Milletvekilliği Bir Fırsat Kapısı mıdır

Bu ülkede siyasetin ''meslek'' olarak algılanmasının nedeni, bir ''kazanç'' kapısı görülmesi, fırsatlar penceresine kapı aralıyor olmasından kaynaklanmaktadır.

Toplumumuzun bu kadar politize olmasının veya siyasete bu kadar anlam yüklenmesinin gerisinde; siyasi mecranın bir kazanç kapısı görülmesi fırsatlar penceresine kapı aralıyor olması, kaz gelecek yerden tavuk esirgenmez klişesinin benliğimizdeki izdüşümünün dışa yansıması, bu alana toplum olarak gereğinden fazla değer yüklenmesi gelmektedir.

Aslında bunun gerisinde bir ''siyasal kültür'' yansıması sorunu olduğunun bilinmesi gerekiyor.

Peki siyasal kültür nedir sorusuna verilecek cevap; sosyal, kültürel, ekonomik olarak tüm edinilmiş yaşamsal edinim enstrümanların kişi ve toplumlara göre farklılık gösteren tercihlerinin siyasal mecraya yansıması olarak ifade edilir.

Toplumlar siyaseti, yaşam boyu edindikleri kültür çerçevesinde tanımlarlar.

Her siyasetçi günün birinde belediye başkanı, milletvekili veya partide üst görevde yer almak ister. Dolayısıyla bir milletvekili Ankara'yı hedeflediği için partilerin genel merkezinde kendisini öne çıkartacak ve referans olacak bir genel merkez yöneticisi sondajlama peşinde koşarken, bizlerde bu toplumun birer bireyleri olarak Ankara'da kendimizin veya bir yakınımızın işimizi görecek milletvekilleri peşinde koşarız. Günün sonunda hem toplum hem de vekiller olarak her iki tarafta kendi menfaat endeksleri üzerinden siyasi mecrayı önemli bir menfaat merkezi haline dönüştürür. Yani alan memnun satan memnun bir çerçi -müşteri misali siyasetin kendi çıkar döngüsü kendi mecrasında yaşamaya devam eder.

Oysa Batı demokrasilerinin temelini oluşturan Anglosakson siyasal kültürü ile doğu siyasal kültürünü oluşturan oryantalist siyasal kültür arasında siyasetten ne anlanılması veya ne algılanması gerektiği yönünde diyalektik farklar mevcuttur.

Örneğin...

*Batı demokrasilerinde siyaset, ülkeyi yönetmede geçici “bir araç” olarak görülürken, ülkemizde ne kadar eski ve cambaz olursanız kişisel geleceğinizin garanti alınmasına araç olacak “ehil meslek” bir olarak algılanmaktadır.

*Batı demokrasilerinde politika gerektiğinde yukarıda bahsettiğim çerçevede halkın refahını önceleyen bunun içinde halk ile devleti aynı potada eriten bir “uzlaşı sanatı” olarak tasvir edilirken ülkemizin de içinde bulunduğu coğrafyada imkanların önüne geldiğinde kullanılması gereken, statünün sunduğu bir kazanç kapısı bir “fırsatlar” penceresi olarak algılanmaktadır.

*Batı demokrasilerinde politika; sosyal, kültürel ve ekonomik hakların siyaset yöntemiyle sunulduğu” zorunlu alan” iken, ülkemiz de liderlerin emir ve taleplerinin eksiksiz yerine getirilmesi gereken bir mecra olduğu yoksa bir daha siyasette hiçbir şansının olamayacağı ancak liderlerin sunduğu bir “lütuf” alanı olarak algılanmaktadır.

Batı'da özellikle Avrupa ülkelerinde parlamentoda temsil görevi üstlenen milletvekilleri, milletvekilliği için kentleri yönetecek belediye başkanları, belediye başkanlığı için milyonlarca avroluk adaylık rüşveti vermesi gerekmiyor. Yetkinlik ve liyakatiniz birazda hevesiniz varsa aday olup çok paralar harcamadan milletvekili veya belediye başkanı olmanız mümkündür. Zira o makama aday olup seçilecek milletvekilinin gayri meşru işlere girme düşüncesi veya belediye başkanının belediye bütçesini kendi siyasi geleceği için kullanma ahlaksızlığı aklının ucundan geçmez.

Misal Avrupa'nın en önemli ve en büyük ülkesi Almanya'yı örnek alırsak genellikle tek dönem yani 4-5 yıl milletvekilliği yapmak doğrudan yüksek ve ömür boyu süren bir emeklilik için yeterli değildir. Emeklilik hakkı kazanmak için 65 yaş sınırına ulaşmak ve en az iki veya üç dönem görev yapmak ya da prim ödemek gerekiyor. Almanya'da milletvekili olarak kalma süresine göre emekli maaşı 2.000-4.000 Euro arasında bir yerdedir. Türk parasıyla ortalama 174 bin liradır. Oysa Almanya'nın milli geliri 5,45 trilyon ABD dolarıdır. Ayrıca hem milletvekili emekli maaşı hem de milletvekili maaşı yani aynı anda iki maaş almak mümkün değildir. Böyle durumlarda bir maaşı tercih etmek zorundadırlar. Türkiye'nin milli geliri ise 1,6 trilyon ABD dolar olduğu düşünüldüğünde Almanya'nın milli geliri tam 3,5 kat daha fazla olduğu ortada olduğuna göre varın kıyaslamayı siz yapın.

İşte bu gibi sebeplerden dolayıdır ki özellikle Avrupa siyasetinde siyasete ilgi çok az olduğu için ve bir rant aracı görülmemesi nedeniyle ayrıca her şeyin liyakate göre işlediği düşünüldüğünde siyasete katılma davranışı en yüksek olduğu dönemde bile yüzde 45'i geçmediği gibi normal koşullarda yerine göre yüzde 35’lere kadar düşebilmektedir. Bizde ise siyasal katılma davranışı son 2023 genel seçimleri düşünüldüğünde bu oran yüzde 86 yani Avrupa siyasetinin 2 katıdır.

Bu ne demek biliyor musunuz?

Siyaset, bir kazanç ve fırsat kapısı olmanın yanı sıra seçilebilmek için her türlü entrikaya hazır olunması gereken kıyasıya bir rağbet ve rekabet alanı olması demektir.

Bizdeki gibi bir fırsat kapısı görülen siyasetin sonucu olarak siyaset, belirli hiyerarşi noktalarında bir zümre tekeli oluşturmakta ister yerel ister genel siyaset olsun bir yerleri hedeflemek için istisnalar dışında sizi ateşleyecek güçlü bir sermaye yapısına ve tepeden sizi işaret edecek güçlü referans merkezlerine sahip olmanız gerekmektedir.

Hadi amacınıza ulaştınız 18 yaşında milletvekili oldunuz, 2 yıl bu statüyü korudunuz yaşınız 20 oldu ve bir seçim yenilenmesi kararı alındı ve bir daha seçilememişseniz 20 yaşında milletvekilliğinden emekli olmuş birisi olarak ömrünüz boyunca belki 60- 70 yıl yani takdir edilen ömür nispetinde emekli maaşı alacaksınız demektir. Örneğin 2026 Temmuz artışı ile 201,677 ile her yıl güncellenecek emekli maaşınız ile ömür boyu emeklisiniz. Eğer seçim yenilenmesi ile bir de seçime yeniden girip seçilmişseniz, emekli maaşınız yanında yeni göreviniz dolayısıyla 310 bin TL ilave milletvekili maaşı ile maaşınız toplamda 500 binin üzerine geliyor ki şu enflasyon ortamında son düzenlemeyle 23 bin 550 TL’lik en düşük emekli maaşı karşısında bu konjonktür akla ziyan bir yaşam standardı değil midir?

Halk, asil; milletvekilleri vekil ise parlamentoda halkın temsilcileri olan milletvekilleri ile halk arasında bu kadar yaşam standardı bu kadar konfor uçurumunun olması adil midir?

İşte bunun içindir ki milletvekillerinin emeklilik yasası güncellenmeli, milletvekillerinin emeklilik maaşları yeniden düzenlenmeli emekli olup yeniden seçilen milletvekilleri emekli maaşlarından feragat ederek görevde oldukları maaşı almalı ifade ettiğim gibi buna yönelik bir yasal düzenleme getirilmelidir.

Halk bu kadar zor durumdayken ikinci kez seçilen milletvekilleri hak ettiklerini düşündükleri emekli maaşları kadar hazineye irat kaydettirmeleri daha ahlaki veya daha vicdanidir.

Bu ülkede herkes fedakârlık yapıyorsa bir eli yağda bir eli balda olan iki maaşlı milletvekillerinin de ülkesi için bir fedakârlık yapmaları, maaşlarından birini devlete bırakmaları daha ahlaki değil midir?

Kanun yapıcılara buradan sesleniyorum. Bu durumu düzeltmek için daha neyi kimi bekliyoruz?

 

Bu ülkede siyasetin ''meslek'' olarak algılanmasının nedeni, bir ''kazanç'' kapısı görülmesi, fırsatlar penceresine kapı aralıyor olmasından kaynaklanmaktadır.

Toplumumuzun bu kadar politize olmasının veya siyasete bu kadar anlam yüklenmesinin gerisinde; siyasi mecranın bir kazanç kapısı görülmesi fırsatlar penceresine kapı aralıyor olması, kaz gelecek yerden tavuk esirgenmez klişesinin benliğimizdeki izdüşümünün dışa yansıması, bu alana toplum olarak gereğinden fazla değer yüklenmesi gelmektedir.

Aslında bunun gerisinde bir ''siyasal kültür'' yansıması sorunu olduğunun bilinmesi gerekiyor.

Peki siyasal kültür nedir sorusuna verilecek cevap; sosyal, kültürel, ekonomik olarak tüm edinilmiş yaşamsal edinim enstrümanların kişi ve toplumlara göre farklılık gösteren tercihlerinin siyasal mecraya yansıması olarak ifade edilir.

Toplumlar siyaseti, yaşam boyu edindikleri kültür çerçevesinde tanımlarlar.

Her siyasetçi günün birinde belediye başkanı, milletvekili veya partide üst görevde yer almak ister. Dolayısıyla bir milletvekili Ankara'yı hedeflediği için partilerin genel merkezinde kendisini öne çıkartacak ve referans olacak bir genel merkez yöneticisi sondajlama peşinde koşarken, bizlerde bu toplumun birer bireyleri olarak Ankara'da kendimizin veya bir yakınımızın işimizi görecek milletvekilleri peşinde koşarız. Günün sonunda hem toplum hem de vekiller olarak her iki tarafta kendi menfaat endeksleri üzerinden siyasi mecrayı önemli bir menfaat merkezi haline dönüştürür. Yani alan memnun satan memnun bir çerçi -müşteri misali siyasetin kendi çıkar döngüsü kendi mecrasında yaşamaya devam eder.

Oysa Batı demokrasilerinin temelini oluşturan Anglosakson siyasal kültürü ile doğu siyasal kültürünü oluşturan oryantalist siyasal kültür arasında siyasetten ne anlanılması veya ne algılanması gerektiği yönünde diyalektik farklar mevcuttur.

Örneğin...

*Batı demokrasilerinde siyaset, ülkeyi yönetmede geçici “bir araç” olarak görülürken, ülkemizde ne kadar eski ve cambaz olursanız kişisel geleceğinizin garanti alınmasına araç olacak “ehil meslek” bir olarak algılanmaktadır.

*Batı demokrasilerinde politika gerektiğinde yukarıda bahsettiğim çerçevede halkın refahını önceleyen bunun içinde halk ile devleti aynı potada eriten bir “uzlaşı sanatı” olarak tasvir edilirken ülkemizin de içinde bulunduğu coğrafyada imkanların önüne geldiğinde kullanılması gereken, statünün sunduğu bir kazanç kapısı bir “fırsatlar” penceresi olarak algılanmaktadır.

*Batı demokrasilerinde politika; sosyal, kültürel ve ekonomik hakların siyaset yöntemiyle sunulduğu” zorunlu alan” iken, ülkemiz de liderlerin emir ve taleplerinin eksiksiz yerine getirilmesi gereken bir mecra olduğu yoksa bir daha siyasette hiçbir şansının olamayacağı ancak liderlerin sunduğu bir “lütuf” alanı olarak algılanmaktadır.

Batı'da özellikle Avrupa ülkelerinde parlamentoda temsil görevi üstlenen milletvekilleri, milletvekilliği için kentleri yönetecek belediye başkanları, belediye başkanlığı için milyonlarca avroluk adaylık rüşveti vermesi gerekmiyor. Yetkinlik ve liyakatiniz birazda hevesiniz varsa aday olup çok paralar harcamadan milletvekili veya belediye başkanı olmanız mümkündür. Zira o makama aday olup seçilecek milletvekilinin gayri meşru işlere girme düşüncesi veya belediye başkanının belediye bütçesini kendi siyasi geleceği için kullanma ahlaksızlığı aklının ucundan geçmez.

Misal Avrupa'nın en önemli ve en büyük ülkesi Almanya'yı örnek alırsak genellikle tek dönem yani 4-5 yıl milletvekilliği yapmak doğrudan yüksek ve ömür boyu süren bir emeklilik için yeterli değildir. Emeklilik hakkı kazanmak için 65 yaş sınırına ulaşmak ve en az iki veya üç dönem görev yapmak ya da prim ödemek gerekiyor. Almanya'da milletvekili olarak kalma süresine göre emekli maaşı 2.000-4.000 Euro arasında bir yerdedir. Türk parasıyla ortalama 174 bin liradır. Oysa Almanya'nın milli geliri 5,45 trilyon ABD dolarıdır. Ayrıca hem milletvekili emekli maaşı hem de milletvekili maaşı yani aynı anda iki maaş almak mümkün değildir. Böyle durumlarda bir maaşı tercih etmek zorundadırlar. Türkiye'nin milli geliri ise 1,6 trilyon ABD dolar olduğu düşünüldüğünde Almanya'nın milli geliri tam 3,5 kat daha fazla olduğu ortada olduğuna göre varın kıyaslamayı siz yapın.

İşte bu gibi sebeplerden dolayıdır ki özellikle Avrupa siyasetinde siyasete ilgi çok az olduğu için ve bir rant aracı görülmemesi nedeniyle ayrıca her şeyin liyakate göre işlediği düşünüldüğünde siyasete katılma davranışı en yüksek olduğu dönemde bile yüzde 45'i geçmediği gibi normal koşullarda yerine göre yüzde 35’lere kadar düşebilmektedir. Bizde ise siyasal katılma davranışı son 2023 genel seçimleri düşünüldüğünde bu oran yüzde 86 yani Avrupa siyasetinin 2 katıdır.

Bu ne demek biliyor musunuz?

Siyaset, bir kazanç ve fırsat kapısı olmanın yanı sıra seçilebilmek için her türlü entrikaya hazır olunması gereken kıyasıya bir rağbet ve rekabet alanı olması demektir.

Bizdeki gibi bir fırsat kapısı görülen siyasetin sonucu olarak siyaset, belirli hiyerarşi noktalarında bir zümre tekeli oluşturmakta ister yerel ister genel siyaset olsun bir yerleri hedeflemek için istisnalar dışında sizi ateşleyecek güçlü bir sermaye yapısına ve tepeden sizi işaret edecek güçlü referans merkezlerine sahip olmanız gerekmektedir.

Hadi amacınıza ulaştınız 18 yaşında milletvekili oldunuz, 2 yıl bu statüyü korudunuz yaşınız 20 oldu ve bir seçim yenilenmesi kararı alındı ve bir daha seçilememişseniz 20 yaşında milletvekilliğinden emekli olmuş birisi olarak ömrünüz boyunca belki 60- 70 yıl yani takdir edilen ömür nispetinde emekli maaşı alacaksınız demektir. Örneğin 2026 Temmuz artışı ile 201,677 ile her yıl güncellenecek emekli maaşınız ile ömür boyu emeklisiniz. Eğer seçim yenilenmesi ile bir de seçime yeniden girip seçilmişseniz, emekli maaşınız yanında yeni göreviniz dolayısıyla 310 bin TL ilave milletvekili maaşı ile maaşınız toplamda 500 binin üzerine geliyor ki şu enflasyon ortamında son düzenlemeyle 23 bin 550 TL’lik en düşük emekli maaşı karşısında bu konjonktür akla ziyan bir yaşam standardı değil midir?

Halk, asil; milletvekilleri vekil ise parlamentoda halkın temsilcileri olan milletvekilleri ile halk arasında bu kadar yaşam standardı bu kadar konfor uçurumunun olması adil midir?

İşte bunun içindir ki milletvekillerinin emeklilik yasası güncellenmeli, milletvekillerinin emeklilik maaşları yeniden düzenlenmeli emekli olup yeniden seçilen milletvekilleri emekli maaşlarından feragat ederek görevde oldukları maaşı almalı ifade ettiğim gibi buna yönelik bir yasal düzenleme getirilmelidir.

Halk bu kadar zor durumdayken ikinci kez seçilen milletvekilleri hak ettiklerini düşündükleri emekli maaşları kadar hazineye irat kaydettirmeleri daha ahlaki veya daha vicdanidir.

Bu ülkede herkes fedakârlık yapıyorsa bir eli yağda bir eli balda olan iki maaşlı milletvekillerinin de ülkesi için bir fedakârlık yapmaları, maaşlarından birini devlete bırakmaları daha ahlaki değil midir?

Kanun yapıcılara buradan sesleniyorum. Bu durumu düzeltmek için daha neyi kimi bekliyoruz?