AK Parti ve Erdoğan Mucizesi…

AK Parti siyasette 25, iktidarda ise 24 yılını dün coşkulu bir şekilde kutladı.

Kolay değil çeyrek asırdır iktidarda kalabilmek hem de kesintisiz bir iktidar serüveni yaşamak.

Siyaset, siyaset için değil, siyaset halk için hizmet için yapılır. Halk için yapılmayan insan için bir şeyler üretmeyen siyasetin bir karşılığı yoktur.

Çünkü demokratik teamüllerle iktidara meşruiyet kazandırmanın hizmete açılan kapısıdır siyaset…

Geriye dönüp geçen yarım asırlık iktidar serüvenine baktığımızsa bunun AK Parti pratiğinde nasıl realize edildiğini görebilirsiniz.

Zira AK Parti, 14 Ağustos 2001’de kuruluşunu ilan ettiğinde neredeyse yarım asırdır iktidara matuf olabileceğini, oyunu sürekli arttıracağını kim düşünebilirdi?

Siyasi koşullar uygundu ancak daha önce de benzer koşullar oluşmasına rağmen hiçbir siyasi parti bu kesintisiz sürekliliği sağlayamamıştı.

Bazıları zaman içinde bünyede oluşabilecek ‘’siyasal otofaji ‘’ ile kendi kendini yiyip bitirerek ANAP veya DYP misali yok olacağını düşünse de bunun böyle olmadığını birkaç seçim geçirdikten sonra anlamış oldu.

Peki neydi sürekli güçlenerek büyüyen büyüdükçe daha fazlasını isteyen bu siyasi atraksiyonun sırrı?

Öncelikle belirtmem gerekir ki bunun en büyük sırrı iktidarda olmasına rağmen sanki ‘’iktidarda değil de muhalefetteymiş’’ gibi davranması…

Siyasetin olmazsa olmazıdır geçmişi kötülemek! Mesela geçmiş siyaseti, siyasi partileri veya siyasetçileri eleştirirsin…

Bürokratik oligarşi üzerinden kurumları eleştirirsin…

Vesayetçi hukuk anlayışı üzerinden yargıyı eleştirirsin…

Askeri vesayet üzerinden askeri eleştirirsin…

Ancak sırf geçmişi kötüleyerek alabileceğin sonuç bir yere kadardır.

AK Parti’de iktidara geldikten sonra bunların hepsini yaptı. Birçoğunda da haklıydı.

Ancak süreklilik gerektiren bir başarı için sadece eleştirmek yetmez.

Mesela, yakıtı kısıtlı bir aracı bir yere kadar götürebilirsin. Eğer depoyu doldurmazsan çeşitli bakım stratejileriyle bakımını güncellemezsen araç artık bir yere geldiğinde hareket edemez hale gelir.

Politikada da böyledir. Rezervini değişik kazanımlarla güçlendirmezsen siyasetçi olarak varlığın kısa vadeli olur.

İşte AK Parti’nin yaptığı da buydu. Eksik kaldığı konularda kendini eleştirme pahasına bunu gördü eksiklerini önceledi. Yani pisliği halının altına süpürmedi.

Ayrıca Cumhurbaşkanı Erdoğan AK Parti’nin lideri olarak İstanbul Belediye Başkanlığı döneminde alışkanlık haline getirdiği kamuoyunun nabzını tutmak ve eksikleri görmek adına anket tekniğini ilk kullanan belediye başkanı olması başarının diğer sırrı olduğunu unutmamak gerekiyor.

Bunu 14 Ağustos 2001’de kurulduktan 15 ay sonra 3 Kasım 2002’de iktidara geldikten sonra da devam ettirdi. Üstelik birkaç anket şirketine birden anket yaptırdıktan sonra bu sonuçların aritmetik ortalamasını alarak hata ve eksikleri bu şekilde tanımladı ve buna yönelik önlemleri alıp yaklaşık 24 yıl iktidarda kalarak kırılması bir rekora imza attı. Bunları yaparken de doğal olarak karşısında ne muhalefet edecek siyasi parti kaldı ne de kendini kısıtlayacak vesayet odaklı kurumlar…

Tuhaf olanı muhalefette, kendisine muhalefet edecek bir parti kalmamasına rağmen kendi kendine muhalefet yaparak kendi kendine rakip oldu. Başarısız olduğu alanlarda kendi kendini eleştirdiği gibi bu eleştirinin gereklerini yerine getirdi. Belki de bu ilktir siyasal tarihimizde…

Bakanlar, belediye başkanları başarısız olduğunda alınıyor yerine yenileri getiriliyor. Ve giden bakanlar, belediye başkanların istisnalar dışında hareketten kopmadıkları gibi sadakatlerini devam ettiriyorlar.

Elbette bu başarıya partinin Lideri Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kişisel meziyetleri ve engin siyasi tecrübesinde bunun payının oldukça yüksek olduğunu görebilmek gerekiyor.

Ayrıca siyaset bilimci olmasa da siyasetin kitabını yazacak kadar bir engin tecrübe ve birikime sahip olması, Silik ve sünepe devlet adamı anlayışından farklı bir profil çizmesi,

Reel politiği halka rağmen halk için(!) yaptığını söyleyenlerin tersine siyaseti siyaset için değil, siyaseti gerçek manada yapmacıksız halk için yapması, ciddi bir ‘’duygusal zekaya’’ sahip olan Erdoğan, halkın nabzını iyi tutarak halkın beklentilerini kendinde bulmalarını sağlaması…

Hele bir de ülke için yaptıklarınız dışında dışarıda söyleyecek bir sözünüz varsa bölgenizde ve uluslararası ölçekte saygı duyulan bir kişilik kazanmışsanız 2023 seçimlerinde olduğu gibi ekonomi kötü de olsa güven veren şahsiyetinizle her şeyin idrakinde olan halk koşulsuz size inanması ve tabi olması kaçınılmaz olacaktır.

Hele bir de elinizin altında bir gelecek vizyonu ortaya koyamayan kendini yönetemeyen bir muhalefet varsa başarının devamı için koşullar ayağınıza gelmiş demektir. İşte AK Parti mucizesinin başarı sırrını tamda buralarda aramak gerekiyor.

Kısacası, tam halkın istediği realist bir politik anlayışı benimseyen Lider Erdoğan’ın kişisel özellikleri ve kurucusu olduğu AK Parti’nin gerektiğinde kendi kendine muhalefet yapması AK Parti’nin yaklaşık 24 yıllık iktidarında öne çıkan en önemli sebeptir.

En kötü koşullarda bile kendine özgü yeni koşullarla iktidarını devam ettirebilen Erdoğan, kabul edelim veya etmeyelim 2027 Ekim -Kasım’ın da belki 2028 Nisan’ın da yapılması muhtemel seçimlerde yeniden aday olması ve kazanması muhalefetin içine düştüğü girdap düşünüldüğünde artık bir olasılık olmaktan çıkmış realize edilmeye elverişli bir sürece dönüşmüştür.