siyaset 80 öncesinde bunlarla uğraşıyordu. Bugün bizlere tuhaf gelse de tüm bunlar dünün paradigması olarak bu ülkenin gerçekleriydi. Vatandaşı için tüm bunlar bugün sıradan görülse de karşılığı bildiğimiz nitelik tanımına uymayan o dönemin toplumsal öncelikleriydi. Derken bütün bunlar aşıldı. Öncelikle birlikte önceliğin niteliğinde de değişiklikler oldu.

Özal’lı yıllar gelip çattı.1983’te iktidara gelen ANAP, gelişiyle birlikte birçok şeyi değiştirdi dönüştürdü. Ülkede değişim rüzgarları yaşanmaya başladı. Gaz yağı, şeker, tüp ve yağ kuyrukları sıradanlaşıp temel ihtiyaçlar olarak yerine otururken öncelikli ihtiyaç olmaktan çıktı yerini dışa açılımla birlikte teknoloji transferleri üzerinden bilgisayarlar, renkli televizyonlar, cep telefonları aldı.

Özal’ın 1993’te ölümüyle birlikte Demirelli yılları yaşadık. Özal’la birlikte kısmen kırılan vesayet muamması Demirel’le birlikte yeniden gündemi işgal etmeye başladı. Ülke bu dönemlerde 28 Şubat’ı yaşadı. Yazılı ve görsel basın marifetiyle Ali Kalkancılar, Müslüm Gündüzler Fadime Şahinler kurgusu gündemiyle rejim tehlikesi bahane edilerek parti kapatma çabaları yoğunlaştı, ayyuka çıktı.

Bu dönemde Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in Refah-Yol hükümetine dönüşümlü olarak ekonomi profesörü Tansu Çiller’in başbakan olarak görevlendirilmesiyle birlikte ‘’ iki anahtar’’ vaadi vatandaşta büyük bir umut yarattı. İki anahtarla kastedilen ‘’ ev ve araba’’ idi.

Dönem kriz ve kaos dönemi olsa da öncelikler iki anahtar rüyası üzerinden nitelik değişikliğine evrilmişti. Artık çıta yükselmiş beklenti irtifa kaydetmişti.

Ancak ne var ki 1994’teki 5 Nisan kararları ile ülke, beklemediği bir şekilde bir devalüasyon yaşadı. Para pul oldu. Bankalardan alınan krediler faiz oranındaki artışa paralel yükseldi. Vatandaş aldığı krediyi ödeyemez hale geldi. Dövizle borçlananlar geri ödemelerini kat ve kat yüksek meblağlar üzerinden ödemek zorunda kaldılar.

Derken, 2000 yılında dönemin anayasa mahkemesi eski başkanı Ahmet Necdet Sezer’in cumhurbaşkanı seçilmesiyle Sezer dönemi başladı. Vesayetin dip noktasıydı bu dönem. Üçlü mutabakatla getirilen Sezer, üçlü koalisyon için ‘’ evdeki hesabın çarşıya uymadığı’’ bir atmosferi yaratmıştı. Anayasa kitapçığının merhum Ecevit’in suratına fırlatılması 2001 krizini doğurdu. Koalisyon krizin derinleştirdiği hasarla uğraşmaktan hükümet vatandaşa bir şeyler sunmada yetersiz kaldı. Dönemin sancılarıyla birlikte MHP lideri Devlet Bahçeli’nin çıkışı ile birlikte süreç 2002 seçimlerine evrildi.

Ve 3 Kasım 2002 seçimle sonuçları ile ülkemiz Ahmet Necdet Sezer’in cumhurbaşkanlığında AK Parti hükümetiyle tanıştı. İktidara gelişinin 3.ayında olağanüstü hali kaldırmasıyla değişimin sinyallerini vermişti bile.

Ancak siyasal doktrinlerinde önemli değişiklikler olsa da geçmişte Refah Partisi’nin yaşadığı vesayet koşullarının benzerlerini Ak Parti’de yaşadı. Askeri, Yargı ve bürokratik vesayet başta medya diğer vesayet odaklarıyla mücadele yönüyle bu alanı artık tehlike alanı olmaktan uzaklaştırırken beraberinde büyük dönüşüm ve değişimleri de ihmal etmedi.

Kabul edelim veya etmeyelim bir kırılma noktası yaratan iktidar partisi ülke milli geliri 2002’de 238 milyar dolar iken, tam 7 kat büyüterek bugün 1,6 trilyon dolara dayandı. İhracat 36 milyar dolar iken, bugün 275,8 milyar dolara ulaştı. Hazinenin döviz rezervi 8 kat arttı. Ulaşımda, sağlıkta, savunma sanayinde, sosyal politikalarda önemli mesafeler alındı. IMF’ye olan 23,3 milyar dolar borç 14 Mayıs 2013 tarihi itibarıyla bu dönemde ödendi.

Vesayetin ilk kırılmaya başlandığı 2007’den itibaren gelinen noktada Türkiye’nin bölgesel güç olması, kendi kararlarını alabilecek yetkinliğe tekamülü batıyı rahatsız etti. Dış ve iç operasyonlarla terörün belini kırması, başlarını dışarıya çıkartamayacak hale getirerek inlerine hapsetmesi, portatif terör örgütleriyle müdahaleye alışmış olan içimizdeki ve uluslararası güç odaklarını ambale etti.

Bugün geldiğimiz noktada tüm bunları neredeyse çeyrek asırda gerçekleştiren AK Parti ‘’ sıradanlığı’’ siyaset çöplüğüne hapsederken, özgüvene dayalı ‘’ sıra dışılığı’’ siyasetin bir parçası haline getirdi.

Bir nevi ideolojik bağlamlı klasik siyaseti başarılarıyla kötürüm ederken, hep laf üreterek siyasette başarıyı yakalamış eski alışkanlık siyasetini yani ‘’ slogan siyaseti’’ Türk toplumuna teşhir ederek durumu idare etme tarz tipi siyaseti itibarsızlaştırdı.

Biri bu iktidarın ve Erdoğan’ın Türk toplumuna kazandırdığı en önemli şey nedir dese tek sözcükle ifade etmek istesem ‘’özgüven inşası’’ derim.

Türk toplumunun zihniyetini, fikir kodlarını dönüştürürken beraberinde muhalefetin bu güzergahtaki klasik siyaset algısını değiştirirken dönüşümüne alan açtı ve siyaset çıtasını çok daha yükseğe taşıyarak proje ve hizmet bazlı siyaset üretmeden bu hedefe ulaşılamayacağı algısını muhalefetin zorunlu alanı haline getirdi.

Ayrıca bunun yansımasını muhalefetin eski alışkanlıklarını yıkıp vatandaş odaklı düşünme, slogan değil proje ve hizmet siyaseti üretme paradigmasındaki değişikliklerinde göremesek de en azından buna zorlandıklarına tanık olduk.

Bu yazımızda siz saygıdeğer okurlarımız için geçmiş zaman olur ki diyerek içimizdeki uzaklardan  bugünlere dair bir fikir sörfü yapalım istedik.

 

 

 

 

 

 

 

Dönüşürken, dönüştürmek bir iddia işidir.

Zaman tünelinde geriye doğru otuz belki kırk yıl öncesine bir yolculukta dün ile bugünü mukayese ettiğinizde zamanla birlikte beklenti ve önceliklerin niteliğinde de bir değişim ve dönüşüm yaşandığını görürsünüz.

Misal,1980 öncesinde vatandaşın önceliği; evde siyah beyaz televizyon, sokaktan temin edebileceği ise gaz yağı, tüp, şeker, yağ kuyrukları idi. Devir stokçuların karaborsacıların devriydi. O dönemde siyaset, vatan sathında koalisyon ve iç çatışmalarla uğraşırken, yaşanan yönetsel yetersizlikler nedeniyle önceliği karaborsacılara rağmen vatandaşın yağ, şeker, tüp vb. gibi temel ihtiyaçlarını giderebilmekti.

Yanlış duymadınız. Siyaset 80 öncesinde bunlarla uğraşıyordu. Bugün bizlere tuhaf gelse de tüm bunlar dünün paradigması olarak bu ülkenin gerçekleriydi. Vatandaşı için tüm bunlar bugün sıradan görülse de karşılığı bildiğimiz nitelik tanımına uymayan o dönemin toplumsal öncelikleriydi. Derken bütün bunlar aşıldı. Öncelikle birlikte önceliğin niteliğinde de değişiklikler oldu.

Özal’lı yıllar gelip çattı.1983’te iktidara gelen ANAP, gelişiyle birlikte birçok şeyi değiştirdi dönüştürdü. Ülkede değişim rüzgarları yaşanmaya başladı. Gaz yağı, şeker, tüp ve yağ kuyrukları sıradanlaşıp temel ihtiyaçlar olarak yerine otururken öncelikli ihtiyaç olmaktan çıktı yerini dışa açılımla birlikte teknoloji transferleri üzerinden bilgisayarlar, renkli televizyonlar, cep telefonları aldı.

Özal’ın 1993’te ölümüyle birlikte Demirelli yılları yaşadık. Özal’la birlikte kısmen kırılan vesayet muamması Demirel’le birlikte yeniden gündemi işgal etmeye başladı. Ülke bu dönemlerde 28 Şubat’ı yaşadı. Yazılı ve görsel basın marifetiyle Ali Kalkancılar, Müslüm Gündüzler Fadime Şahinler kurgusu gündemiyle rejim tehlikesi bahane edilerek parti kapatma çabaları yoğunlaştı, ayyuka çıktı.

Bu dönemde Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in Refah-Yol hükümetine dönüşümlü olarak ekonomi profesörü Tansu Çiller’in başbakan olarak görevlendirilmesiyle birlikte ‘’ iki anahtar’’ vaadi vatandaşta büyük bir umut yarattı. İki anahtarla kastedilen ‘’ ev ve araba’’ idi.

Dönem kriz ve kaos dönemi olsa da öncelikler iki anahtar rüyası üzerinden nitelik değişikliğine evrilmişti. Artık çıta yükselmiş beklenti irtifa kaydetmişti.

Ancak ne var ki 1994’teki 5 Nisan kararları ile ülke, beklemediği bir şekilde bir devalüasyon yaşadı. Para pul oldu. Bankalardan alınan krediler faiz oranındaki artışa paralel yükseldi. Vatandaş aldığı krediyi ödeyemez hale geldi. Dövizle borçlananlar geri ödemelerini kat ve kat yüksek meblağlar üzerinden ödemek zorunda kaldılar.

Derken, 2000 yılında dönemin anayasa mahkemesi eski başkanı Ahmet Necdet Sezer’in cumhurbaşkanı seçilmesiyle Sezer dönemi başladı. Vesayetin dip noktasıydı bu dönem. Üçlü mutabakatla getirilen Sezer, üçlü koalisyon için ‘’ evdeki hesabın çarşıya uymadığı’’ bir atmosferi yaratmıştı. Anayasa kitapçığının merhum Ecevit’in suratına fırlatılması 2001 krizini doğurdu. Koalisyon krizin derinleştirdiği hasarla uğraşmaktan hükümet vatandaşa bir şeyler sunmada yetersiz kaldı. Dönemin sancılarıyla birlikte MHP lideri Devlet Bahçeli’nin çıkışı ile birlikte süreç 2002 seçimlerine evrildi.

Ve 3 Kasım 2002 seçimle sonuçları ile ülkemiz Ahmet Necdet Sezer’in cumhurbaşkanlığında AK Parti hükümetiyle tanıştı. İktidara gelişinin 3.ayında olağanüstü hali kaldırmasıyla değişimin sinyallerini vermişti bile.

Ancak siyasal doktrinlerinde önemli değişiklikler olsa da geçmişte Refah Partisi’nin yaşadığı vesayet koşullarının benzerlerini Ak Parti’de yaşadı. Askeri, Yargı ve bürokratik vesayet başta medya diğer vesayet odaklarıyla mücadele yönüyle bu alanı artık tehlike alanı olmaktan uzaklaştırırken beraberinde büyük dönüşüm ve değişimleri de ihmal etmedi.

Kabul edelim veya etmeyelim bir kırılma noktası yaratan iktidar partisi ülke milli geliri 2002’de 238 milyar dolar iken, tam 7 kat büyüterek bugün 1,6 trilyon dolara dayandı. İhracat 36 milyar dolar iken, bugün 275,8 milyar dolara ulaştı. Hazinenin döviz rezervi 8 kat arttı. Ulaşımda, sağlıkta, savunma sanayinde, sosyal politikalarda önemli mesafeler alındı. IMF’ye olan 23,3 milyar dolar borç 14 Mayıs 2013 tarihi itibarıyla bu dönemde ödendi.

Vesayetin ilk kırılmaya başlandığı 2007’den itibaren gelinen noktada Türkiye’nin bölgesel güç olması, kendi kararlarını alabilecek yetkinliğe tekamülü batıyı rahatsız etti. Dış ve iç operasyonlarla terörün belini kırması, başlarını dışarıya çıkartamayacak hale getirerek inlerine hapsetmesi, portatif terör örgütleriyle müdahaleye alışmış olan içimizdeki ve uluslararası güç odaklarını ambale etti.

Bugün geldiğimiz noktada tüm bunları neredeyse çeyrek asırda gerçekleştiren AK Parti ‘’ sıradanlığı’’ siyaset çöplüğüne hapsederken, özgüvene dayalı ‘’ sıra dışılığı’’ siyasetin bir parçası haline getirdi.

Bir nevi ideolojik bağlamlı klasik siyaseti başarılarıyla kötürüm ederken, hep laf üreterek siyasette başarıyı yakalamış eski alışkanlık siyasetini yani ‘’ slogan siyaseti’’ Türk toplumuna teşhir ederek durumu idare etme tarz tipi siyaseti itibarsızlaştırdı.

Biri bu iktidarın ve Erdoğan’ın Türk toplumuna kazandırdığı en önemli şey nedir dese tek sözcükle ifade etmek istesem ‘’özgüven inşası’’ derim.

Türk toplumunun zihniyetini, fikir kodlarını dönüştürürken beraberinde muhalefetin bu güzergahtaki klasik siyaset algısını değiştirirken dönüşümüne alan açtı ve siyaset çıtasını çok daha yükseğe taşıyarak proje ve hizmet bazlı siyaset üretmeden bu hedefe ulaşılamayacağı algısını muhalefetin zorunlu alanı haline getirdi.

Ayrıca bunun yansımasını muhalefetin eski alışkanlıklarını yıkıp vatandaş odaklı düşünme, slogan değil proje ve hizmet siyaseti üretme paradigmasındaki değişikliklerinde göremesek de en azından buna zorlandıklarına tanık olduk.

Bu yazımızda siz saygıdeğer okurlarımız için geçmiş zaman olur ki diyerek içimizdeki uzaklardan  bugünlere dair bir fikir sörfü yapalım istedik.

 

 

 

 

 

 

 

Dönüşürken, dönüştürmek bir iddia işidir.

Zaman tünelinde geriye doğru otuz belki kırk yıl öncesine bir yolculukta dün ile bugünü mukayese ettiğinizde zamanla birlikte beklenti ve önceliklerin niteliğinde de bir değişim ve dönüşüm yaşandığını görürsünüz.

Misal,1980 öncesinde vatandaşın önceliği; evde siyah beyaz televizyon, sokaktan temin edebileceği ise gaz yağı, tüp, şeker, yağ kuyrukları idi. Devir stokçuların karaborsacıların devriydi. O dönemde siyaset, vatan sathında koalisyon ve iç çatışmalarla uğraşırken, yaşanan yönetsel yetersizlikler nedeniyle önceliği karaborsacılara rağmen vatandaşın yağ, şeker, tüp vb. gibi temel ihtiyaçlarını giderebilmekti.

Yanlış duymadınız. Siyaset 80 öncesinde bunlarla uğraşıyordu. Bugün bizlere tuhaf gelse de tüm bunlar dünün paradigması olarak bu ülkenin gerçekleriydi. Vatandaşı için tüm bunlar bugün sıradan görülse de karşılığı bildiğimiz nitelik tanımına uymayan o dönemin toplumsal öncelikleriydi. Derken bütün bunlar aşıldı. Öncelikle birlikte önceliğin niteliğinde de değişiklikler oldu.

Özal’lı yıllar gelip çattı.1983’te iktidara gelen ANAP, gelişiyle birlikte birçok şeyi değiştirdi dönüştürdü. Ülkede değişim rüzgarları yaşanmaya başladı. Gaz yağı, şeker, tüp ve yağ kuyrukları sıradanlaşıp temel ihtiyaçlar olarak yerine otururken öncelikli ihtiyaç olmaktan çıktı yerini dışa açılımla birlikte teknoloji transferleri üzerinden bilgisayarlar, renkli televizyonlar, cep telefonları aldı.

Özal’ın 1993’te ölümüyle birlikte Demirelli yılları yaşadık. Özal’la birlikte kısmen kırılan vesayet muamması Demirel’le birlikte yeniden gündemi işgal etmeye başladı. Ülke bu dönemlerde 28 Şubat’ı yaşadı. Yazılı ve görsel basın marifetiyle Ali Kalkancılar, Müslüm Gündüzler Fadime Şahinler kurgusu gündemiyle rejim tehlikesi bahane edilerek parti kapatma çabaları yoğunlaştı, ayyuka çıktı.

Bu dönemde Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in Refah-Yol hükümetine dönüşümlü olarak ekonomi profesörü Tansu Çiller’in başbakan olarak görevlendirilmesiyle birlikte ‘’ iki anahtar’’ vaadi vatandaşta büyük bir umut yarattı. İki anahtarla kastedilen ‘’ ev ve araba’’ idi.

Dönem kriz ve kaos dönemi olsa da öncelikler iki anahtar rüyası üzerinden nitelik değişikliğine evrilmişti. Artık çıta yükselmiş beklenti irtifa kaydetmişti.

Ancak ne var ki 1994’teki 5 Nisan kararları ile ülke, beklemediği bir şekilde bir devalüasyon yaşadı. Para pul oldu. Bankalardan alınan krediler faiz oranındaki artışa paralel yükseldi. Vatandaş aldığı krediyi ödeyemez hale geldi. Dövizle borçlananlar geri ödemelerini kat ve kat yüksek meblağlar üzerinden ödemek zorunda kaldılar.

Derken, 2000 yılında dönemin anayasa mahkemesi eski başkanı Ahmet Necdet Sezer’in cumhurbaşkanı seçilmesiyle Sezer dönemi başladı. Vesayetin dip noktasıydı bu dönem. Üçlü mutabakatla getirilen Sezer, üçlü koalisyon için ‘’ evdeki hesabın çarşıya uymadığı’’ bir atmosferi yaratmıştı. Anayasa kitapçığının merhum Ecevit’in suratına fırlatılması 2001 krizini doğurdu. Koalisyon krizin derinleştirdiği hasarla uğraşmaktan hükümet vatandaşa bir şeyler sunmada yetersiz kaldı. Dönemin sancılarıyla birlikte MHP lideri Devlet Bahçeli’nin çıkışı ile birlikte süreç 2002 seçimlerine evrildi.

Ve 3 Kasım 2002 seçimle sonuçları ile ülkemiz Ahmet Necdet Sezer’in cumhurbaşkanlığında AK Parti hükümetiyle tanıştı. İktidara gelişinin 3.ayında olağanüstü hali kaldırmasıyla değişimin sinyallerini vermişti bile.

Ancak siyasal doktrinlerinde önemli değişiklikler olsa da geçmişte Refah Partisi’nin yaşadığı vesayet koşullarının benzerlerini Ak Parti’de yaşadı. Askeri, Yargı ve bürokratik vesayet başta medya diğer vesayet odaklarıyla mücadele yönüyle bu alanı artık tehlike alanı olmaktan uzaklaştırırken beraberinde büyük dönüşüm ve değişimleri de ihmal etmedi.

Kabul edelim veya etmeyelim bir kırılma noktası yaratan iktidar partisi ülke milli geliri 2002’de 238 milyar dolar iken, tam 7 kat büyüterek bugün 1,6 trilyon dolara dayandı. İhracat 36 milyar dolar iken, bugün 275,8 milyar dolara ulaştı. Hazinenin döviz rezervi 8 kat arttı. Ulaşımda, sağlıkta, savunma sanayinde, sosyal politikalarda önemli mesafeler alındı. IMF’ye olan 23,3 milyar dolar borç 14 Mayıs 2013 tarihi itibarıyla bu dönemde ödendi.

Vesayetin ilk kırılmaya başlandığı 2007’den itibaren gelinen noktada Türkiye’nin bölgesel güç olması, kendi kararlarını alabilecek yetkinliğe tekamülü batıyı rahatsız etti. Dış ve iç operasyonlarla terörün belini kırması, başlarını dışarıya çıkartamayacak hale getirerek inlerine hapsetmesi, portatif terör örgütleriyle müdahaleye alışmış olan içimizdeki ve uluslararası güç odaklarını ambale etti.

Bugün geldiğimiz noktada tüm bunları neredeyse çeyrek asırda gerçekleştiren AK Parti ‘’ sıradanlığı’’ siyaset çöplüğüne hapsederken, özgüvene dayalı ‘’ sıra dışılığı’’ siyasetin bir parçası haline getirdi.

Bir nevi ideolojik bağlamlı klasik siyaseti başarılarıyla kötürüm ederken, hep laf üreterek siyasette başarıyı yakalamış eski alışkanlık siyasetini yani ‘’ slogan siyaseti’’ Türk toplumuna teşhir ederek durumu idare etme tarz tipi siyaseti itibarsızlaştırdı.

Biri bu iktidarın ve Erdoğan’ın Türk toplumuna kazandırdığı en önemli şey nedir dese tek sözcükle ifade etmek istesem ‘’özgüven inşası’’ derim.

Türk toplumunun zihniyetini, fikir kodlarını dönüştürürken beraberinde muhalefetin bu güzergahtaki klasik siyaset algısını değiştirirken dönüşümüne alan açtı ve siyaset çıtasını çok daha yükseğe taşıyarak proje ve hizmet bazlı siyaset üretmeden bu hedefe ulaşılamayacağı algısını muhalefetin zorunlu alanı haline getirdi.

Ayrıca bunun yansımasını muhalefetin eski alışkanlıklarını yıkıp vatandaş odaklı düşünme, slogan değil proje ve hizmet siyaseti üretme paradigmasındaki değişikliklerinde göremesek de en azından buna zorlandıklarına tanık olduk.

Bu yazımızda siz saygıdeğer okurlarımız için geçmiş zaman olur ki diyerek içimizdeki uzaklardan  bugünlere dair bir fikir sörfü yapalım istedik.

 

 

 

 

 

 

 

DİĞER YAZILARI Vizyon Üşümesi… 01-01-1970 03:00 Ben Kemal Geliyorum! 01-01-1970 03:00 Şeytanın Son Arzusu… 01-01-1970 03:00 Ruh Üşümesi… 01-01-1970 03:00 Son Tetikçisi… 01-01-1970 03:00 CHP, Mersin’de 7 Milletvekili Çıkartabilir mi? 01-01-1970 03:00 İnsanlık Düşmanı Bir İdeoloji ve Kavim:’’ Siyonizm ve İsrail’’ 01-01-1970 03:00 O Zaman İstifa Et, Siyasete Atıl! 01-01-1970 03:00 Siyonizm’in Örümcek Ağı… 01-01-1970 03:00 Sumud 01-01-1970 03:00 İslam NATO’su… 01-01-1970 03:00 ADALET ÜŞÜMESİ… 01-01-1970 03:00 Zihin İşgali ve İdrak Restorasyonu… 01-01-1970 03:00 Son Lokomotif 01-01-1970 03:00 ÇAKAL’IN, SIRTLAN TEDİRGİNLİĞİ… 01-01-1970 03:00 GAZZE’DE ÇOCUK OLMAK… 01-01-1970 03:00 AK Parti’nin Strateji Hatası… 01-01-1970 03:00 Kendine Yaslanan Dik Yürür! 01-01-1970 03:00 İstanbullu Can Derdinde Özgür Özel, Siyaset Derdinde… 01-01-1970 03:00 Bir Ahde Vefa Emekçisi: ‘’ Avukat Vekil Sibel Söylemez’’ 01-01-1970 03:00 BİR NESİL İNŞA ETMEK… 01-01-1970 03:00 Herkes Kendi Yüreğinde Yaşar Kendi Mevsimini 01-01-1970 03:00 Guguk Kuşu ve Dağbülbülünün Kaderi… 01-01-1970 03:00 TÜRK ASKERİ, KİMİN ASKERİ? 01-01-1970 03:00 YUSUF DİKEÇ VE DEVŞİRME KAFALAR… 01-01-1970 03:00 Toroslar Çiftçisi Kan Ağlıyor…  Ziraat Odası,  İl, İlçe Tarım Nerede ? 01-01-1970 03:00  ÜLKENİN MESELESİ: ‘’MESLEK LİSESİ’’  01-01-1970 03:00 VAROLUŞSAL TEHDİT: ‘’ DEMOGRAFİK FELAKET ‘’   01-01-1970 03:00 Sözde Solcularımız ve Entelektüel İkiyüzlülük 01-01-1970 03:00  GENÇLİĞE GÜVENELİM Mİ? 01-01-1970 03:00 ​​​​​​​“FREEDOM FOR PALESTİNE: ‘’ FİLİSTİN’E ÖZGÜRLÜK!’’ 01-01-1970 03:00 İNSAN OLMANIZ YETERLİDİR   01-01-1970 03:00 1 MAYIS KORKU BARİYERLERİ KALKMALI 01-01-1970 03:00  PRENS VE BEN 01-01-1970 03:00 AK PARTİ VE AVARA KASNAK SENDROMU 01-01-1970 03:00 AK PARTİ, RUH KAYBI  VE İHANET 01-01-1970 03:00 MERSİN NEDEN KAZANILAMADI? 01-01-1970 03:00 Mersin İçin Son Fırsat: ‘’ SERDAR SOYDAN’’ 01-01-1970 03:00 DERİNLERDEN GELEN BİR DİP DALGA 01-01-1970 03:00 BİR DÜNYA LİDERİNİ AĞIRLADIK… 01-01-1970 03:00  İYİ PARTİ’NİN CUMHUR İTTİFAKI JESTİ 01-01-1970 03:00 TOROSLARDA KİLİT PARTİ, ‘’ İYİ PARTİ’’ 01-01-1970 03:00 GELECEĞİ KURGULAYAN İKİ LİDER; ERDOĞAN VE BAHÇELİ 01-01-1970 03:00 KİBRİN PANZEHİRİ, ‘’TEVAZUDUR.’’ 01-01-1970 03:00 HOŞ GELDİNİZ BİLGE LİDER! 01-01-1970 03:00  AMPULÜN IŞIĞINDA ÜÇ HİLALİN FEYZ’İNDE… 01-01-1970 03:00 ARTIK (1) OLMA ZAMANI… 01-01-1970 03:00  KANIMIZ KURUSUN! 01-01-1970 03:00 İYİ PARTİDE NELER OLUYOR? 01-01-1970 03:00 GAZZE’NİN GÖZYAŞLARI 01-01-1970 03:00 BM’NİN BEYİN ÖLÜMÜ VE ERDOĞAN LİDERLİĞİ 01-01-1970 03:00 TERÖR DEVLETİ İSRAİL ! 01-01-1970 03:00 KOCAMAZ EFSANESİ GERİ Mİ DÖNÜYOR? 01-01-1970 03:00 HDP’NİN TOROSLARA AÇILMA STRATEJİSİ 01-01-1970 03:00 2024 MERSİN B. BELEDİYE SEÇİMLERİ VE ADAY KRİTERİ 01-01-1970 03:00 2024 YEREL SEÇİMLERİ VE KISA BİR SİYASAL ANALİZ 01-01-1970 03:00 MASKENİN AZİZLİĞİ 01-01-1970 03:00  TAPU SATIŞLARININ NOTERLERE DEVRİ VE YAŞANABİLECEK SORUNLAR 01-01-1970 03:00 GELECEĞE UZANMAK 01-01-1970 03:00 VİZYONER NESİL      01-01-1970 03:00 MERSİN BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ VE REZERV ARSA SORUNU 01-01-1970 03:00 YARINLARI KONUŞABİLMEK 01-01-1970 03:00 BEN  KEMAL! GİDİYORUM… 01-01-1970 03:00  İSTİKRARA OY VERİN! 01-01-1970 03:00 KANDİL, KILIÇDAROĞLU DEDİ… 01-01-1970 03:00 BÖLGESEL GÜÇTEN, KÜRESEL GÜCE… 01-01-1970 03:00 PKK, YENİDEN Mİ HORTLATILMAK İSTENİYOR? 01-01-1970 03:00  BİR YÖRÜK OĞLU: ‘’ ALİ KIRATLI’’ 01-01-1970 03:00 HDP’NİN VAGONLARI 01-01-1970 03:00 UÇMAK İSTİYORSAN KANATLARIN OLMALI 01-01-1970 03:00 NEDEN ERDOĞAN? 01-01-1970 03:00 2023 SEÇİMLERİ VE TÜRKİYE YÜZYILI VİZYONU 01-01-1970 03:00  ARTIK KANDİL’İN DE ADAYI 01-01-1970 03:00  YAVUZ AĞIRALİOĞLU NEDEN İSTİFA ETTİ? 01-01-1970 03:00 BÜYÜK DÖNÜŞÜM, KÜÇÜK MUHALEFET… 01-01-1970 03:00 MERSİN’İN VEKİL PROFİLİ NASIL OLMALI? 01-01-1970 03:00 TERÖRÜ SIRADANLAŞTIRMA SİYASETİ 01-01-1970 03:00   KILIÇDAROĞLU’NUN HDP İLE VALS’I 01-01-1970 03:00 LİDERLİK, BASİRET GEREKTİRİR! 01-01-1970 03:00 DEPREM, MERSİN BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ VE 1/5000’LİK PLANLAR 01-01-1970 03:00 ÜLKE, MÜTEAHHİT ÇÖPLÜĞÜ… 01-01-1970 03:00 CUMHURBAŞKANLIĞI HÜKÜMET SİSTEMİ  VE DOĞRU SANILAN YANLIŞLAR 01-01-1970 03:00 SUİKASTÇI 01-01-1970 03:00 SİYASAL VESAYET 01-01-1970 03:00 YAPARSA ERDOĞAN YAPAR! 01-01-1970 03:00 BÜYÜK DÖNÜŞÜME SAHİP ÇIKMAK 01-01-1970 03:00 ERDOĞAN’IN YANINDA DURMAK 01-01-1970 03:00 GARNİZON SİYASET 01-01-1970 03:00 MİLLİ HAYSİYET Mİ; POLİTİK HASSASİYET Mİ? 01-01-1970 03:00    HDP, MİLLİ SAVUNMA BAKANLIĞINI İSTERSE… 01-01-1970 03:00 BU BİR AŞK HİKAYESİ 01-01-1970 03:00 NE DİKTATÖR NE EZİK NE DE SÜNEPE- ( 2 ) 01-01-1970 03:00 NE DİKTATÖR NE EZİK NE DE SÜNEPE... (1) 01-01-1970 03:00 MODERN ÇAĞIN EDEBALİ’Sİ: ‘’ DR.DEVLET BAHÇELİ’’ 01-01-1970 03:00 VİRANELER ÇİÇEĞİ 01-01-1970 03:00 VİZYON İNŞA EDEN LİDRRLER: ‘’ ERDOĞAN VE BAHÇELİ’’ 01-01-1970 03:00 VATANDAŞ ERDOĞAN (1) 01-01-1970 03:00 ASKIDAKİ HAYALİM; ‘’MAVİ BARAKA’’ 01-01-1970 03:00 TOROSLARDAN YÜKSELEN BİR YILDIZ: ‘’ YÖRÜKOĞLU SELİM’’ 01-01-1970 03:00 2023’ÜN SEÇİM BAŞLIĞI: ‘’SURİYE’LİLER…’’ 01-01-1970 03:00 23 NİSAN, ATATÜRK VE VİZYONER LİDERLİK 01-01-1970 03:00 NEFRET LOCASI 01-01-1970 03:00 İYİ PARTİ’DE YAVUZ AĞIRALİOĞLU NEDEN GÖREVDEN ALINDI? 01-01-1970 03:00 BÜYÜK VİZYON BÜYÜK DÖNÜŞÜM 01-01-1970 03:00 İKİYÜZLÜ VE ONURSUZ 01-01-1970 03:00  CESARET  EDİN!.. 01-01-1970 03:00 HAYAL KURUN… 01-01-1970 03:00 MASKELİ BALO 01-01-1970 03:00 TOROSLARIN ÇOCUKLARI İÇİN BİR GELECEK VİZYONU: ‘’ MEGEV’’ 01-01-1970 03:00 DÜNÜ UNUTMADIK, YARINA HAZIRIZ 01-01-1970 03:00 ZAMAN DİK DURMA ZAMANI… 01-01-1970 03:00 TİMSAH SENDROMU 01-01-1970 03:00 ÇÖKTÜRÜLEMEYEN DİZ… 01-01-1970 03:00  SİYASETSİZLİK ÜZERİNE YENİ BİR SİYASET TARZI: ‘’AMORF  SİYASET’’ 01-01-1970 03:00 SIRTLANLARIN ÖZGÜRLÜĞÜ… 01-01-1970 03:00 BAŞKA ZİHİNLERİN ŞAKLABANLARI… 01-01-1970 03:00 HDP’Yİ  ROMANTİZE ÇABALARI… 01-01-1970 03:00 BM VE ERDOĞAN LİDERLİĞİ… 01-01-1970 03:00 VEDA… 01-01-1970 03:00 BİR VİCDAN PROJESİ: ‘’ GÖNÜL BAĞI’’ 01-01-1970 03:00       YÖRESEL KÜLTÜRLERİMİZ: ‘’ ÇERÇİCİLİK’’ 01-01-1970 03:00 CİĞERLERİNİZ YANSIN !.. 01-01-1970 03:00 KENDİNİZE  İNANIN 01-01-1970 03:00 BÜYÜK SIÇRAYIŞ… 01-01-1970 03:00 DRAM SENARİSTLERİ 01-01-1970 03:00 YAPAY ZEKA 01-01-1970 03:00 MİLLİ MESELE;  MİLLİ SİYASET 01-01-1970 03:00 NE İŞİN VAR OĞLUM BU SAATTE DUŞTA? 01-01-1970 03:00 İKNA RETORİĞİ 01-01-1970 03:00 İRADE,CESARET VE İNANÇ!.. 01-01-1970 03:00 ALGORİTOKRASİ YÜZYILI 01-01-1970 03:00 EZİK SİYASET 01-01-1970 03:00 SOYKIRIM YALANI VE GERÇEKLER… 01-01-1970 03:00 KANAL İSTANBUL, MONTRÖ VE GERÇEKLER… 01-01-1970 03:00 EGO'NUZU KONTROL EDEBİLİYOR MUSUNUZ? 01-01-1970 03:00 ANNE KÖSTEBEK VE BEYAZ PORTAKAL ÇİÇEĞİ… 01-01-1970 03:00 SIRADIŞI BİR BAŞKAN BİYOGROFİSİ: ' HALUK BOZDOĞAN' 01-01-1970 03:00 EKOLOJİK REKABET VE YENİ DÜNYA DÜZENİ 01-01-1970 03:00 TEŞEKKÜRLER BAŞKAN ATSIZ AFŞIN YILMAZ! 01-01-1970 03:00 DOĞAYI KATLETMEYİN! 01-01-1970 03:00 ENGEL; ZİHİNLERDEDİR… 01-01-1970 03:00 GEÇMİŞİN; SENİN REFERANSIN!.. 01-01-1970 03:00 RUHLARI ŞAD OLSUN! 01-01-1970 03:00 KARAKTER İNŞA ETMEK!.. 01-01-1970 03:00 BU BİR DEJAVU… 01-01-1970 03:00 BEŞİNCİ KOL 01-01-1970 03:00 BÜYÜK ÜLKE; BÜYÜK İDEAL… 01-01-1970 03:00 ARDIÇ KUŞUNU ÖLDÜRMEYİN! 01-01-1970 03:00 ÇÜRÜK TAHTA ÇİVİ TUTMAZ! 01-01-1970 03:00 ÇEYREK PORSİYON UMUTLARIM 01-01-1970 03:00 UYUYAN DEVİ UYANDIRDILAR 01-01-1970 03:00 YİĞİT SARSILIR; YERE YIKILMAZ! 01-01-1970 03:00 EMPERYALİZME KARŞI DİK DURMAK!.. 01-01-1970 03:00 SEVGİ, FEDAKÂRLIKTIR! 01-01-1970 03:00 ÇARMIHA GERDİĞİMİZ MİSTİK KAVRAM: 'EMPATİ' 01-01-1970 03:00 MİLLET BAHÇESİNE MERSİN'Lİ AHMET İSMİ YAKIŞIR… 01-01-1970 03:00 TURAN'A DOĞRU… 01-01-1970 03:00 TARİH VE KÜLTÜREL SAHİPSİZLİĞİN ADI: ' ÇANDIR KALESİ' 01-01-1970 03:00 TOROSLAR BELEDİYESİ'NDE YENİDEN YAPILANMA SÜRECİ (2) 01-01-1970 03:00 TOROSLAR BELEDİYESİ'NDE YENİDEN YAPILANMA SÜRECİ-1 01-01-1970 03:00 SESSİZ HIÇKIRIKLARIM… 01-01-1970 03:00 DOSTLUK, EMEK İSTER! 01-01-1970 03:00 ÖLÜM VE DOSTA VEDA 01-01-1970 03:00 KARAKTERLİ YALNIZLIK! 01-01-1970 03:00 EMPERYALİZM VE KONTROL EDEMEDİĞİ STRATEJİK AKIL 01-01-1970 03:00 YARIN ÇOK GEÇ OLABİLİR 01-01-1970 03:00 LOZAN, YUNAN ŞIMARIKLIĞI VE MUHALEFETİMİZ 01-01-1970 03:00 BAŞKA ZİHNİN DEKORİSTLERİ… 01-01-1970 03:00 BAŞARI, GAYRETE AŞIKTIR! 01-01-1970 03:00 ASKIDAKİ HAYALLERİM 01-01-1970 03:00 HİLAFET TARTIŞMASI… 01-01-1970 03:00 15 TEMMUZ MANİFESTOSU 01-01-1970 03:00 KLAVYE GLADYATÖRLERİ 01-01-1970 03:00 BAROLARIN DEMOKRASİ PARADOKSU 01-01-1970 03:00 ÖNEMLİ OLAN SİZSİNİZ! 01-01-1970 03:00 MERSİN BÜYÜKŞEHİR İÇİN EMSAL OLABİLİR Mİ? 01-01-1970 03:00 AYASOFYA, NEDEN CAMİYE DÖNÜŞTÜRÜLMELİDİR? 01-01-1970 03:00 VİZYON ÜRETMEK 01-01-1970 03:00 YALANA DEVAM EDİN! 01-01-1970 03:00 SORGULAYAN NESİL 01-01-1970 03:00 POTANSİYEL BUDAMASI 01-01-1970 03:00 BAŞKAN GÜLTAK!.. 01-01-1970 03:00 ELİNİZİ PATLATINCAYA KADAR ALKIŞLAYIN! 01-01-1970 03:00 LİDERLİK; ÖNGÖREBİLMEKTİR! 01-01-1970 03:00 Adı Cemile 01-01-1970 03:00 Öldürmeyen, Güçlendirir! 01-01-1970 03:00 Kelebek Etkisi Ve Göz Yaşlarımız 01-01-1970 03:00 Sadece Alkışlayalım mı? 01-01-1970 03:00 Harabeler Çiçeği 01-01-1970 03:00 Bir Kültür Vizyonu: 'Ayyder' 01-01-1970 03:00 Kan Kusacağız… 01-01-1970 03:00 Cahil Cesareti 01-01-1970 03:00 Politik amaç mı ; Politik ahlak mı ? 01-01-1970 03:00 Ülkem Gibi Gözü Yaşlı; Ülkem Gibi Yorgunum 01-01-1970 03:00 Tebessümün Feryadı 01-01-1970 03:00 Toroslar'dan Yörük Hasan 01-01-1970 03:00 Kanal İstanbul, Ufuk Körlüğü Ve Muhalefet 01-01-1970 03:00 İdrak Sorunu Ve Kavrayış Gecikmesi 01-01-1970 03:00 Bu kez başaramayacaksınız! 01-01-1970 03:00 Olmaz! Olamaz Derken Buda Oldu!.. 01-01-1970 03:00 TKGM'den Sıradışı Bir Yapılanma; ' Yurt Dışı Tapu İşlemleri' 01-01-1970 03:00 Vicdan Üşümesi Mi; Vizyon Üşümesi Mi? 01-01-1970 03:00 Sözcüklerin İsyanı 01-01-1970 03:00 BİR EĞİTİM POLİTİKAMIZ VARMI? 01-01-1970 03:00 Başvuru için artık tapu dairelerine gitmenize gerek yok! 01-01-1970 03:00 10 KASIM VE ATATÜRK'E MEKTUP 01-01-1970 03:00 DİREN VE VAZGEÇME! 01-01-1970 03:00 LİDER OLUNMAZ; LİDER DOĞULUR! 01-01-1970 03:00 Toroslar Kent Konseyi büyük işlere imza atıyor 01-01-1970 03:00 Rüştünüzü ispattan başka çareniz yok Başkan Gültak! Bağlantı 01-01-1970 03:00 Liderlik sorunu, politik çiştenlik ve muhalefet 01-01-1970 03:00 Doktor robot, lütfen ameliyathaneye!.. 01-01-1970 03:00 ​​​​​​​İnsanlık Düşmanı Bir İdeoloji ve Kavim:’’ Siyonizm ve İsrail’’ 01-01-1970 03:00