Vahap Seçer Nereye Koşuyor?

Politikada başarı, iktidar-muhalefet terazisinde fikirlerin eylem pratiklerine altlık oluşturmasıyla şekillenen hizmet kalibresi ile ölçülür.

İnsana hizmeti esas alan fikri kalibrenin uygulanabilir etki gücü ve kapasitesi, muhalefet partilerinin gelecek iktidarı için hedef aracıdır hatta iktidar değişimlerinin temel belirleyicisidir.

Gelinen noktada muhalefetten özellikle ana muhalefetten beklenti bu olması gerekirken CHP perspektifinden geriye dönüp son birkaç yıldır gelinen düzleme bakıldığında hem siyasi hem de toplumsal ahlakta derin yaralar açacak bir yozlaşma girdabına hapsolunduğunu görüyor, ülkemiz adına bu durumdan üzüntü duyuyoruz.

Mahkeme dosyalarındaki iddialara bakıldığında cinsel istismar, iskân ve ruhsat verme karşılığında rüşvet talebi veya belediye başkanlığı adaylığı karşılığında dönen akçeli işlerin ortaya savrulup ayyuka çıktığı iç içe geçmiş girift bir yozlaşmalar yumağına tanıklık ediyoruz.

Geldiğimiz noktada CHP’den ayrılıp YENİ Parti kuruluncaya kadar ortalığa saçılan hemen her pisliği halının altına süpürmeye alışmış bir Özel-İmamoğlu ekibi diğer tarafta ise halı altına süpürülen pisliği, sırtındaki hançerlerle temizlemeye çalışan ve şaibeli olduğu mahkeme kararıyla tescil edilmiş bir kurultayın ardından partinin başına yeniden dönen Kılıçdaroğlu ve ekibi ile karşı karşıyayız.

İşin ilginç tarafı Özgür Özel ve etrafındaki kalabalıkların, partiden ayrılana kadar bu ülkeye yaşatılanlar karşısından hiçbir şey olmamış gibi davranmaları bunu olağan görmeleri olumlu-olumsuz her koşulda kendilerine siper ettikleri Atatürk’ün aziz hatırası karşısında 103 yıllık CHP’yi, bu yaşatılanlar karşısında partinin içine düştüğü bu yozlaşma siyasetini sorgulamıyor olmalarıdır.

Ve sonunda ‘’doku reddi’’ gelişti bünyesi bunu kabul etmeyen CHP’den mitozlanarak bölünen YENİ Parti, Türk siyasal tarihinin en genç partisi olarak siyasetteki yerini alırken 91 milletvekili CHP’den ayrılarak YENİ Parti’ye geçti.

Belediye başkanları özellikle Büyükşehir belediye başkanları ne yapacak nerede kimin yanında duracak tavırları muğlak iken ilk açılışı Adana’da Zeydan Karalar yaptı. Aslında akla ilk gelen isimlerin başında hem Türkiye Belediyeler Birliği hem de MBB Başkanı Vahap Seçer’di. Mersin ne yapacak nerede kimin yanında duracak tavrı belirsizliğini korurken CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun da davet üzerine katılım sağladığı ‘’ 2’nci Kardeş Göçerler Yörük Etkinliğinde’’ Vahap Seçer son noktayı koydu.

MBB Başkanı Vahap Seçer konuşmasında CHP’nin kadim tarihine atıf yaparak ‘’Mustafa Kemal’in yolundayız, CHP’li olmaktan övünç duyuyoruz ve bugüne kadarki her şeyimizi bu partiye borçluyuz’’ ifadeleriyle partiye olan ahde vefasını haykırırken tarafını da netleştirmiş oldu.

Bu ifadelerinin ardından akıllara şu soru geldi:’’ Vahap Seçer nereye koşuyor?’’

‘’Siyasi intihar mı ediyor yoksa siyasi irtifa mı kaydediyor?’’

Aslında politikanın bir siyasal araç olma kimliği üzerinden birçok tanımı vardır.

Kimilerine göre siyaset, yönetim ve kişisel yetkinlikleri içeren bir liyakat bir donanım alanıdır ve bu alanı ahlaki değerleri de esas alan ‘’ hizmet’’ alanı üzerinden ifade eder.

Kimileri ise oportünizm üzerinden fırsatçılık beklentisi ile ‘’çıkar’’ alanı üzerinden konsolide eder.

Bu yüzden dürüst ve ahlaklı siyasete, donanım, birikim ve bu meziyetlerle birlikte gelecek tasavvuru klişesi üzerinden geçmişi ve bugünü harmanlayarak yarınlara dönük güncellemeler içeren yetkinlik ve yeteneklerin etkinlik sahasıdır da desek yanılmış olmayız.

İşte politikayı da gerçek anlamda bu ölçeklik kıymetlendirir.

Dolayısıyla demokratik enstrümanların en vazgeçilmezlerinden olan siyaset; sorunların, güçlüklerin aşılmasında, yeni ihtiyaçların belirlenmesinde ve gelişmesinde, bugünü ve geleceğe dair yönetme becerilerinin gelişiminde başvurulacak yegâne alandır da diyebiliriz.

Siyaset insan odaklı yapıldığı için içi kof bir derinliği olmayan köhne sloganlarla, iddiası ve idealleri olmayan fikirleri gayri ahlaki politikalarla beslerseniz uzun soluklu siyasetin koşucusu olamazsınız.

Tamda burada Vahap Seçer, hemen her kesimce kabul gören makul belediye başkanı sıfatıyla önce ‘’ahlaki’’ sonra ise ‘’ahde vefayı’’ öne alan önceleyen şehremini kimliğiyle kendi geleceği için doğru olanı yaptığını düşünenlerdenim.

Zira gelinen noktada savunduğum tez iktidar siyasetine yönelik alternatif bir siyasi proje ortaya koyamayan hatta kirli siyasete alan açan dünün CHP’sinin genel başkanı Özgür Özel ile yarınların siyaseti için YENİ Parti logosu altında peşinden koşulabilecek Özgür Özel’in, ülke geleceğine yönelik bir umut bir gelecek beklentisi yaratabilmesini mümkün görmediğimi ifade etmek istiyorum.

İşte burada MBB Başkanı Sayın Vahap Seçer akıllı bir siyasetçi olarak tüm bunları analiz etmiş olmasının getirdiği yük hafifliği ile kararını netleştirirken 2029’a yönelik başarı umudunu geçen yedi yıllık vatandaş odaklı rezerv birikimine bağlamış olduğunu görebilmek gerekiyor.

Sayın Seçer’in, 2029 için başarılı olamasa da 2029 sonrası CHP genel merkezinin önemli müdavimlerinden biri olabileceği hatta genel başkanlığa oynayabileceği unutulmamalıdır.

Tabi burada YENİ Parti’nin 2028 seçimleri ile daha da belirginleşecek gelecek akıbeti de CHP ile birlikte Vahap Seçer’in akıbetinin belirlenmesinde önemli bir rol üstleneceği ortadadır.

YENİ Parti’nin kurulup gitmek isteyenlerin partiden ayrılmasıyla safralarından arınan CHP, bugün temiz bir siyaset için ciddi bir yüzleşmeyle karşı karşıyadır.

Ya şu an anatomisine uyarlayacağı yeni ‘’ temiz siyaset’’ tarzıyla '' milli siyaseti de'' sırtlanarak kendine yeni bir yol açacak ya da çürümüş bünyesine metastaz atmış eski doku lezyonlarıyla kendi akıbetini kendisi bekleyecek. 2029 yerel seçimlerine kadar CHP’nin olağan kurultay ile belirginleşecek genel başkanlık seçim sonuçları ile gerek Kılıçdaroğlu ile gerekse Kılıçdaroğlu’suz Seçer’in de akıbetini belirleyecek.

Her şeyin su gibi hızla akıp gittiği düşünüldüğünde aldığımız her nefesi sürekli hesaplamakla meşgul olan zamanın, kimilerini nerelere hangi konuma getireceğini ölmez sağ kalırsak hep birlikte şahitlik edeceğiz.