Yaş Alırken Değişim
İnsan doğduğunda önce günlük olarak anılır. Yani 3 günlük gibi. Sonra haftalık olarak söyleriz, 4 hafta gibi. Daha sonra aylık olarak konuşuruz bebeğin yaşını yani 3-6-9 aylık gibi. Eh en sonunda yıl olarak yaşını konuşuruz. 1-3-5-10 yaşında gibi…
Allah sağlık sıhhat versin yaş alanlara, bende 61 yaşını bitirip 62’den saymaya başladık. Şöyle geriye dönüp baktığım zaman 1 ile 7 yaş arasını hiç hatırlamıyorum. Ne yermişim, ne içmişim, hangi oyunları oynamışım, o yaş aralığımda değişime uğradığım gelişmeler neler dünya gözü ile görüp hatırlayacağım bir anı yok belleğimde.
Annem rahmetli, “seni çayın içine ekmek doğrar öyle beslerdim” derdi. Bir elimde balon ipini tutmuşum, diğer elimden babam rahmetli tutmuş, öyle bir siyah beyaz fotoğraf var elimde. O fotoğrafa bakınca 1-6 yaş aralığım hakkında çok fazla bir düşünce üretemiyorum. İlk okula başladığım sene babam rahmetli oldu. Ağlaşmalar az çok aklımda. Okula gidip gelirken arkadaşlarım çoğaldı sokak oyunlarımız arasında çelik çomak, yumulmaç, kovalamaç, bilye ütmece, gibi oyunlar oynarken çizgi roman kitaplarına düşkündüm. Arkadaşlar ile Mersin’in doğusunu, güneyini, kuzeyini batısını karış karış gezerdik. Gezdiğim zaman değerli madenler: bakır, alüminyum, demir gibi metalleri toplardık. Bunları hatırlıyorum. Bu yaş aralığım 10-15’di.
Şimdilerde moda olmuş gibi, çocuklara “büyüyünce ne olacaksın?” diye soruyorlar. Bana hiç ne olacaksın diye soran olmadı. Sadece çalışarak büyüdüm. Acaba bu çalışma azmim, babamın genlerinden mi geliyor? Bilmem, bunu kuantum fiziği ve felsefesiyle ilgilenen bilim adamları açıklayabilir. Çünkü babam kesme taş ustasıydı. Kolay iş değil taşları kesip bina yapmak. Gece gündüz çalışılması gerekir.
Hayatımızda yapacağım her tercihin başarılı olması için çalışmak gerekir. Çalıştım yüksek okul diploması sahibi oldum. Çalıştım stajımı Mersin’in en büyük fabrikalarından birinde yaptım. Çalıştım devlet memuru oldum. Yine çalıştım memurluğu bırakıp serbest ticarete başladım, çalıştım Gazate kurdum, çalıştım emekli oldum, hala da çalışıyorum ve bundan sonra ne olurum hiç önemi yok yeter ki çalışmak gerekir. Yılmaz bitkinlik göstermek acizliktir. Evet insan olarak değişirsin, yine değişirsin yine çalışırsın ama hep ayakta kalırsın. Bu bilinçte olmak gerekir.
Konuyu dış etkenlerden etkilenme değişimine getireceğim.
Yani çalışırken hayatımızda değişiklikler oluyor. Bu değişimlerin atalarımız ile bir bağlantısı var mı yok mu? Bunu bilmek isterim. Ama nasıl? Babam 57 yaşında Mayıs’ın 19’unda kalp krizi dedikleri hastalıktan öldü. Allah sağlık sıhhat versin dediğim buydu işte şükür ki, ben 57 yaşını sağlıklı geçirdim. Bin romanda okudum, babasının öldüğü yaşta oğlu da ölmüş diye, bunu öğrenince insan yaşını hesap etmeye başlıyor… İşte dış etken buydu. Ama biz o ruh halini değiştirebiliriz. Değiştirmek elimizde işte değişim konusu çok önemli. Örnek aldığınız ne olursa olsun. Kötü örnek ise o kötü örnek aklınızı almadan siz iyisiyle değiştirin. Çünkü yaş alırken sağlıklı olmak gerekir. Buda sizin elinizde.
Örneğin kahve falına bakar insanlar, meraktır işte. Otuzlu yaşlardayken falıma bakılmıştı. Bak bunu hatırlıyorum çünkü yaş almayla ilgili, fala bakan arkadaş dediki, 50 yaşlarında bir kaza geçireceksin ama sana bir şey olmayacak, ondan sonra ömrün daha da uzayacak… Gelde inanma… İnanmadım ama aklımdan hiç çıkmadı… Taki 50’li yaşlara gelene kadar. Ellili yaşlarda kazada oldu yani. Allah korusun böyle bir kaza birçok keresinde ölümle sonuçlanıyor. Ama şükürler olsun ki bana bir şey olmadı. Hatta aynı akşam büyük bir etkinliğim vardı ona da katılabildim. Gel de inanma… Şimdi yaş almayı sayıyorum 2026’da bir yaş daha aldım. Merak işte acaba ömrüm ne kadar uzayacak?
Sağ olsun başta eşim Fatma ve Kızım Habibe olmak üzere sosyal medya dostlarımın hepsi doğum günümü kutladı. Hepsine ayrı ayrı teşekkür ediyorum.
Siz siz olun yaş alırken yaşadığınız değişiklikleri çok düşünmeyin. Her değişim yeni bir kapı aralayacaktır.
Sağlıcakla Kalın!
Diğer Yazıları
Çok Okunanlar
